7 Ağustos 2010 Cumartesi

washington: yarı finaller

Washington'daki Legg Mason Classic turnuvasında yarı finalistler belli. Son şampiyon del Potro'nun sakatlıuğı nedeniyle uzaklardan izlediği mücadelede 1 numaralı seribaşı Tomas Berdych'ti. Di'li geçmiş zaman zira bir önceki posttan da anlaşıldığı üzere çeyrek finalde Xavier Malisse'e üç sette boyun eğdi. Malisse ise üçüncü turda John Isner'ı geçmeyi başarmıştı. Geçen hafta toprak zeminde final gören Richard Gasquet, Vliegen karşısında sakatlanarak çekildi daha ilk turda. Bir başka sakatlanan da Ernests Gulbis'ti.

Üçüncü tura yükselmeyi başaran dört Amerikalı'nın da çeyrek final görememesi Amerika Açık öncesi ev sahibi ülkedeki tenisseverleri düşündürüyor olmalı. Kadınlarda ilk 10'da iki Amerikalı bulunuyorken, erkeklerde sıralama sistemine geçildiğinden bu yana ilk defa ilk 10'da hiç Amerikalı bulunmayacak olması paniğe sebep olmaya başladı. Andy Roddick, Simon'dan set alamadı. Fish ise Cilic'e elendi.

Baghdatis'in çıkışı muazzam. Verdasco'yu eleyerek yarı finale yükseldi Rum. Çim sezonunda gelen ilk tur elenişlerinin ardından Washington'da son dörde kalması, Amerika Açık öncesinde bir umut oldu. Geçen hafta Los Angeles çeyrek finalinde yenildiği Janko Tipsarevic de çeyrek final görüp Cilic'e yenilmekten kurtulamadı.

Nalby ise RG ve Wimbledon'dan çekildikten sonra ilk defa ATP Tur seviyesinde mücadele ediyor. Arada Arjantin'in Rusya'yı 3-2 mağlup ettiği Davis Cup eşleşmesinde oynayan Arjantinli, Davydenko ve Yozuhny'i alt etmeyi başarmıştı. Şu an dünya sıralamasının 117. basamağında bulunan Nalbandian, wildcard ile katıldığı başkent Washington'da Wawrinka ve Chiudinelli'nin arından Gilles Simon'u da yenerek son dörde kaldı. Simon'un Roddick'i mağlup ettiğini de hatırlatayım.

Bu akşam Marcos Baghdatis-Xavier Malisse ve David Nalbandian-Marin Cilic yarı final maçları oynanacak.

Read more...

washington: kızdırmayın berdych'i

Washington organizatörleri Tomas Berdych'i kızdırdılar. Perşembe günü oynanacak olan maçlar fırtına nedeni ile dört buçuk saat geç başlayınca haliyle geç sona erdi. Tomas Berdych korttan saat 23.15'te ayrılabildi. Ancak organizatörler Berdych'in cuma günkü maçını öğlen 12'ye koydular. Wimbledon finalisti ve turnuvanın 1 numaralı seribaşı Çek raket de Xaiver Malisse'e yenilince olan oldu.

Gece zaten 2'ye kadar uyuyamadığını söyleyen Berdych, "Seneye turnuvaya gelir miyim bilmiyorum" diyerek restini çekti. Turnuva direktörü Newman (Seinfeld gibi okuyun) Baghdatis'in perşembe akşamki maçı daha geç bittiği için böyle yapmak zorunda olduklarını söyleyerek kendini savundu. Ayrıca Çek oyuncuya ulaşarak onu fikrinden caydırmaya çalışacağını söyledi.

Bırak be Newman, dönerse senindir. Hahahah...

Read more...

6 Ağustos 2010 Cuma

kopenhag: görges'in serisi son buldu


Kopenhag'da tenis heyecanı devam ediyor. Geçen hafta İstanbul'da korta çıkan tenisçilerden bazıları da bu hafta Danimarka'da mücadele ettiler. Örnek vermek gerekirse, Cirstea, Kvitova, Domachowska, Pironkova, Lapuşenkova, Larsson, Keothavong....

Danimarka'da 1 numaralı seribaşı kim tahmin edin. Allaşkına!

Bu turnuvada özellikle üç kızı izledim. Cirstea, Görges ve Chakvetadze. Cirstea'yı izledim çünkü iflah olmaz bir sapığı oldum kendisinin son 2 haftada. İlk turda kendisi Wimbledon yarı finalisti Petra Kvitova'yı yendi, ardından Srebotnik'i. Fakat çeyrek finalde gidip Zakopalova'ya yenildi. Zakopalova yahu, insaf.

Chakvetadze. Chaki normalde İstanbul Cup'a gelecek ve elemelerin 3 numaralı seribaşı olacaktı bildiğiniz üzere. Fakat ondan bir hafta önce Portoroz'da yaptığı patlama neticesinde final oynayıp, yıllar sonra turnuva kazanması planları altüst etti. Bu hafta da galibiyet serisini sürdürüyor Rus raket. Genç İsveçli Larsson'u mağlup ettiği ilk tur sonrası, benim Avatar diye tabir ettiğim Lapuschenkova'yı ve ardından Polona Hercog'u devirdi ve yarı finale yükseldi. Elemelerden geliyor ayrıca bunu da hatırlatayım.

Görges'e gelince. Geçen, ilk turda Vögele'yi mağlup ettiğinde Twitter'dan yazmıştım 15 maçta 14 galibiyet aldı diye. Bakın nasıl nazar değdiriyorum demiştim. Değdiremedim zira ondan sonra vatandaşı Barrois'yı da yendi. Çeyrek finalde Wozniacki ile eşleşti. İlk seti 6-3 kazandı. İkinciyi 6-0 kaybetti. Son sette 2-0 öne geçmesine rağmen hemen servis kırdırdı. Sonra yine 5-3 öne geçmesine rağmen, set için servis atarken, maçtan iki puan uzaklıktayken servisini kırdırdı. Tie-break'e giden seti kaybedince 16-1'lik seri de burada noktalanmış oldu. Bu süre zarfında bir ITF kazandı. İlk WTA şampiyonluğunu elde etti ve bir final oynadı.

Kopenhag'da yarı finalde Woznicaki ile Chakvetadze oynayacak. Tablonun alt tarafında ise 2 numaralı seribaşı Na Li ile Zakopalova kozlarını paylaşacak.

Read more...

muster, "en iyi"den ders alacak

Avusturyalıların tenisteki gururu. ATP sıralamasında ilk 10'a giren ilk Avusturyalı. Toprağın eski kralı, Nadal'ın atası. Thomas Muster, kariyerindeki 44 şampiyonluğun 40'ını toprak zeminde elde etti. Çimde ise tam bir felaketti. 1995'deki Roland Garros zaferinin ardından 1996'da zirveye, 1 numaraya ulaştı. Ancak Wimbledon'da tek bir maç dahi kazanamayarak bir özelliğe daha sahip oldu: 1 numara olup da Wimbledon'da maç kazanamayan tek isim Muster. Bu yönüyle Nadal ona fark atıyor.

1999'da pro tenisi bırakıp sakin bir yaşam sürmeye başlayan Muster'e birden ne olduysa -artık kafasına saksı mı düştü, parası mı bitti bilemiyorum- ATP Tur'a geri dönmüştü. 42 yaşında! Braunschweig'da geçen ay Conor Niland ile oynamış ve sadece üç oyun alabilmişti. Dün de Kitzbühel'de daha önce blogda sözünü ettiğim Jamaikalı Dustin Brown'a 6-4'lük iki setle kaybetti. (Bu arada Dustin Brown İstanbul Challenger'a geliyor. Muster de geleydi ya..)

İşte bu Muster, çalışma şeklinin ve oynadığı oyunun 15 yıl öncesinde kaldığını belirterek adaptasyon için ders almaya karar vermiş. "Ders almam, ders veririm" egosu yok demek ki adamda. "Avrupalı başka oluyor canım!!" Bu iş içinde Rafael Nadal ile anlaşmış. Sonbaharda beraber çalışacaklarmış. Hayırlısı.

"Daha ne kadar tenis oynayacaksınız?" sorusuna da "Karım 45 yaşına kadar istediğini yap dedi" diye cevap vermiş. 3 senesi var (matematiğim kuvvetli, bildiğin gibi değil).

Read more...

5 Ağustos 2010 Perşembe

foto: alternatif laf atma teknikleri

"Grip'in olayım sar beni"

(Foto: Forty Deuce)

Read more...

4 Ağustos 2010 Çarşamba

san diego: ana bildiğiniz, dinara bilmediğiniz gibi

Amerika Açık Serileri'nin WTA San Diego ayağında ikinci tur heyecanı yaşanacak bugün. 1 numaralı seribaşı Jelena Jankovic ve 2 numaralı seribaşı Samantha Stosur bugün ilk müsabakalarını oynayacaklar.


İlk turda iki seribaşı raket turnuvaya veda etti. 6 numaralı Bartoli, Daniela Hantuchova'ya üç sette mağlup olurken, Wickmayer de Sveta'ya yine üç sette boyun eğdi. Kuznetsova Wimbledon'daki ikinci tur mağlubiyetinin ardından ilk defa bir turnuvada boy gösteriyor ve galibiyet ile başlaması önemliydi. Belçikalı gibi çok ters bir rakete karşı kazanması ise sosu oldu. Geçen haftaki ilk tur galibiyetinden sonra karşılıksız aşk benzetmesi ile durumunu özetlediğim Ana yine ilk turda kaybetti. Shahar Peer karşısında aslında başabaş giden müsabakada ilk seti tie-break ile kaybeden Sırp, ikinci sette daha silikti. Neticede dediğime geldi. Rogers Cup'ta elemelerden girecek. İnanılmaz.

Safina maç kazandı. A-Bondarenko karşısında set vermedi Rus. Bu da ilginç bir gelişme zira alı maç üst üste kaybetmişti. Beş turnuvada ilk turda elenmişti. İkinci turda A-Radwanska ile oynayacak. Geçmiş olsun şimdiden. Twitter'dan da çıkmış küsüp. Çok dalga geçmişler. Yazık la. Pennetta ve Kirilenko ilk tur müsabakalarını kazanıp ikinci turda eşleştiler. Bu iki eski çiftler partnerinin maçı kaçmaz.

Bugünün programı aşağıda. Karşılaşmalar saat 21.00'de başlayacak:

Read more...

james blake sona mı geldi

James Blake, 2006 yılında dünya 4 numarasına kadar yükseldi. Ondan sonrada iki yıl boyunca ilk 10 tenisçisi oldu. Safin ile karşılaştırılan top duygusu ve şut çıkartma kabiliyeti ile yetenekli olduğu söyleniyordu. Ama hayatı Rus'unkinden çok daha zordu. Gençliğinde omur eğriliğinden muzdarip olduğu için günün büyük bir bölümünü sırtındaki özel aparat ile geçiriyor, diğer saatlerde tenis oynuyordu. Arthur Ashe'in de bir konuşması ile cesaretlenen Blake, profesyonel tenis kariyerine başladı. İlk 100'e girdikten sonra 2004, kabus gibi bir yıldı. Önce antrenman sırasında boynunu kırdı, temmuzda babasını kaybetti ve bu sırada yüzünün sağ tarafı zona hastalığı nedeniyle hissizleşti ve görüşü olumsuz etkilendi. 200lerin de altına düştüken sonra yılmadı ve beş ay içinde, ağustos 2005'te tekrar ilk 100'e girdi. O kadar hızlı ilerliyordu ki yıl sonunda 24. basamaktaydı. 2006'da ilk 10 giriş yaptı.

James Blake'in yetenekli olduğuna inanmıyordum o zamanlar. Abartıldığını düşünüyordum. Hala da düşünüyorum. Kariyerinde hiç Grand Slam yarı finali görememiş olması, sadece iki kez çeyrek final görebilmiş olması da bunu kanıtlar bence. En büyük başarısı ise 2006 sezon sonu turnuvasında oynadığı final. O kötü backhandiyle oralara kadar gelmesi mucizeydi bana göre. Ama onun bu kadar aksiliği atlatıp da bu kadar başarı yakalaması daha büyük mucizeydi. Eskiden daha fazla yüklenirdim kendisine. İlk 10'a yakışmadığını düşünürdüm. Ki yakışmıyordu o oyunla. Ama bu kadar zorluğa rağmen oralara tırmanması takdir edilmeli.

Amerikalı'nın ilk 10'dan düşüşü de girişi gibi oldu. Hızlıca. Geçen aylarda 117'yi gören Blake şimdi 105. sırada. Eastbourne, Wimbledon ve Atlanta'da üst üste gelen ilk tur mağlubiyetlerinin ardından geçen hafta Los Angeles'ta üç maç üst üste kazanarak çeyrek final görmüş ve şaşırtmıştı. Bu hafta Washington'da yine ilk turda vatandaşı Ryan Sweeting'e elendi. Bu yılki altıncı ilk tur mağlubiyeti. Kazansaydı tekrar ilk 100 olacaktı. Bir zamanlar Amerika'nın 1 numarası olan raket şimdilerde altı vatandaşının arkasında. Yaşının da 30 olması, emeklilik çanlarının çaldığı anlamına geliyor olabilir. Yabancı basında da konuşulan bu. Bakalım Blake kendi evindeki yılın son Grand Slam'inde belki de son patlamasını yapabilecek mi.

Read more...

3 Ağustos 2010 Salı

rüya ikili beş yıl sonra hopman cup'ta

Her sene başında düzenlenen ve sekiz ülkeden bir erkek-bir kadın tenisçiden oluşan takımların mücadele ettiği Hopman Cup 2011'de müthiş bir kadro yakaladı.

Sırbistan için hünerlerini sergileyecek ikili Novak Djokovic ve Ana Ivanovic. En son 2006'da ikisi de 19'ar yaşındayken Hopman Cup'ta mücadele etmişlerdi. Bu rüya ikili umarım bir sakatlık veya aksilik olmaz da seneye güzel girmemizi sağlarlar.

Bir başka güzel haber Juju. O da Steve Darcis ile birlikte Belçika'yı temsil edecek. Dönüşündne sonra kazanacağı ilk Grand Slam olacak olan Avustralya Açık öncesi ısınma turları olacak onun için. Serena Williams da katılacağını söylemiş. Hehehehehehehehehehehe.... Erkek kontenjanını ise John Isner dolduracak. O sırada hala Amerika Açık ilk turu maçı devam etmiyor olursa. Fransa takımı da belli: 21 yaşındaki Mladenovic ile Gael Monfils.

Almanya ya da Romanya da olur umarım. Lisicki ve Cirstea da kabul eder gelmeyi. Ne güzel olur. Hopman Cup 1-8 ocak tarihleri arasında düzenlenecek.

Read more...

2 Ağustos 2010 Pazartesi

atp'de 30. haftanın şampiyonları

 
 Nicolas Almagro d. Richard Gasquet 7-5/6-1
Son şampiyon Thomaz Bellucci'nin daha ilk turda ev sahibi raket Chiudinelli'ye elenerek şaşırttığı 5000bin tonluk monotlitten ibaret kupasıyla Gstaad'da kazanan Nicolas Almagro oldu. Dört yıl önce turnuvayı kazanan Richard Gasquet finale kadar yükseldi. 2010'daki üçüncü finali oldu Fransız'ın. Tek şampiyonluğu Nice'te. Rus doğumlu Kazaklardan, kariyerinde hiçbir parlama dahi olmayan Yuri Schukin yarı finale kadar yükseldi. Rişar'a yenildi. Çeyrekte Youzhny'i alt etmiş.


Juan Carlos Ferrero d. Potito Starace 6-4/6-4
JCF yaşını başını almış ama hala turnuvalarda tokatlıyor afedersiniz önüne geleni. BU performansları Grand Slamlerde görmek isterdik sayın one-slam wonder. Geçen finalde Davydenko'ya yenilen İspanyol, bu hafta Potito Starace'yi yenerek kupayı kaldırdı. Yarı finalde de Andreas Şappiiiii'yi yenmişti. Seppi de iki haftada bir yarı final bir final. Hadi bakalım.

 
Sam Querrey d. Andy Murray 5-7/7-6/6-3
Amerika kıtasında ise geçen hafta Amerikan finali oynanmış ve Mardy Fish kupayı kaldırmıştı. BU hafta finalde yine bir Amerikan vardı. Sam Querrey, Andy Murray'i tıpkı yarı finalde Tipsarevic'e yaptığı gibi geriden gelerek mağlup etti. Aslında yarı finaldeki maç için Querrey kazandı demektense Tipsy mallaştı demeyi tercih ederim. İlk seti tie-break ile almışsın. Gecenin 1'inde beni uyutmuyosun. Seni izliyorum. İkinci sette tie-break'te 5-2 öne geçiyorsun. Buradan seti veriyor, hızını alamayıp maçı da kaybediyorsun. E be köylü kızı! Ernest Gulbis de ikinci turda Alejandro Falla'ya denyoca kaybetti. Kızınca derim ben böyle. Döverim de severim de. Bu yıl Federer'i yenen isimlerden ikisinin mücadelesiydi.

Read more...

davenport, iki çocuklu şampiyon

Spor insan vücudunun ne kadar harika bir makina olduğunu bize gösterir. "Citius, Altius, Fortius" yani "Daha hızlı, daha yükseğe, daha güçlü” der Olimpiyat Oyunları'nın mottosu. Kadınlar için ise durum daha ilginç. Anne olduktan sonra spora dönenler ve başarılı olanların sayısı azımsanmayacak derecede fazla. En yakın örneği Kim Clijsters iken, Amerikalı raket Lindsay Davenport ikinci kez anne olduktan sonra döndüğü profesyonel turda, 34 yaşında, önceki akşam bir şampiyonluk daha yaşadı. En son iki yıl önce Memphis’te kupa kaldıran Davenport, partneri Liezel Huber ile birlikte Stanford’da çiftler şampiyonu oldu. Son sette yani süper tie-break'te geriden gelerek zafere ulaştı ikili.

Read more...

stanford'da vika'nın günü

Önceki gün Stanford yarı finalinde Agniezska Radwanska karşısında bir set geriden gelerek maçı kazanan Sharapova finalde aynı başarıyı gösteremedi. Victoria Azarenka ile karşılaşan eski dünya 1 numarası müsabakayı 6-4/6-1 kaybetti.


Masha ve Vika deyince zaten kulak tıkaçları devreye girer. Bağırmalarına karşı değilim. de Brito'nunkiler dışında beni rahatsız etmiyo.

Bu sonuçla Azarenka 12. sıraya yükselirken tekrar ilk 10'a girmek için önemli bir adım attı. Masha da aynı şekilde 13. sıraya yükseldi. Hadi be kızlar seneye İstanbul'da sezon sonu turnuvasında görelim sizi de güzellik ortalaması artsın. Başka türlü nasıl seyirci çekeceğiz? Bugün İstanbul Cup finali yine boş tribünlere oynandı.


(Foto: Getty / Reuters)

Read more...

istanbul cup 2010: youuu nastya!

İstanbul’da durduğunuz yerde litrelerce su kaybettiren bir sıcak altında, bu yıl altıncısı düzenlenen İstanbul Cup Tenis Turnuvası’nın finalini izlemek için tribünler tabii ki dolmamıştı. Finalde karşılaşacak isimler turnuvanın 3 numaralı seribaşı Anastasia Pavlyuchenkova ve vatandaşı Elena Vesnina alkışlar eşliğinde korta çıktılar. Bir sene önce yaşanan 41 dakikalık finale benzememesi için totemler yapılıyordu.

Müsabakaya servis karşılayarak başlayan 19 yaşındaki Pavlyuchenkova, daha ilk oyunda bulduğu servis kırma şansını değerlendirerek avantajlı bir başlangıç yaptı. Ancak Vesnina’nın cevabı gecikmedi. Hemen bir sonraki oyunda rakibinin servisini kıran Rus raket, ritimsiz oyunu nedeniyle ilk sette 5-2 geriye düşünce “Acaba geçen seneki gibi kısa bir final mi olacak” soruları geçmeye başlamıştı akıllardan.

Vesnina’nın dirilişi bu soru işaretini giderdi. Sekizinci oyunda set puanı çevirdikten sonra önce üst üste beş oyun alarak ilk seti 7-5 hanesine yazdıran 24 yaşındaki sporcu, ikinci sette de durulmadı. İlk oyunu sıfıra karşı kazanan Rus raket, uzun süren ikinci oyunu da servis kırarak hanesine yazdırdı. Sonraki iki oyunu kazanınca üst üste dokuzuncu oyununu kazanarak 4-0 öne fırladı. Maçı kazanmaktan sadece iki oyun geride olan Vesnina bu sefer boğulan taraftı. Pavlyuchenkova iki kez servis kırarak skoru 4-3’e getirdiğinde umutları da yeşermişti. Bu sırada vatandaşı sağlık muayenesi için doktoru çağırıp tansiyonunu ve ateşini ölçtürdü.

Forehandlerde ve backhandlerde ritmini bulan 19 yaşındaki Rus, ikinci seti 7-5 ile hanesine yazdırdı. Bu yılki final, geçen senekinden çok farklıydı. Pavlyuchenkova, üçüncü setin dokuzuncu oyununda servis kırdıktan sonra kendi servisine de tutundu ve kariyerinin ikinci WTA Tur şampiyonluğunu İstanbul’da elde etti. Vatandaşı Vesnina ise kariyerinin üçüncü finalinden yine boynu bükük ayrıldı. Hem de doğum gününde.

3 saat 10 dakika süren müsabaka, bu yılın ve İstanbul Cup tarihinin en uzun finali olarak kayıtlara geçti. Birincilik ödülü olarak 37 bin dolar kazanan Pavlyuchenkova, altı yıllık turnuva tarihinde şampiyon olan üçüncü Rus raket oldu.

Read more...

1 Ağustos 2010 Pazar

stanford'da neler olmuş

Sadece İstanbul yok.

Kadınlarda haftanın diğer turnuvası Stanford'daydı ve ben hiç ilgilenemedim. Üzgünüm. Şöyle bir üzerinden geçelim bakalım neler olmuş.

İlk turda can alıcı eşleşmeler var demiştim ana tabloyu size verirken. Sharapova-Zheng maçı örneğin. Masha iki sette kazandı bu maçı. Diğer önemli değil ama komik eşleşme tablonun en altındaydı. Roland Garros'ta Safina'yı ilk turda yenen Kimiko Date Krumm, Stanford'da da üç sette kazandı. Rus raket artık kendine gelemez. Date-Krumm ikinci turda Dementieva ile eşleşti. İlk seti kazansa da sonraki setleri kaybederek turnuvaya veda etti.

İlk turda sonucunu en çok merak ettiğim karşılaşma ise Ana Ivanovic ile Alisa Kleybanova arasındaydı. Ivanovic 6-3/6-2 kazandı maçı. Roland Garros'un da rövanşını almış oldu. Çok şaşırdım bu sonunca. Ivanovic sizi peşinden koşturmayı seven kız gibi. Platonik aşkınız gibi. Kaynediyo, kaybediyo, kaybediyo (yüz vermiyo), tam umudu kesmişken (başka kızlara meylederken) hooop bir galibiyet alıyor (sizi arıyor) ki umutlanıyorsunuz. Sonra yine aynı terane. İkinci turda ne yaptı Ana? Baroli'ye iki sette mağlup oldu. Dedim ben size.

Shahar Peer hariç bütün seribaşılar çeyrek finaldeydi. Kirilenko'ya yenildi İsrailli. Çeyrek final eşleşmeşerinde Stosur, Wickmayer'i; Azarenka, Bartoli'yi; Radwanska, Kirilenko'yu ve Sharapova da Dementieva'yı mağlup ederek son dörde kaldılar. İlk yarı az önce sonuçlandı ve Azarenka, Sam Stosur'u çok rahat geçti.

Roland Garros finalisti Stosur, şampiyon Schiavone'den daha iyi gidiyor. Masha- Radwanska yarı finali 4 saat sonra başlayacak bu postun saatine göre.

Read more...

istanbul cup 2010: çiftler şampiyonları

Daniilidou/Wöhr d. Kondratieva/Uhlírova 6-4/1-6/11-9

Read more...

istanbul cup 2010: finalde iki rus

İstanbul. Eminim ki bu şehrin altında bir çark var. Benjamin Linus bu çarkı çevirdi ve koskoca şehir ekvatora yakın bir yere konuşlandı. Leş gibi nemli ve sıcak bir havada İstanbul Cup altıncı gününü bitirdi. Yarı finale kalan tenisçiler sevinsinler mi üzülsünler mi bilemiyorlar tabi. 40+ derece sıcaklığın altında öğlenin üçünde Anastasia Pavlyuchenkova ile Jarmila Groth finaldeki ilk koltuğu kapabilmek için mücadeleye başladılar.

Öncelikle şunu belirteyim. Kortun içerisine, baselinedan fileye kadar mayın döşeliydi. Ya da iki oyuncuya da öyle dediler. Zira maçta file önü oyunu yoktu. Yani saysanız bir elin parmaklarını geçmez voleye gelip de puan alma denemelerinin sayısı. Drop-shot sayısı ise 3 ve hepsi Nastya'dandı.

Tamamen baseline mücadelesi şeklinde geçen müsabakada Jarmila Groth kesinlikle daha iyi oynayan taraftı. ENKA'da çalışmalarını sürdüren Groth'un servislerine hayran kaldım. Kesinlikle temel olarak kusursuz ve hızı 180-190lardan aşağıya inmedi kolay kolay. BUna karşın Pavluçenkova'nın servisleri ise gerçekten berbattı. İlk gün rüzgarı falan bahane etti ama bugün tek bir esinti bile yoktu. Ve çok kötü serivs attı Rus raket. O cüsseyle iyi servis atsa zaten Venus falan hikaye kalır.

Groth servislerinin dışında baseline gerisinden de çok iyi dövdü topları. Topu erken alıyor ve rakibine zaman tanımıyor poazisyon alması için. Kaç tane return ace yaptı sayamadım. İlk sette servis kırma olmadı. Tie-break ile Nastya seti kazandı. İkinci sette Groth baskın olmayı başardı. iki kez servis kırdı. 6-2 kazandı.

Üçüncü sette bir an karakolda bitecek sandım maç. İkinci setin arından tuvalet molası için içeri girdi Anastasia. Groth da 10 dakikanın dolmasına yakın kalktı koltuğundan. Ancak Rus raket geç geldi. Sonra bir de koçunu çağırdı. Groth ayakta kalakaldı öylece. Koçuyla konuştu, gripini değiştirdi. Ama kurallar dahilinde hepsi. Groth önceden kalkmamalıydı. Kalkınca da oturmayı yediremedi, öyle yaslanıp izledi etrafı. Neyse sonunda set başladı.

Pavluçenkova dördüncü oyunda iki kez servis kırma şansı yakaladı. Harika servislerle bunları çevirdi Groth. Ardından çizgiye yakın düşen bir topta tekrar servis kırma şansı yakaladı Rus raket. Groth burada hakeme itiraz etti ama sonuç değişmeyecekti tabii ki. Servisi kırdı Nastya 3-1 öne geçti. Fakat hop, bizim ufaklık geri kırdı.

Setin başında Anastasia'nın kötü servislerine agresif return yapmaya çalışan Jarkka'nın topları filede kaldı hep. 3-3'ten sonra onlar da düzelmeye başladı. Dokuzuncu oyunda servis kırmayı başarınca Avustralyalı, "Maç bitti" dedik. Maç için servis kullandı ama ben Pavluçenkova'yı boşuna turnuvanın favorisi göstermemiştim. Tutundu servis kırarak 19 yaşındaki Rus raket. Ve sonraki iki oyunu da alarak finale yükseldi.

Groth ise Pavluçenkova'nın çirkefliklerine rağmen filede elini sıktı. Nastya'yı severim yine de. Bu kadar çirkef olabileceğini bilmiyordum. Mesela filedeki Groth'un üzerine iki tane top attı. Özür dilemedi. Groth dik dik baktı. Bu kadar stresli bir maçtan sonra Groth gözyaşlarını tutamadı. Maç bitti ben yemek yedim geldim, hala WTA Ofisinde şiş gözlerle oturuyodu. Üzüldüm.

Günün ikinci maçında Petkovic ile Vesnina karşılaştı. İlk seti Petkovic ışık hızıyla 6-1 aldı. İkinci seti ışık hızıyla 6-0 kaybetti. Fakat bir rahatsızlığı vardı Alman raketin. Tansiyonunu ölçtürdü. Üçüncü setten önce içeriye gitti. Bomba gibi döndü. 3-0 öne geçti son sette. Fakat ne olduysa bir anda şalteri kapattı. Beş oyun üst üste verdi. Ama biraz da bizim gazımızla tie-break'e götürmeyi başardı seti. Burada çok kötü bir tie-break oynayarak elendi. Nazar değidirdiler bence kıza.

Finalin adı Pavluçenkova-Vesnina. Rus derbisi. Bugün saat 17.00'da.

Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP