26 Ocak 2011 Çarşamba

iyiydik lan...

Kendimi aldatılmış hissettim en başta. Terk edilmiş. Kabul edemedim. Kolay değil bu. Zaten üç sene önce kalbimi kırmış bir kadının ikinci şansını da bu şekilde çöpe atmasını kabullenemezdim. Aynı kadın tarafından ikinci kez kalbimin kırılmasına önce sinirlendim. Yazdığı mektubu okudum. Daha da sinirlendim. Okuduğumu anlayacak ve sindirecek ruh halinde değildim. “Çabuk kaçtın” dedim, “Kolay pes ettin.”

Ardından yavaş yavaş kabullenme ile birlikte mantıklı düşünme evresi geldi. İlk bırakma kararı ne kadar aptalca ise bu da o kadar doğruydu belli ki. Çünkü ilkinde hiçbir neden yokken bırakan Henin, bu sefer dirseğindeki sakatlık yüzünden bırakıyordu. Onun, tutkusunu istediği gibi yapamamasına neden olan sakatlığı. Doktorlar dirseğinin çok kırılgan olduğunu ve üst düzey tenisi kaldıramayacağını söylemişler. Kimse kolunu kaybetmek istemez. Verdiği karar doğruydu!

Son bir yıla dönüp baktığımda aslında çaktırmadan iyi bir iş çıkardığını gördüm. Sadece yarım sezon oynadı ama biri grand slam olmak üzere dört final ve iki şampiyonluk gördü. Wimbledon olmadı. Ama en azından denemedin diyebilecek biri var mı?

2008’deki emeklilik kararında hiç affetmeyecektim onu. Wimbledon’ı da kazanıp efsaneler arasına girmek varken neden kolay yol ve çıkış seçmişti! Ama o döndü. Hiç beklemediğim bir zamanda döndü ve denedi. Sakatlandı. Artık yapacak bir şey yok.

Wimbledon’ı kazanamasa da o bir efsane. Çünkü onun oyunu kategori dışı. Ne geri çizgici, ne servis voleci, ne defansif, ne ofansif... Onun oyunu Henin tarzı. Bu minyon kadın teniste kendi kurallarını uyguladı. Ve dünyaya hükmetti zamanında.




Dünyaya gelmiş en iyi tek el backhand’e elveda. Kabullenme faslından sonra acı çekme safhası başlar. Dinleyelim....


3 yorum:

analog.yalanlar 26 Ocak 2011 23:18  

Bugün tenis tanrıları bizi sevmiyor. Üzüntüne katılıyorum. Hatta annemi aradım mızlamak için. Annemin konu ile ilgili yorumu belki iyi gelir:
"Kızım, ben yaşlandım çayı bile çift el forehand'le koyuyorum. Henin de yaşlandı, kabul etmek lazım."

onur 26 Ocak 2011 23:21  

Hahahaha. Bu üzüntümde güldürdü beni o anne.

El Guaje 29 Ocak 2011 03:03  

nasıl anlatsam, nereden başlasam...

2001'de herkes gibi haberim olmuştu senden. fransa açık finali'nde avustralya açık'ı kazanan jennifer capriati'ye yenilmiş, wimbledon yarı finali ise yenmiştin. finalde venus williams'a kaybetmiştin. o sene aklımda yer ettin. o kendine has tek el backhandin ile kendine hayran bırakıyordun. 2002'de evlendin, 2003'te ilk grand slam şampiyonluğun geldi daha sonra arka bahçen olacak roland garros'ta. şimdi burada aldığın tüm grand slamleri yazmaya gerek yok. annenin vefatından sonra carlos rodriguez ile tanıştın. baban ile aran iyi değildi. evliliğine sıcak bakmıyordu, tartışıyordun onunla hep ve ailen ile sık görüşmüyordun. carlos baba figürüydü senin için bir koçtan başka. zaten kariyerin devam etsin etmesin seninle oldu hep kortta ve kort dışında. sen varsan vardı carlos'ta. all around bir oyuncuydun, bunu kimse inkar etmeyecektir. bir çok zorluğun üstesinden geldin, kolundan saatin eksik olmadı. maç içinde senden "allez"ler geldi mi rahat ediyordum.

2008 yılında set bile vermediğin dinara safina'ya kaybettikten sonra artık hayatımı yaşayacağım, tenisten başka bir hayat var dedin. wimbledon'da şampiyonluk almamıştın daha. yorgunluk dolayısıyla bıraktın tenisi. çok kızdık, kızdım; ama yapacak bir şey yoktu. kafanı dinlemen gerekiyordu. kim clijsters döndü anne olduktan sonra wta tour'a. bu arada babasını kaybetmişti o da kanserden. dönüşü muhteşem oldu kim'in. us open'da zafer elde etti. hem de finale giderken williams kardeşleri geçmişti. kim'in dönüşü senin de dönmene sebep oldu.

2010'da o kadar güzel başladın ki sen de. brisbane'deki kim clijsters ile finaliniz uzun bir aradan sonra wta tour maçı izlememizi sağladı. yenildin; ama önemli değildi. dönmüştün ve müthiştin her zamanki gibi. avustralya açık'ta final gördün. wimbledon 4. turda kim'e kaybettin ve sakatlandın. ah wimbledon yine canımızı yaktın wimbledon derken sen sezonu kapattın. 2011'e girmeden, sezon başlamadan önce bırakabileceğine dair dedikodular çıktı, neyse ki sen topa vurmaya başladım dedin kasım sonunda da rahatladık. avustralya açık 3. turda svetlana kuznetsova'ya yenildin. maç sonrasında senden alabileceğim en kötü haber düşmüştü internete. sakatlığından dolayı tenis kariyerine noktayı koymuştun. aranız iyi olmasa da wta tour'un en iyi iki ismi olan sen ve kim'i londra'da izleme hayali bile güzeldi. seni sezon sonunda istanbul'da izleyecektik, avustralya açık sonrası seni 13 numaradan, ilk 8'e sokmaya bile çalışıyordum puanlara bakarak.

olmadı... seni canlı izleme şansımız ancak veda maçında ya da gösteri maçında mümkün olacak. sakatım diyorsun, kızamıyorum. sadece üzülüyorum.

i can remember all those great times we had
there were so many memories, some good some bad
yes and through it all
those memories will last
forever

allez juju

yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP