8 Ekim 2010 Cuma

alkışlayın yeni 1 numaramızı

Wozniacki yaptı. Serena Williams'ı koltuğundan indirdi yerine kendi oturdu. WTA tarihinin (1975'ten bu yana sıralama tutulur) yirminci 1 numarası. İlk Danimarkalı 1 numarası.

Caro, Jankovic ve Safina ile birlikte Grand Slam kazanamayan 1 numaralar kervanına katıldı. Böyle oldu ya şimdi yine bikbiklenenler çıkacak.

Şimdi çok garip, çünkü iki uç örnek var karşımızda.

Serena Williams ve Caro Wozniacki. Bir Serena ki hani kurallar izin verse sadece Grand Slamlere katılıp, sezonun geri kalanında yayacak ve buna rağmen ilk beşte kalmayı başarabilecek bir isim. Diğer yanda Caro, nam-ı diğer Energizer tavşanı, "Gel Bağcılar Belediyesi turnuva düzenlemiş" desen babasını da alıp koşacak.

WTA'in puanlama sistemi belli dostlar. Bunu ne Serena yaptı, ne Wozniacki. Bu böyle. Ve yıllardır birinciler bu sisteme göre hak ediyor o koltuğu. Serena az maç yaptı ve sonunda sakatlık kendisini vurdu. Puanlarını koruyamadı veeee.. Bu sene 21. turnuvasına katılan Danimarkalı en sonunda geçti. Peki Serena'nın bu yıl katıldığı turnuva sayısı mı? Altı. 6. Six. Sei. Heksa. VI. Bunların üçü Grand Slam. Avustralya Açık ve Wimbledon'ı kazanan Amerikalı'nın Sydney'de bir finali var.

Wozniacki ise hiçbir Grand Slam'de final göremedi. Amerika Açık'ta yarı finali, Fransa Açık'ta çeyrek finali var, diğer ikisinde dördüncü turda elendi. Premier turnuvalarda ise bir finali var sadece. Beş tane küçük turnuva kazandı (Bu arada 2007'den bu yana bir senede beş turnuva kazanan ilk isim).

Wozniacki oyunuyla 1 numarayı hak etmiyor diyebilirsiniz. 1 numara ışığı yok diyebilirsiniz. Ama şu an 1 numaradaysa, bir yıl içinde diğer bütün tenisçilerden daha fazla puan kazanmış demektir, yani hak ediyor demektir.

Wozniacki kadar çok turnuvaya katılırsanız sakatlanma riskiniz de artacaktır. Ben bunu düşünerek kendisine kızıyorum. Yoksa her turnuvada oynamasına lafım olamaz. Aksine tenisi sevdiren bir sempatikliği var her ne kadar oynadığı tenis üst düzey tenise yakın olmasa da.

Serena Williams'ın da tarzını sevmiyorum. Ancak onun yaptığını da tasvip etmiyorum. Dediğim gibi elinden gelse sadece Grand Slamlere katılacak ki bu sene büyük ölçüde başardı bunu. Bakın o zevk vermekten uzak güç oyunu ile şu an turdaki çoğu kadını silip süpürür. Siklet farkı var aralarında.

Şimdi bir tenisçi olduğunuzu ve sadece Grand Slamlere katıldığınızı düşünelim. Bunlardan ikisini kazanıyorsunuz, birinde yarı final, diğerinde çeyrek final oynuyorsunuz. Sene sonunda 5400 puanınız olacak. Bu puan sizi şu anki listede beşinci basamağa yerleştirir. O değerli yüzünüzü sadece dört turnuvada gösterip, sezonun geri kalanını Twitter'dan "WHOOOAAAA GREEEEEN DAAAAY" yazarak, parti parti dolaşarak, fotoğraflarınızı fotoşoplattırarak geçirebilir, arkadaşlarınızla eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz. Ve buna rağmen saygıdeğer bir tenisçi olabilirsiniz. Öte yandan bir kızcağız turnuvadan turnuvaya koşturur. Puan (para) peşinde. Didinir. 1 numarayı alır. "Meeeh" derler sonra ona.

Wozniacki'yi eleştirmeden önce bunu düşünün. Formula 1'de bütün yarışları ikinci bitiren adam muhtemelen şampiyon olacaktır, Tour de France'da hiç etap kazanmadan şampiyon olabilirsiniz. Teniste de önemli olan kaç turnuva kazandığınız değil, istikrarlı olarak turnuvalarda boy göstermeniz ve belirli sayıda müsabaka kazanabilmenizdir.

Evet, Wozniacki'nin oyunu çok iyi değil. Ama kız onu geliştirmek için çabalıyor. Daha 20 yaşında. Ana Ivanovic vole vuramazken Grand Slam kazandı da ne oldu? Wozniacki'nin 1 numara olması sonuna kadar hak edilmiş bir başarıdır. Bravo Caro.

(Foto: Getty)

10 yorum:

Dicle Bağcı 8 Ekim 2010 08:57  

O bikbiklenenlerden biri de ben olacağım sanırım. Evet Serena'yla karşılaştırınca hakikaten hakediyor ama Safina'ya bütün dünya laf söylüyordu Grand Slam'i olmadığı için, o nolcak?
Yine de tebrikler tabi.
Ve bu düşüncelerimin Caro'nun John Isner'le flörtleşmesinin hiç alakası yok evet.

3ttekstil 8 Ekim 2010 10:20  

Serena Hanım'ın bu sene İstanbul'a gelmesi gerekirken sakatlığını bahane edip gelmediğini de hatırlatmak isterim. Bu arada Serena'nın yaptığını Clijsters ve Henin de yapmaya başladılar. Onlar da şu andaki oyuncular ile aradaki kalite farkını bildiklerinden rahatlar tabi.

Spooky 8 Ekim 2010 11:15  

Woz'a bikbiklenenler çıkacak diyorsun, Serena'nın güç oyunu diyerek Mehmet Sevinç tandansını yakalıyorsun.

"Formula 1'de bütün yarışları ikinci bitiren adam muhtemelen şampiyon" olacağı için puan sistemi değiştirilsin dendi yıllarca sonunda birinciliğin değeri arttırıldı.

Tour de France'da bütün sezon değil 22 gün sürüyor. Zirveye oynayanlar için etap kazanmak değil 22 günü kazanmak mühim.
Mutlaka bisiklet benzeşimi yapacaksak, Vuelta-Giro-TDF'te 2. 3. 4. olanları bilmez düz bisiklet seyircisi, şampiyonları hatırlar, her zaman şampiyonlar pazarlanır zaten. Bu büyük üç yarışta şampiyon olmak önemlidir.

Nadal'ın ABD'de US Open şampiyonluğundan sonra çok daha fazla tanıtımda, organizasyonda, reklamda kullandığı ortada. Nadal Amerika Açık'ı almadan önce eksik tenisçi miydi? Wimbledon da Fransızlar da şampiyonlarını korur. Woz'u kim koruyacak, Woz'un suçu ne?

Woz'un oyunun pasifliği ile Serena'nın gücü aynı şey değil. Serena gücünden winner çıkarabiliyor. Sevmesem de bu böyle, Woz ne yapıyor?

aliye 8 Ekim 2010 12:44  

babası yazsa bu kadar savunabilirdi :)

onur 8 Ekim 2010 13:10  

Dicle, Safina'yı ben de sevmiyordum ama ben hiçbir zaman hak etmiyor demedim örneğin. Oyunu yakışmıyordu 1 numara olmaya o yüzden "İnsin yeter yeaaa" derdim. İnsanlar Safina'yı eleştirdi diye Wozniacki'yi de bu açıdan eleştirmenin mantığı yok. Zaten bana kalırsa "hak etmiyor" diye eleştirmek yanlış.

3ttekstik, Serena sakatlığı bahane etmedi. Zaten sakattı, kesmiş ayağını işte bi şekilde.

Aliye, Wozniacki savunulacak bir şey yapmadı ki. Bi suç işlemedi :) Ben sadece artık "Grand Slam kazanamadı nası 1 numara bu" diyenlerden bıktım. Öyle bir ön koşul yok o ders için. Grand Slam kazanılması gerekmiyor bunu anlatmaya çalışıyorum.

Ve Spooky, sen nasıl bir mühendissin. Tour de France bir sezon sürmüyor dedin bana. Yani 22 günü bir sezon olarak alıp, stageleri turnuva olarak düşünemiyor musun? Nasıl bir konu çarpıtmaktır bu?

Ayrıca ben zaten Woz ile Serena'nın oyunu aynı demedim. İkisinin de oynayış tarzını sevmiyorum dedim.

3ttekstil 8 Ekim 2010 17:14  

Caro'nun yenemeyeceği şu anda kim var: Serena, Clisters, Henin belki Venüs. Diğerlerinin hepsi ile kafa kafaya oynuyor. 2011'de de 4'ünden 2sini yener. Sonrasında da zaten hepsi emekli olur.

brokoli 8 Ekim 2010 19:43  

ben de bikbiklenicem bu konuya =) ya woz bir numaradan düşene kadar ya da gerçekten grand slam kazanıp üst düzey tenis oynamaya başlayana kadar bikbiklenicem hem de..wta nın puan sistemi böyle bunu elbette caro veya serena ayarlamadı ama bundan memnun olmayan tenis severeler olması son derece normal..bir numara dediğin federer gibi olmalı nadal gibi olmalı serena gibi (kendisini sevmem) venus,henin,clijsters gibi olmalı..ne biliyim şampiyon gibi olmalı yani..zaten hak etmek ayrı bir kavram hak etmedi denemez ama safina bir numarayken venuse 6-1 6-0 yenildi ne kadar hakettiği bile tartışılırdı yani...woz 4 tenisçiyi yenemez dendi venus için belki demeye gerek yok bal gibi venusu de yenemez ..ama wta o kadar vasatlaştı ki bu isimler eski dönemleri kadar güçlü olmadığına göre woz bundan faydalanıp grand slam kazanabilir diye düşünüyorum...

ezgi e. 8 Ekim 2010 21:10  

Wozniacki için kimse haketmedi diyemez tabii ki. Bonus olarak vermediler o puanları ona, çalıştı didindi ve kazandı.Zaten bu puanlama sisteminde bir numara olmanın turdaki en iyi oyuncu olduğunuz değil son bir yılda en iyi performans gösteren oyuncu olduğunuz anlamına geldiğini düşünürsek fazlasıyla haketti.

Ben Wozniacki'nin oyun stilini beğenmiyorum, büyük ve sıradışı bir yeteneğe sahip olduğunu da düşünmüyorum. İzlemekten çok keyif aldığım bir oyuncu da değil açıkçası ama hırsı, azmi ve çalışkanlığıyla yakaladığı bu başarıyı da küçümseyemem asla. Asıl mesele bundan sonra göstereceği performans, kendini ne kadar geliştireceği, bu tempoya ne kadar dayanıp istikrarı ne ölçüde sağlayabileceği olacak. Daha 20 yaşında, umarım son yıllardaki bir numaralar kadar kısa sürmez zirve deneyimi.

beril kefeli 8 Ekim 2010 21:44  

puan sistemiyle alakası yok ki bunun eğer serena 6 yerine 8 turnuvaya katılmış olsaydı hala 1 numaradaydı gayet, kızılacaksa istikrarsız kadın tenisçilere kızılmalı wozniacki'ye değil, 1 grand slamde iyi oynuyolar sonra hiçbiri ortada yok olur 1 numara tabi wozniacki en azından bunu diğerlerinden daha fazla istediğini düşünüyorum o yüzden oyununu beğenmeseniz de haketmediğini iddia etmek saygısızlık

tnns 8 Ekim 2010 22:05  

Yapmayın ya. Dinara 1 numaraya yükseldiyi zaman oyunu da şu anki Caronun oyunundan daha iyidi, kazandığı turnuvalar da daha önemliydi.Kız bir numara olduğu sene 4 grand slamden ikisinde final, birinde yarıfinal oynadı, Madridde, Romada şampiyon oldu,Serena,Kuznetsova, Sharapova, Dementiyeva, Yankoviç,Venus gibi tenisçileri yendi.Hem de iyi tenis oynayarak. Tenis yalnız Grand Slam kazanmaktdan ibaret deyil diyorsak daha ne yapmalıydı Dinara hak etmək için birinciliyi? Tüm bu göstericilere rağmen Dinara birinciliye yakışmıyordu denile biliyor da, Caroyu eleştirenler bikbiklenenlermi oluyor?

yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP