6 Eylül 2009 Pazar

sputnik'ten melanie oudin'e

50'lerin iki kutuplu dünyasında amerika birleşik devletleri ile sovyetler arasındaki çekişme bir derbi rekabeti şeklinde tecelli ediyordu.. her ne kadar savaş soğuk da olsa iki ülke de silah ve savunma sanayii üzerinden birbirlerine üstünlüklerini kabul ettirme çabası içindeydiler.. özellikle birbirlerinin komşu ülkeleri ile dost ilişkileri içine giren ve geliştirdikleri uzun menzilli füzeleri buralara yerleştirerek birbirlerinin gözünü korkutan bu iki ülkenin rekabeti uzaya çıkmaya ve aya ayak basmaya kadar varan sonuçlar doğurdu.. sovyetlerin "yoldaş"ına amerika'nın cevabı neil armstrong'un aydaki ayak izi oldu..

90'ların ikinci yarısından itibaren patlama yapan rus kadın tenisine sadece williamslar ile cevap verebilmişti amerika.. sputnik görevi gören kournikova ile birlikte birçok genç rus kız tenisçi olma sevdasına kapılmış ve rusya'ya "bir muzun içinde gelen tenis sporu" 2000'lerin ortalarında bu soğuk ülkenin kadınlarının dünya tenisi domine etmesiyle zirveye ulaşmıştı.. ve yavaş yavaş birleşik devletler de genç raketlerle ruslara karşılık vermeye başladı..

melanie oudin wimbledon 2009'da sırp raket jelena jankovic'i eledikten sonra daha da bir dikkat çekmeye başlamıştı.. maç sonrası basın konferansında oudin'e idolü sorulduğunda verdiği cevap kimseyi şaşırtmamış olmalı: justine henin.. "neden henin?" denildiğinde ise "çünkü dünya 1 numarası olmak ve grand slam kazanmak için illaki 1.80 ve üzeri boyunda olmak gerekmediğini bizlere gösterdi" demişti 1.68 boyundaki amerikalı.. "ve rus olmak gerekmediğini" diyerek kendisine ek yapan gazeteciye de gülerek hak vermişti..

henüz aradan 2,5 ay geçti ve melanie oudin amerika açık'ta boyu 1.80'e yaklaşan rus raket anastasia pavlyuchenkova ile ilk turda eşleşti.. amerika'nın 3 numarası olarak katıldığı turnuvanın ilk turunda rusya'nın 9 numarasına sadece 3 oyun vererek tur atladı.. bu pek dikkat çekmiş olmamalı zira sıradan bir ilk tur maçı gibi duruyordu.. anastasia pavlyuchenkova'nın junior kategorisinde 1 numaraya ulaşmış ve 3 grand slam sahibi bir tenisçi olması profesyonel turda mutlaka başarılı olacağı anlamına gelmiyor tabi ama junior slamlerde kendisi ile beraber mücadele eden ve en iyi derecesi yarı final olan genç amerikalı karşısındaki bu mağlubiyet aslında oudin için çok şey ifade ediyordu..

oudin'in ikinci turdaki görevi çok daha zordu: rusya'nın iki numarasını yenmek.. (ki safina'yı sayma, 1 numarası) oudin'i tanımayanları artık iyice ondan haberdar eden bir maç oldu.. seyircinin kendisine verdiği güven sayesinde 91'li raket, dementieva karşısında 40 yıllık deneyimli bir oyuncuymuş gibi oynadı.. zerre çekinmedi, clijsters'ın da dediği gibi rakibin hata yapmasından çok basit hatayı göze alıp winner ile puana gitmeye çalışması bile puanı alsın ya da almasın büyük bir karakterlilik örneğidir.. dementieva gibi bir tenisçiden ilk seti kaybettiği maçı alması ise zihinsel olarak ne kadar güçlü olduğunun ve kararlılığının göstergesidir şüphesiz..

dementieva galibiyeti onu bir anda medyanın ilgi odağı haline getirdi.. bir de ev sahibi olmanın avantajı var tabi bunda.. yerel basın hep ondan bahsedince dünya da ister istemez ona yöneldi.. melanie'nin ikinci tur galibiyetinden sonra buna en çok sevinenin şarapova olduğunu söylemiştim.. çünkü şarapova'nın oudin karşısında dementieva karşısında oynadığından daha rahat oynayacağını ve rahat bir galibiyete gideceğini düşünüyordum.. göründüğü gibi gitmedi.. şarapova şu anda bir maçta yapılan en fazla çift hata rekorunu elinde tutan bir başka rus raket anna kournikova'ya nazire yaparcasına, 21 çift hata ile neredeyse 1 seti amerikalı'ya hediye etti.. ancak bu çift hataları ve aceleri istatistiklerden çıkartırsanız aslında rallilerde başabaş bir oyun sergilendiğini görürsünüz..

oudin "çift hata ve ace'ler hariç" 21 winner/ 38 basit hata ile oynarken, şarapova 25 winner/ 42 basit hata oranı ile oynadı..

durum böyle.. ilk 3 turda hep rus raketlerle oynayan ve oynadığı oyuncuların boyu her seferinde artan (1.76 / 1.80 / 1.88) oudin'in dördüncü turdaki rakibi bir başka rus: nadia petrova.. eğer ki petrova'yı da geçmeyi başarırsa halk kahramanı olacaktır amerika'da.. 50'lerde yaşasaydı heykeli bile dikilebilirdi genç kızın..

o zamanlar füzeler üzerinden gelişen ve uzaya çıkmakla neticelenen (türkler içinse bitmez "elalem fezaya çıktı biz hala ne tartışıyoruz" geyiğinin başlangıcını müjdeleyen ki tenise de çok rahat uyarlanabilir) bu sürecin bir benzeri günümüzde tenis kortlarında yaşanacak mı? füzelerin ve silahların yerini groundstrokelar ve servisler alacak mı? bunların cevabını önümüzdeki bir kaç yıl içinde öğreneceğiz..

5 yorum:

Egemen 6 Eylül 2009 12:48  

Oudin gercekten cok iyi. Maria o servisleri daglara taslara atmasaydi veya neredeyse her ilk servisini fileye takmasaydi Oudin kazanamazdi ama bu kizimiz da daha 17 yasinda. Sonucta muthis bir potansiyel oldugu kesin. Justine'e olan benzerligi ve hayranligi da gelecek icin umut verici.

Henin gercekten donerse bu ikilinin maclari abla kardes maclari gibi gorunebilir izleyenlere.

Tek sorunumuz Williams kardeslere otabanin iyice acilmis olmasi.

forevertennis 6 Eylül 2009 15:07  

Sharapova,Jeca,Safina ve Dementieva elenmeseydi bile Serena kazanabilirdi bence.Çünkü bana göre bu oyuncuların hepsinden daha iyi.Bunu head-to-headlara bakarakta anlayabiliriz.Sharapova'nın elenmesine şaşırdım.Gerçi Oudin'in zorlayacağını düşünüyordum ki oldu da ama yeneceği ihtimali zordu biraz.Ama zoru başardı.Oudin'i tebrik ediyorum.Genç yetenekler WTA'yi ileride sıkı sıkı saracak :)

nuage 6 Eylül 2009 15:32  

Williams'lardan biri kazanacak galiba Amerika Açık'ı. Bu da hiç güzel bir şey değil...
Yalnız, bana kalırsa, Petrova Oudin'i geçecek. Öyle düşünüyorum.

nuage 6 Eylül 2009 15:51  

Bu arada, Jankovic Oudin'i yendikten sonra ona Oudin'i sormuşlar ve şu yanıtı vermiş: "Çok fazla silahı yok. Oyunundan etkilenmedim.". Şarapova ile dün röportaj yapmışlar ve ona sormuşlar JJ'nin böyle bir şey söylediğini şu cevabı vermiş: "Shocking. Shocking that she said that.".
Sonra bir de en az 20.000 Oudin taraftarının kortta olduğunu ve onu desteklediğini söyleyip maçı kazanmadan bunun etkili olup olmadığını sormuşlar. Yine yanıt Mariya'dan beklediğim güzellikte: "Hayır, maçı kaybetmemin nedeni kesinlikle bu değil.". Bu kızda karakter var yahu. Bak kalbimi kazandı hemen... :)))

Bu arada "Justine Henin idolüymüş Oudin'in." demişler. "Bilmiyorum ortak yönlerini ama, Oudin'de tek el backhand yok." deyip Henin'i ayrı bir yere koymuş canım benim... Tamam yenildin. Üzülme. Unuttum gitti. (:

drama queen 6 Eylül 2009 18:17  

yazını çok beğendim onur, tenise böyle bir bakış açısı süper :)

yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP