30 Mart 2011 Çarşamba

miami: siyah kuğu


Dün gece tenis geçmişimin en trajik maçlarından birine tanık oldum. Kendi adıma bu kadar kalbimin kırıldığını hatırlamıyorum diyebilirim.

Her şey o yağmurla başladı aslında. Pazartesi gecesi oynanması gereken maç düne ertelendi. Dün de yağmur rahat vermeyince sıkışan programda Ana-Kim maçı iki numaralı korta alındı. Günlerdir beklediğim eşleşme yayınlanmayacak ve ben internetten link dahi bulamayacaktım. Neden günlerdir bekliyordum? Çünkü Ana tam patlama yapacağı sırada karşısına hep Clijsters çıkıyordu ve ben bu sefer Belçikalı'nın yenilen tarafta olacağından emindim.

Cine 5'in şifreli yayınından meme ucu görmeye çalışan ergen gibi geçtim canlı skor ekranının başına sayıları izlemeye başladım.

Başa baş giden ilk seti Clijsters aldı. Ana iki kez mini-break çevirmeyi başardı. Ancak son iki servisini kaptırınca seri vermiş oldu. İkinci sette ise servis kırma avantajıyla sürdürdü seti ve son oyunda bir kez daha servis kırarak AJDE dedirtti.

Son setten ise nasıl bahsedeceğimi bilemiyorum. Orada olup, hani o anı yaşamanız lazım. Ana arka arkaya servisler kırarak 5-1 öne geçti. Kim servis atarken de 0-40'ı yakaladı. Üç maç puanı. Burada zafer şarkılarını çoktan söylemeye başlamıştım. Kim olsa söylerdi orada. O maç bitmiştir artık çünkü. Öyle olması gerekirdi. Clijsters önce üç puan üst üste aldı. Ana bir dördüncü şans buldu. Onu da değerlendiremedi. Servisine tutundu Clijsters.

"Olsun canım double-break avantajımız var. Zaten Ana servis atacak şimdi bitirir maçı."

Ama Clijsters her puanda güveninin üzerine Petronas Kuleleri dikerken, Ana her geçen saniye yıkıldı yıkılacak İkiz Kuleleri andırıyordu. Bunu canlı skor ekranından dahi görebiliyordunuz. Ana'yı azıcık biliyorsan, orada olmana gerek yok. Clijsters Ana'nın servisini kırdı ve sonra kendi servisine tutundu. 5-4.

"Olsun şimdi Ana servis kullanacak. Burada defteri dürer."

Dürümü sardırsam mı burada mı yesem? Ana maç puanı bulamadan servisini kırdırdı. Sonra Belçikalı servisine tutundu. 5-6. Alfred Hitchcock'un ulaşamadığı mertebede bir gerilim. En kötüsü de bir şey yapamamak. Maçı izleyememek. Neyin yanlış gittiğini görememek. Koçu olup da iki cesaretlendirici konuşma yapamamak.

İçindeki siyahlık her geçen saniye günyüzüne çıkan, o kötü ve amaçsız tarafı bedenini, ruhunu, vuruşlarını ve güvenini ele geçiren Kuğu'm çırpınıyordu. Hayır, pardon, çırpınamıyordu bile. Damarlarında oksijen yerine panik dolaşırken ve ben tedirginlikten gözlerimi kapatıp skora dahi bakamazken servisine tutunarak seti tie-break'e götürdü.

Ve işte şimdi kreşendo. Clijsters 4-0 öne fırladığında içimden kopan parçalar skor 4-4'e geldiğinde tekrar birleşmeye çalışadursun bu sefer mutlu son olmayacağından emindim. Işık varsa umut da vardır derler ya. Miami bir kara delikti. O yüzden emindim ve Clijsters kazandı... Ve mükemmel de değildi hiçbir şey.

Maç bittikten sonra hissettiğim mutlak sessizliği Beethoven'ın 7. Senfonisi bile bozamayacaktı. "Düşüş" bu sefer felaketti.

Read more...

29 Mart 2011 Salı

foto: pikaaa-


-çuuuuuuuuuuu


Dikşinyeaaaaa... Tfutfutfutfutfuu..

Read more...

miami: not alın


Maria Sharapova d. Sam Stosur 6-4/6-1

NOT AL ARKADAŞIM!!! 2011 Roland Garros şampiyonu Maria Sharapova!

 
Ben de seni öpüyorum bebeyyyim! 

Masha'nın rakibi Dulgheru oldu çeyrek finalde. Ters.

(Bir anlık gazla girilen postlar)

Read more...

miami: i have a plan john!


Hemen şunu söyleyerek başlayayım. Şu an WTA Tour’da Indian Wells-Miami dublesi yapacak bir insanoğlu bulunmamaktadır. (Wozniacki elendikten sonra söylemesi kolay gibi duruyor değil mi)

Wozniacki’den nefret etmem. Çok da sevmem. Küçükken sevimliydi, sempatim vardı. Beni yanıltmadığı ve başarılı bir tenisçi olduğu içinde artısı vardır gözümde. Büyüdükçe itici olmaya başladı ama o kötü oldu.

Bugün Petkorazzi karşısında kendi standartlarının (Evet dostlar, onun da standartları var) çok altında kalınca Alman tenisçi için bu fırsatı değerlendirmek, boş kaleye gol atmak gibi oldu. Petkovic kötü mü oynadı? Hayır. O da normalinin üstüne çıkmayı başardı.

Aslında Petkovic değişik oyun planı ile Wozniacki’yi şaşırtmayı planlarken, Caro önce davrandı. Hiç alışık olmadığımız şekilde basit topları kaçırdı. Şimdi bunu beklemeyen bir tenisçi için donakalmasını bekleyebilirsiniz. Petkorazzi öyle yapmadı. Kendi kurgusuna devam etti. O kurguyu kendi ağzından dinleyelim:

“Çoğu oyuncu Caroline’e karşı güç yönünden üstünlük kurabileceğini sanıyor. Bence bu yanlış bir yaklaşım zira onun en rahat olduğu zaman topları kovalayıp oyuna çevirdiği oyun tarzıyla gerçekleşiyor. Ve siz bir kez konsantrasyonu kaybettiğiniz anda, puanı bitiriyor. Bazıları onun psuher olduğunu söyleyebilir ancak toplar hiç de öyle yavaş ya da kısa gelmiyor. Oldukça derin bu yüzden atak yapamıyorsunuz.


“Ben oyunda çeşitliliğe gitmeye çalıştım ve ralliyi kontrol etmesine izin verdim. Kısa topta fırsatı yakaladığımda ise bitirmeye çalıştım. Çünkü her topa bütün gücünüzle vurmaya çalışırsanız o rahat olduğu şeyi yapar ve eninde sonunda kaçıran siz olursunuz.

“Benim yapmaya çalıştığım ise sabırlı olmak ve kısa düşen topu beklemek. O zamana kadar da çeşitliliğe gidip inisiyatifi ona vermekti.”

Peki arkadaşım mal mısın bütün oyun planını anlattın mikrofonlar önünde? Bu seni diğer oyunculardan ayıracaktı. Sen hep Caroline’i yenecektin, onlar yenemeyecekti. Tüh bak gördün mü?

Aklıma Lost geldi ister istemez. Benjamin bile anlatmazdı be planını öyle herkese!!!


Galibiyetten sonra PetkoDance geldi ama söylediğine göre bu son turnuva olacakmış dans ettiği. Aslında Amerika Açık'tan sonra bırakmak istemiş ancak fanlar "O kadar yol tepip dansını izlemeye geliyoz biz. Malız da biraz. Tenis izlemeye değil dans izlemeye geliyoz" deyince kırmamış onları devam etmiş.

Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP