20 Nisan 2010 Salı

barcelona: marsel benim umudumdur


Bugün Şevket Furkan Erbay ile konuşuyordum. Marsel'i benden daha iyi tanır. Marsel'in toprak korttan tiksindiğini söyledi bana. Can Hoca zar zor motive ediyormuş kendisini toprakta çalışmak için.

Marsel nefret ettiği bu zeminde Hewitt'i bayağı zorladı. Tahmin ettiğim gibi bir set aldı. Maçı kazanması düşük ihtimaldi ama zemini biraz sevse, biraz da deneyimli olsa kazanacaktı müsabakayı. Ben ilk seti kazanır sonraki iki seti kaybeder diye düşünüyordum. İlk seti kaybetmesine rağmen mental olarak çökmemesi olumlu bir işaret oldu. Daha güzel oldu.

Maça çok kötü bir ilk servis yüzdesi ile başladı Marsel. Normalde yüzde 70'ten aşağıda servis kullanmayan çocuk 50lerde idi yanlış hatırlamıyorsam. 3-0 geriye düştü. Sonra biraz toparlansa ve bir servis kırmalık dezavantajı telafi etse de ikinciyi gerçekleştiremedi ve ilk seti 6-4 kaybetti.

İkinci sete fırtına gibi girdi. 3-0'ı yakaladı. Ancak bir an konsantrasyon kaybı ya da Hewitt'in uyanmasıyla bocaladı. 4 oyun arka arkaya verdi. Ama ardından aldığı üç oyun onun eski dünya 1 numarasından 1 set koparmasını sağladı. Son sette ise deneyim konuştu.

Bu sonuç beni memnun etti. Ha, Marsel bu turu geçebilseydi Schwank ve Navarro'yu da geçer Söderling ile çeyrek final oynardı. Olmadı, bir başka sefere olacak ama. Söderling 25 yaşında açıldı, Grand Slam finali oynadı. Marsel de daha 22sinde.

Keşke basında daha geniş yer ayrılabilse. Keşke ismini Türkiye'de daha çok duyurabilse. Elin İngiliz basını Marsel hakkında haber yapıyor. Davis Cup'ta bizim için tehdit bu çocuk diyor. Türkiye'nin büyük çoğunluğu tanımıyor. Biraz tanıtılsa, tenise olan ilgi artacak. Çocuklar kendilerine rol modeli alacaklar belki. Arda'yı, Memo'yu aldıkları gibi. Tenisçi olmak isteyecekler belki. Bu işler biraz da böyle yürür.

5 yorum:

El Guaje 21 Nisan 2010 00:32  

Bizimkiler, küçük bir kısmı hariç, varsa yoksa meşale, rezil olduk yazsınlar. Küçük bir kıpırdanma bile yeterli olur. Belki bir gün bizim iki sporcumuzda 40.000 kişinin önünde gösteri maçı yapar. Aslında o maça gitmek lazım. Gerçi seneye İstanbul'dalar. :)

Spooky 21 Nisan 2010 09:36  

Arda'yı rol model alan çocuğu döverim.

onur 21 Nisan 2010 12:14  

Adı üstünde çocuk ya :)

Bu sezon sonu turnuvasının İstanbul'da yapılacak olması güzel de hala garanti değil. Her an alabilirler elden.

Spooky 21 Nisan 2010 13:33  

İstanbul ile ilgili olumsuz haberleri çok önce yorumlara ben de yazmıştım da sonradan o sorun halledildi diye bir haber okudum sanki. Teminat mektuplarıyla ilgili bir şeyler.

Bu arada Söderling örneği insana umut veriyor. Ülkece, çıkardığımız bütün sporcuların efsane olmasını kazanılmadık turnuva bırakmamasını istiyoruz. Tuncay bile Barcelona'ya, Liverpool'a gitseydi ne yapacak M'boro da diyenler oldu.

Sözlük'ten birisi Ayyaş Yürüyüşü diye bir kitap tavsiye etmişti. :)
Kitabın ilk bölümünde sporcuların en iyi sezonlar ve rastlantısallığın etkisiyle ilgili bir bölüm var. Beyzbol oyuncularının istatistikleriyle örneklenen. İşte bizim de Marsel'in Normal Marsel'in üzerine çıkmasını beklememiz lazım herhalde.

onur 21 Nisan 2010 14:24  

Kara Murat benim :) Kitap güzeldir. Okuyun, okutun..

yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP