indian wells etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
indian wells etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mart 2011 Çarşamba

video: hawk-eye sevgilisiyle kavga etmiş



ve kafası karışık...

Read more...

21 Mart 2011 Pazartesi

iw: sürekli yeniyor efenim, durduramıyoruz


Avustralya Açık'tan sonra en çok merak ettiğim sorulardan birinin cevabını aldım. Djokovic, Federer ve Murray'yi korttan silerek şampiyon olduğunda "Peki Rafa?" sorusu herkesin aklına geldiği gibi benim de kafamı kurcalamaya başlamıştı. Ne kadar güzel ki fazla beklemedik.

Indian Wells finalinde karşılaşan ikiliden gülen taraf Sırp raket oldu. Yılın ilk üç ayının açık ara en iyi tenisçisi olduğunu da ispatladı.

Nadal şaka gibi bir servis yüzdesi ile oynadı ilk setin ardından. Amerika Açık'ta servisinde boyut değiştirerek star kid'lik mertebesine erişen biri için koca sette yüzde 25 ile oynamak akıl almaz. İkinci setin başında ilk 10 ilk servisini oyuna sokamadı ancak bütün ikinci servislerinden puan çıkartmayı başardı. Turun en iyi returncüsüne karşı bütün ikinci servislerden puan çıkartmak demek en az birinci servis kadar etkili ikinci servisinizin olduğunu gösterir ki Nadal harika attı.

11. servisten sonra kullandığı 14 servisten sekizini oyuna sokabildi ancak bu sefer de bunlardan puan çıkartmakta zorlanmaya başladı. Nadal'ın daha önce de servislerinde zorlandığını gördük ama bu sefer daha da kötüye gitmesinin bir nedeni vardı. Djokovic'in formu.


Diyeceksiniz ki "Ulan Nadal bu beeee, Federer bile korkutamadı onu zamanında." Yapma canım, yapma arkadaşım. Federer'in doruğa ulaştığı 2006 ve 2007 yıllarında sert zeminde üç kez karşılaştılar. İkisini Federer kazandı. Toprak kortu saymıyorum. Hayır o "Toprak kort olmasaydı Nadal Federer'den bu kadar üstün olmayacaktı" bikbikcilerinden değilim tabii ki. Zaten dün Djokovic ile toprakta karşılaşsa zorlanmadan alacağını düşünüyorum. (Hatta Djokovic'in toprak sezonunda bocalama potansiyeli bile olduğunu düşünüyorum.) Bir de o zamanlar Nadal'ın üstünde bu kadar büyük bir baskı olduğunu düşünmüyorum.

Dünkü maçta Nadal servislerini düzeltemeyince huzursuz oldu. Bu groundstrokelarına dahi yansıdı. Novak'ın Rafa'nın zihninde bir yerleri gıdıkladığını düşünüyorum. Federer'i üç kez üst üste yenmiş ve sadece dört set kaybederek finale gelmiş bir adam karşısında paniğe kapıldı demiyorum ama maçı çevirecek basireti bulamadı.

Federer de psikolojik olarak çok zor etkilenen bir tenisçi ama Nadal karşısında ne hallere düştüğünü gördük zamanında. Aynı etkiyi neden Djokovic Nadal karşısında yapamasın? Nole böyle devam ederse ve -hiç sanmıyorum ama- toprak sezonunda da Nadal'ı devirmeyi başarırsa Nadal'ın psikolojik olarak etkilenmesi imkansız değil.



Nadal çok güçlü evet. O sakatlıklara rağmen dönüp tenisi domine ediyorsa bu yadsınamaz. Ama her süper kahramanın kırılacağı noktaları vardır.

18 maçlık galibiyet serisi, sezona en iyi başlama rekorunu tek başına eline almasını sağladı Nole'nin. Ayrıca bu 18 maçta yalnızca beş set kaybetti. Yok artık Miami'yi de kazanmasın bi zahmet. Onu da Nadal alsın. Yoksa Federer'in 16 grand slam'ini kırmak için gerekli motivasyondan düşecek İspanyol.

Read more...

20 Mart 2011 Pazar

video: iw: djokovic-federer özeti


Sonunda Anabel Croft'un kısa bir Djokovic röportajı var.

Read more...

iw: her şey değişir


Bir buçuk yıl önceye kıyasla işler tersine dönmüş gibi ha?

2009 Amerika Açık’ta yarı finaller… Üst üste altıncı Amerika Açık şampiyonluğunu kovalayan, kariyerinin ilk Fransa Açık’ını henüz kazanmış ve RG-Wimby dublesi yapmış ve insanüstü addedilen Federer. Kariyerinde ilk defa Roland Garros kaybetmiş, sakatlığı çok büyük sıkıntılara neden olmuş, tendinit yetmiyormuş gibi karın kaslarında da yırtık ile oynayan yarım Rafa. Kazandığı tek slam “şans” olarak gösterilen, ota bota alerjisi olan, gölgesinden korkan ve Federer karşısında berbat bir istatistiğe sahip olan Djokovic. Bir senedir müthiş bir yükselişte olan ve kendine güveni had safhada olan bir bebe, Delpo.

Yarı finallerde Delpo yarım Nadal’dan tavşan çıkartarak kariyerinin ilk finaline yükselmeyi başarıyor, Federer her zamanki gibi Djokovic’i paketleyip evine gönderiyordu. Tabii bununla yetinmeyip bir bacakarası vuruşla da Nole’yi insan içine çıkamaz hale sokuyordu. Finalde ise hiç beklenmedik bir şekilde kazanan del Potro yeni bir çağın habercisi gibi parlıyordu.

2008 Avustralya Açık’ta Djokovic’in Federer’i yenerek şampiyonluğun kapısını açması Avusturya-Macaristan veliahtının doğumuysa; del Potro’nun Amerika Açık finalinde İsviçreli’yi yenerek şampiyon olması da ölümüydü.

Aradan 18 ay gibi bir süre geçti. İki dönem arasında olanları biliyorsunuz. Bilmiyorsanız da anlatacak değilim, blogun arşivinden okuyun.

Bugün bu dört isim Indian Wells yarı finalinde tekrar karşı karşıya geldi. Bu sefer eşleşmeler aynı fakat durumlar farklıydı. Bu sefer sakatlığın pençesinden kurtulup gelen taraf Delpo’ydu örneğin. Bir seneden fazla süredir mücadeleci tenisten uzak kalan Arjantinli, yine yüzde 100’üyle olmasa da daha güçlü ve daha olgun bir Nadal karşısındaydı.


İlk sette 3-0 öne geçerek “Acaba Nadal’a karşı üst üste 4. galibiyetini mi alacak” derken, İspanyol devreye girdi. Çok da iyi oynamadığı maçta stratejisini değiştirdi. Arjantinlinin backhandine yüksek toplar göndererek hataya zorladı. İki sette galip gelen ve finale yükselen taraftı. Maçtan sonraki demecinde “Sanırım IW’deki en iyi oyunumu oynadım” dedi Nadal. Şunları da söyledi:

“Amerika Açık yarı finalinde sakat olmasam dahi del Potro beni yenerdi. Ama 6-2’lik üç setle değil, daha zor yenerdi”

Del Potro’nun yarı finale çıkabilmesi benim için yeterliydi. Çok zorlu bir kuradan, rakiplerinin erken elenmesiyle buralara kadar gelebilse de özellikle 6-1’den çevirdiği tie-break ile eski günlere selam çaktı. Paris’e kadar tam randımanına ulaşır umarım.

Gelelim günün ikinci maçına. Roller burada zaten değişmişti bunu 2 aydır görüyorduk. Özellikle Davis Cup’ı kazandıktan sonra yeşil kodlar gören Neo kıvamına gelen Nole (bir harf fazlası bile var), önüne geleni deviriyordu. Bu tufanın önüne iki kez çıkan Federer ikisinde de yerle yeksan olmuştu.

Bugün de üç sette mağlup oldu İsviçreli. Maçın izleyebildiğim tek kısmı son dört oyundu. Dördünü de Djokovic aldı. 11-0’lık bir seri yakaladı bir ara hatta. Dubai'de de son beş oyunu Djokovic kazanmıştı.


Mangal yürekli Djoker böylece kariyerinde ilk defa Federer karşısında üst üste üç galibiyet almış oldu. Adamın her tarafından özgüven akıyor şu anda. Dubai'deki finalden sonra “Djokovic’in Federer’i yenmesi artık sürpriz değil” demiştim. Bugünkü sonuç sürpriz değildi şüphesiz. Sırp için daha da önemlisi iki numaraya yükseldi. Yani şoför arkası. Nadal’ın ense tıraşını o görecek artık.

Nole tufanı sırasında onun karşısına hiç çıkmayan Rafa ise ilk sınavını verecek finalde. Bu maçın sonucunu ben de çok merak ediyorum. Novak’ın şu maçta kazanıp kazanmaması önemli değil aslında. Nadal karşısında başa baş oynayabilirse, sonucu ufak farklar belirlerse gelecek için taşıdığım umutlar çoğalacak. Hezimete uğrarsa, bu hem onun 3-4 aydır etrafına ördüğü güven kalkanını zedeleyecek hem de diğer tenisçilerin gözündeki korkutuculuğu zayıflayacak.

Read more...

18 Mart 2011 Cuma

video: iw: "ben de senin"


Roddick yine sinirlerine hakim olamamaya başlamış ve o 2009 Wimbledon civarı davranışlarında beliren düzelme yeniden yerini alaycı A-Rod’a bırakmış.

Indian Wells’te Gasquet karşısında kaybetti. İkinci sette bir oyunda kullandığı servise let veren hakem ile tartışmaya başlıyor. Topun bir karış yukarıdan gittiğini, filedeki titreşimi ölçen aletin hassasiyetinin test edilip edilmediğini soruyor. Hakem onunla aynı fikirde olduğunu, ona inandığını fakat let’i vermesi gerektiğini söylüyor.

Roddick uzatıyor tartışmayı gereksiz yere. Sonra servisini atmaya gidiyor paşa paşa. Bir oyun sonra yaptığı hataya sinirlenip raketini parçalıyor. Hakem rakete kötü davranıştan uyarı veriyor. Bu sefer de Roddick iyice saçmalayıp hakeme “Ben sana uyarı veriyorum. Ooooh canıma da değsin. Şimdi senin de bir uyarın var” diyor. Herkeste bir “Ne diyor la bu” bakışı…

Karşılaşmadan sonraki basın toplantısında şunları söylemiş Andy:
“O bana uyarı verdi, ben de ona verdim. Ben sadece bir hata yaptım, bir kez raket kırdım. O ise bir kaç topu kaçırdı. Ben de bu hatalar yüzünden ona uyarı verdim.”

Read more...

foto: iw: güçlü kal japonya



Read more...

iw: kadınlarda yarı finalistler


Blogger yasağı etkilemez beni diyordum etkiledi. Bir gün girebildiğim bloğuma diğer gün giremiyorum. Hatta bir gün bloğuma girebilirken, blogger.com’a giremiyorum bu yüzden yazı gönderemiyorum. Hal böyle olunca Indian Wells hakkında yazamadım. Öyle ki Ana’nın Jankovic’i ezmesi içimde patladı.

Anacığım dünyanın en sıkıcı maçlarından birinde çeyrek finalde Marion Bartoli’ye yenilerek elenince üzüntü bulutları sardı gökyüzünü. Ondan başladı İstanbul’da bu yağmurlar. Bu arada Jankovic maçı sırasında anladık ki Ana, fizyoterapisti ve çocukluk arkadaşı Marija Lojanica’dan ayrılmış. Hâlâ arkadaş olduklarını ancak görüşlerinin ayrı olduğunu belirtti Sırp tenisçi.

“Kortta kendimi çok güçsüz hissediyorum ve sakatlanıyorum. Biraz daha kas yapmam lazım çünkü oyunum buna bağlı. Zayıf hissediyorum ve bu da vücudumda strese neden oluyor” diyor Ana. Devam da ediyor şeker şey: “Geçen yılın sonunda kilo verdim ve gerçekten kortta hızlı ve güçlü hissediyordum. Fakat sonra baktım ki fazla zayıflamaya başladım, bu nedenle köşelere giden toplara yeteri gücü veremiyordum. Bir maç oynayıp yoruluyordum. Bunu ciddiye almalıydım ve o gücü tekrar kazanmam için kilo almam gerektiğini karar verdim.”
AVG’den sonra Marija da gitti. İkisi çok neşeli gözüküyorlardı çalışırken. Ama önemli olan Ana’nın ne düşündüğü. Verdiği kararlara saygılıyım.

Bartoli’nin yarı finaldeki rakibi Yanina Wickmayer oldu.


Dün oynanan ilk maçta ise resmen drama vardı. Her maçı ayrı dram olan, küçük Vika, bu sefer de sakatlanarak maçtan çekilmek zorunda kaldı. Hem de üç oyun anca olmuştu. Üçüncü oyunda bacağına fazla yük bindiren Belaruslu, ralliyi bıraktı ve yere çöktü. Bu sefer bayılmadı yani Amerika Açık’taki gibi. Sol üst adalesine tedavi uygulandı ancak maça devam edemedi.


Yakın arkadaşı Wozniacki filede sıcak bir şekilde sarıldı. Bu sonuçla çok rahat son dörde kalan Danimarkalı da Miami’de alacağı sonuç ne olursa olsun 1 numarada kalmayı garantiledi.


Diğer eşleşmede ise Sharapova ile yükselişteki Çinli Shuai Peng karşılaştı. İlk sette 2-2 olduktan sonra üst üste 4 oyun alan Masha ilk seti kazandı. İkincisine de servis kırarak başlasa da bu avantajı koruyamadı. Peng iyi oynayarak kazandı ikinci seti. Ancak son sette deneyimli Rus maçı kopardı.
Wozniacki ile Masha arasındaki yarı final diğerinden çok daha ilgi çekici, orası kesin.

Read more...

ah kolomb yaptığını gördün mü!!!

Kristof Kolomb’un kafasına esmiş. Bir gün atlamış takasına ve “Ben sürekli batıya gidersem, Hindistan’a ulaşırım bence” diyerekten denize açılmış. Aylar süren yolculuktan sonra “Kara göründüüüüüü” sesi duyulmuş. Park etmişler gemiciği. Bizim Kolombus burada gördüğü insanları Hint sanarak onlara Hint demiş. (Bizim köyde Hint’e Hint derler) E ama orası Amerika'ymış. Yeni Dünya imiş.

Neyse yıllar geçmiş sırf bu mallık yüzünden Amerika’ya yerleşen Avrupalı koloniler yerlilere Indian demeye devam etmiş.

Gel zaman git zaman Indian Wells diye bir yerleşim yeri kurulmuş California’da. Burada ise tenis denilen o muhteşem sporun en önemli turnuvalarından biri oynanmaktaymış.

Sonra bu tenis sporu üzerine ülkenin en önde gelen spor oluşumunun radyosunda bir programlar, bir yorumlar dönmüş. Bu programlardan birinde Indian Wells’teki turnuva hakkında konuşuluyormuş. Sunucu arkadaş canım yazık coğrafya bilgisi azmış lisede… ya da bi dakika lan ben Indian Wells’in Amerika’da olduğunu lisede öğrenmedim ki. Daha sonra öğrendim öyle bir yer olduğunu. Nasıl mı? Tenis hakkında araştırırken tabii ki. Baktım turnuva var. Neredeymiş dedim bu. California’daymış. E tenis hakkında bir şey bilmiyorsan… Neyse.

Şimdi ben bu programı sunan arkadaşa kızamıyorum. Çık sun demişler, o da sunmuş. Benim de paraya ihtiyacım olsa ben de spor bile saymadığım golf hakkında konuşurum. Ha ama yalan yanlış konuşurum şekilde olduğu gibi. Asıl sorun çalışanının özelliklerini bilmeden “Yaparsın, edersin” mantığıyla hareket edende. Asıl suçlu patronlar.

E noldu ki zaten şimdi. Sen dalganı geçtin, ben dalgamı geçtim. Güldük, bitti. Unutulacak. Kaç kişi duydu. Duyanların çoğu zaten o kurumun futbol ve NBA dışındaki haberlerinin “güvenilmez” olduğunu biliyorlardı.

Ama şunu biliyorum. Ben burada üçüncü tur yerine yanlışlıkla ikinci tur yazsam utanıyorum. Kendime küfürler ediyorum. Bu kadar masif bir hata yapsam herhalde bir daha yazmaya cesaret edemezdim.

Orange County Hollanda'da değil dikkat edin gençler. Hep bu California yüzünden.

Read more...

15 Mart 2011 Salı

iw: salının programı

Read more...

iw: asıl derbi burada


Original Video- More videos at TinyPic


Madrid 2010. İkinci tur. Jelena Jankovic, Ana'yı geriden gelerek yeniyor. Maç sonrası onun yumruk şovunu taklit ediyor.

California 2011. Dördüncü tur.

Bekle JJ! GELİYORUZ!!

Read more...

iw: kadınlar son on altı

Kadınlarda son 16 belli oldu. Yani ben bu satırları yazarken üç tanesi belli olmadı aslında ama çaktırmayın.

Clijsters'ın omzunda ciddi bir şeyler olabilir. Sara Errani karşısında çok zorlandı dün servis atarken. 12 kez servis kırma puanı ile yüzleşti. Altı kez servisini kırdırdı.


Uzun zamandır bu sorunla uğraşıyormuş Belçikalı. Avustralya Açık'ta ağrı kesici alarak korta çıkıyormuş. Paris finalinden sonra verdiği yaklaşık dört haftalık ara da işe yaramamışa benziyor. Errani yüksek toplar atınca daha da ayyuka çıkmış sorun. Servislerde ve yüksek forehandlerde daha da acı vermeye başlamış omzu. Turnuvada nereye kadar gider bakacağız ama Bartoli, o olmazsa Sırplar2Dan biri önünü kesebilir Clijsters'ın.

Sırplar dedik. Son şampiyon Jelena Jankovic Görges'i de rahat geçerek dördüncü tura yükseldi. Onun yolu zaten kolaydı ama asıl önemli olan Ivanovic'in gidişatıydı. Ana ilk maçında Date-Krumm'u geçti. Olası rakibi Petra Kvitova'nın elenmesi ise ekmeğine yağ sürmüştü. Barbora'yı da geçerek son 16'ya kaldı. JJ ile Ana birbirini sevmez pek. Aslında Ana'nın birinden nefret etmesi pek mümkün gözükmüyor o sempatiklikle ama JJ denilen Drama Queen sevmez kedi canlı Ana'yı. Bakalım derbinin galibi kim olacak.


Bir sürpriz Cibulkova'dan geldi. Aslında sezon başında gelse beni şaşırtmayacak bir sonuçta ama çok dengesiz gidiyor Slovak. Bir ara yine bocalamıştı. Üçüncü turda karşılaştığı dünya üç numarası Vera Zvonareva'yı üç sette geçti. Vera'yı da severim ama Domi'yi daha çok severim. Cibulkova'nın rakibi Wickmayer oldu. Domi yenilirse şaşırmamak gerek.

Wozniacki belalısı Maria Jose Martinez Sanchez'i bu sefer rahat geçti. İspanyol karşısında tek bir galibiyeti dahi yok ve İsveç'teki 2009'daki maçlarını hatırlıyorum. Geçersiz bir işlem yürütmüştü MJMS'in retürnlerinde Danimarkalı. Toprak kortun da etkisi vardı tabii. Toprakta yapsalar şu an İspanyol çok zorlardı yine bence. Dünya 1 numarasının dördüncü tur rakibi Alisa Kleybanova. Pennetta'yı üzdü o da.

Radwanska kardeşlerden yenilmesini istediğim kazandı, kazanmasını istediğim yenildi. Küçük Radwanska, benim agresif, ufak ve hırçın kızım, Azarenka'ya mağlup oldu. O ilk set tie-break'ini alaydık daha farklı olacağıdı her şey.
Abla Radwanska ise kortların en güzeli olduğunua artık kanaat getirdiğim Maria Kirilenko'yu devirdi. İlk seti 6-0 aldı bir de utanmaz!

Yenilerek üznlerden biri de Pavlyuchenkova. Peer'e yenildi.


Masha kötü başlayarak korkuttuğu müsabakanın sonunu iyi getirdi. Rezai karşısında maça servis kırdırarak başladı ve 2-0 geriye düştü. Sonra yedi oyun üst üste kazandı. İkinci sette de zorlanmadan dördüncü turun yolunu tuttu. Rakibi Stosur-Safina galibi olacak.

Read more...

13 Mart 2011 Pazar

iw: pazarın maç programı

Read more...

iw: mal


Donald Young d. Andy Murray 7-6/6-3

Andy Murray, ilklerin adamı. Yine iş başında. Donald Young'un ilk 10'dan yendiği ilk isim oldu Britanyalı. Benim de puanlarım heba oldu. 

İlk servisi oyuna sokma oranı: %49
İkinci servisten puan çıkartma oranı: %28

Öeh ulan! Öööeeeeehhhh! Ama rakçıyım herkes bilsin yani..

Read more...

iw: küçük kardeş kendini gösteriyor


Bu hatunların antrenman kıyafetlerine hastayım. Geçmiş zaman, blogda vardır, yine bir turnuvada buna benzer kıyafetlerle antrenman yapmışlardı da gözümüz göynümüz bayram etmişi.

Urszula (sarı kafa) baklava yapmış iyice. Kendi karnıma bakıp utandım yemin ederim. İlk turda elenmesini bekliyordum kız üçüncü tura çıktı.


İki hafta üst üste ilk turda eşleştiği Bojana Jovanovski'ye üçer sette yenilmişti. Bu hafta yine ilk turda Sırp raket çıktı. Yine maç üç sette bitti. Ama kazanan bu sefer Polonyalı'ydı. İkinci turda Çek, Zakopalova'ydı rakibi. 31 numaralı seribaşıyı da üç sette geçti. Şimdi rakibi Victoria Azarenka. Bu sefer de yenerse herkese benden tekila shot...

Ablası da üçüncü turda Makiri ile oynayacak. İkisi de yenerse dördüncü turda eşleşiyorlar.

(İlk foto: Forty Deuce)

Read more...

iw: hani olmaz dedikleriniz olur a!


Eşine az rastlanır bir doğa olayı bu hafta oluyor. Hayır canım Supermoon'dan bahsetmiyorum. Dinara Safina üst üste iki maç kazandı. Hem de ikincisinde formdaki bir tenisçiyi, Daniela Hantuchova'yı set vermeden mağlup etti.

İlk sette karşılıklı servis kırmalar vardı. 6-5'e gelindiğinde Safina ikinci servislerinden hiç puan çıkartamamış, üzerine üstlük bir de iki set puanı çevirmek zorunda kalmıştı servisinde. Bunları çevirdi. Ardınan bir üçüncüsünü ace ile karşıladı ve tie-break'i 7-2 kazanarak ilk seti kazandı. İkinci sette NŞA çok kötü oynamaya devam ederek o seti kaybetmesi lazımdı. Olmadı. Bunu da 6-4 kazandı ve kendini üçüncü turda buldu.

Hantuchova kötü oynamış falan anlamam ben (Ha bu arada Wozniacki ile antrenman yaptı bunlar). Bu kız saçma salak isimlere yenildi zamanında, kötü bir Dani'ye de yenilmesi kimseyi şaşırtmazdı. Yeni koçunu öve öve bitiremedi maçtan sonra Rus raket. "Şöyle gaz veriyor, böyle iyi davranıyor" falan filan.

Daha da önemli bir açıklama yaptı. Clijsters'a 6-0/6-0 yenildikten sonra Fed Cup için Rusya'ya gittiğinde hükümet gibi kadın olan annesine "Ben bırakıyorum" demiş. Annesi de "Pozitif ol, olumlu düşün" (Akıllı ol, ciğerimi ye) demiş. Safina da durur mu yapıştırmış cevabı: "Ama ben kortta iyi hissetmedikten, zevk almadıktan sonra," demiş, "Ne önemi var pozitif olmanın anam anaam''" demiş. Annesi de "Sen bana bak bakayım banaa, karşı mı geliyosun sen banaaa" diyerek yürümesin mi? Bono kahkahayı basmış.

Velhasılkelam Safina emekli olmadı ve şimdi iki maç üst üste kazandı. Gerisi gelir mi? Zor. Samantha Stosur ile oynayacak. Zaten Twitter'dan yazdığına göre jet-lag'i devam ediyormuş. Twitter demişken Dinara'nın profil fotosu:

Read more...

iw: kadınlar alt taraf (sesin çıksın)

Ben bu satırları yazarken kadınlarda ana tablonun altındaki bütün üçüncü tur eşleşmeleri belli olmuştu. O yüzden alt yarıya bir göz atalım. (Alt taraaaf, alt taraf! Sesin çıksın alt taraf!)

Elenen üç seribaşı var. Petra Kvitova birisi. Evet özüne dönüyor Çek raket. Sezona süper başlamıştı. Kupa kazanmalar, Clijsters'ı yenmeler, career high'lar falan. Ben tabii o sırada boynumu büküp, küçük Emrah bakışları ile süzüyordum etrafı. Sonra sonra Paris'te ilk turda Ayumi Morita'ya yenildi. Burada da ilk maçında Barbora SZ'ya yenilince dedim "Tamam, oldu bu iş"

Normalde sevinmem bu kadar ama Ana'nın önü açıldı şimdi. Ana, Barbora ile oynayacak üçüncü turda. İkinci turda ise genç raketlerin belalısı Kimiko Teyze ile eşleşmişti. Yürekler ağızdaydı zira Date-Krumm ilk turda Shvedova'yı devirmişti. Ama Sırp tenisçi 6-4/6-2 ile rahat geçti Japon'u. Tabii bunda Djokovic'in Ana'nın kampında olmasının etkisi de var. Ekstra koçluk, ekstra destek.

Elenen ve beni üzen bir diğer seribaşı Jarmila Groth. Sara Errani'ye yenildi yahu. Roland Garros'ta seribaşı olmak istiyorsa bu galibiyetlere ihtiyacı var Jarka'nın. Neden böyle oldu anlamadım. Kim Clijsters böylece bir kuvvetli rakipten sıyrılmış oldu durduğu yerde. Belçikalı ilk maçında Alla Kudryavtseva'ya sadece iki oyun verdi. Rus raket ilk turda elemelerden gelen Cirstea'yı ilk seti kaybettiği maçta yendi. Tipik Cirstea.

O sekizde birlik dilimde Petkovic-Safarova maçından Alman raket sağ çıktı. Bir başka zorlu maç oynayacak Bartoli'ya karşı. Yenen Clijsters-Errani galibinin rakibi olacak, yani Clijsters'ın.

Elemelerden gelen Alize Cornet, Schnyder'i ezdikten sonra ikinci turda 30 numaralı seribaşı Pironkova'yı da devirerek üçüncü tura yükseldi. Rakibi Schiavone. Elemelerden gelip de üçüncü tur gören tek isim oldu Cornet. Eski günlerine döneceği günü ben de bekliyorum bakalım dört gözle.

Ve tablonun üstü. Orada şu an ikinci tur maçları hâlâ devam ediyor ama sabaha kadar oturacak değilim. İki sürprizi yazacağım birazdan. Geri kalanlar sabaha kalsın. Sağlıcakla kalın.

Read more...

9 Mart 2011 Çarşamba

foto: kızılderili kuyuları'ndan manzaralar



Bu Hantuchova, karşıdaki Wozniacki





(Foto: AP)

Read more...

indian wells kadınlar kurası

Buyrun efenim

Şu Indian Wells'in ana tablosundan nefret ediyorum. Beşinci büyük olmak adına 128-32 tenisçi ile başlıyorlar. Bütün seribaşılar ilk turu bye geçiyor. Ben böyle saçmalık görmedim Güntekin. Okuması da bi garip oluyor tabloyu. Kadınlarda ilk 32'den Serena ve Venus dışında herkesler doluşmuş. Onlar da sakat olmasalar dahi 2001'den bu yana katılmıyorlar bu turnuvaya.

Önce elemelerden gelen kadın raketleri sıralayayım:
Sorana Cirstea, Alize Cornet, Misaki Doi, Kirsten Flipkens, Jamie Hampton, Lucie Hradecka, Nuria Llagostera Vives, Rebecca Marino, Monica Niculescu, Laura Pous Tio, Zhang Shuai... Ben bu postu yazarken biri henüz belli değildi.

Geçen senenin finalisti Caro ikinci turda elemelerden gelen biri (E) ya da Sloane Stephens ile oynayacak. İlk sekizden tablonun üst tarafından Stosur, Li ve Azarenka var. Caro'nun çeyrek finale çıkmak için en büyük rakibi Kleybanova-Pennetta maçının galibi olacak. Kleybanova çok ters bir raket, Pennetta ise şu sıralar formda. Ama ben Wozniacki'nin çeyreğe çıkacağını düşünüyorum.

Tablonun altında, Kim Clijsters'ın tarafında ise Schiavone, Zvonareva ve Jankovic var. Zvonareva artık korkulan ve tehlikeli bir isim. Clijsters'a sorun çıkartacaktır yarı finalde. JJ ise geçen hafta final oynadı Monterrey'de ve burada son şampiyon. Ayrı bir istek ve motivasyon ile oynayacaktır. Zayıf halka Schiavone burada. O da zaten çeyrek final yolunda Clijsters'ın önüne çıkmıyor.
Belçikalı'nın işi daha zor final yolunda. Zira daha üstteki seribaşılara gelmeden üçüncü turda Jarmila Groth gelecek karşısına. Sonrasında ise Safarova/Petkovic/Bartoli üçlüsünden biri. Bu turnuvada final görürse her turnuvada final görür Clijsters.

Ana Ivanovic için hiç heveslenmeyin. Daha ilk maçında Shvedova-Date Krumm galibi ile oynayacak. Hadi onu geçti diyelim, Kvitova gelecek. Sonra ise son şampiyon JJ var. Ana'yı unutun.

Sharapova? Bu rüzgarlı havada zaten dengesiz olan servislerinde seyreyleyin gümbürtüyü.Tablonun üst tarafında kendisi. İlk turu geçer de sonra Rezai, sonra Stosur/Hantuchova. O da zor bir yerde gibi. Komik gelecek ama saydığım üç isimden en çok Hantuchova korkutuyor beni.

Bu arada Safina güzel kura çekmiş. Gözlerim yaşardı. İlk turda Arantxa Parra Santonja. Bu kadar. Güzel kuradan kastım ilk turda iyi bir rakipti. İkinci turda Hantu var. Fena.

İlginç bir ilk tur eşleşmesi de Küçük Radwanska ile Bojana Jovanovski arasında. Daha önce hiç karşılaşmayan ikili iki haftadır ilk turda eşleşiyordu. İkisinde de Bojana yenmişti üç sette. Yine karşılaştılar. Bana kaderimin bir oyunu mu bu? Urszula çok daha güzel. Bojana çok daha iyi oyuncu.

Read more...

8 Mart 2011 Salı

indian wells yıkılıyoooooooo



Kuralar çekildi de tenisin ve tenisçinin yağmurdan sonraki en büyük düşmanı rüzgar iş başında California'da.

Read more...

3 Nisan 2010 Cumartesi

miami: roddick'in karşısında yine bir beklenmeyen


Ben övdüm diye oldu. Ben övdüm ya Nadal'ı dün, şöyle güzel oynuyor, şöyle enerjik dedim; üç sette Roddick'e yenildi. Yine de kendisi bu yenilgiye rağmen oyunundan memnun. Roddick ise kendi evindeki iki Masters turnuvasında da finale çıkmanın keyfini yaşıyor. Bu akşam bir de Şilili depremzedelere yardım için bir hayır organizasyonunda boy gösterecek. Roddick, Indian Wells'te hiç beklenmedik bir şekilde finale gelen Ljubicic'e yenilerek ikincilik kupasında kalmıştı. Bu sefer de finale kadar hiç beklenmedik bir şekilde gelen Berdych olacak karşısında. Bakalım bu kez şampiyonluk kime gidecek.

Nadal'ın geçen seneki torpak sezonundan beri şampiyonluk kazanamaması sevenlerini sabırsızlandırıyor. En son Roma'da gülmüştü İspanyol zaten ondan sonrası malum. Madrid'de Federer'e eleniş, RG'de Söderling faciası, Wimbledon'ı es geçmek... 



Diğer finalist ise Tomas Berdych oldu. Hayatının turnuvalarından birini yaşıyor Çek raket. Dördüncü turda Federer'i kariyerinde ilk defa mağlup etmenin zevkini yaşarken ve bana da yaşatırken, Federer'den daha fazla nefret ettiğim tek oyuncu olan Söderling'i de yarı finalde turnuva dışına iterek tüm sempatimi kazandı. 2005 Paris Masters'ı kazanmasından bu yana elde ettiği en önemli başarı Berdych'in.

Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP