atlanta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
atlanta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2011 Salı

29. haftanın şampiyonları

Hafta sonu Atlanta, Hamburg ve Bakü'de şampiyonlar belli oldu.


Mardy Fish d. John Isner 3-6/7-6/6-2

Atlanta'daki filmi geçen yıl da görmüştük. Fish ile Uzun Isner Efendi karşılaştılar. Isner Newport'ta şampiyon olmuştu önceki hafta. Atlanta'da da finale yükseldi ve kendi topraklarında yenilmezlik serisi yakaladı. Fish ise ABD'nin 1 numarası olarak arz-ı endam etti.

Geçen yıl Fish kazanmıştı. Bu yıl da değişmedi. Geçen yıl ilk seti Isner almıştı. Bu yıl da değişmedi. Ancak bu yıl farklı olan Isner'ın ikinci sette maç puanlarından yararlanamamasıydı. Fsih tie-break'te uçurumun kenarındaydı. Hani çizgi filmlerde olur ya uçuruma düşmeden önce son dal. Oradaydı. 5-1 geriden geldi ilk önce. Sonra 6-4 üstünlüğü yakaladı Isner. Biri kendi servisinde iki maç puanı. Ama oradan dört puan üst üste kazandı 29 yaşındaki Fish. Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Isner da moralinin düştüğünü ve servislerinde saçmaladığını söyledi maçtan sonra.

Fish böylece kariyerinin altıncı şampiyonluğunu elde etti ve ilk defa bir turnuvada unvanını korumuş oldu.


Gilles Simon d. Nicolas Almagro 6-4/4-6/6-4

Hamburg'da Marsel vardı bildiğiniz üzere. İkinci turda elendi. Burada finali Simon ile Almagro oynadı. Tenisçilerin kafamda kendilerine özgü yerleri var. Kendilerine özgü sıfatları var. İsimlerini duyduğumda kafamda beliren bir şeyler var. Simon da Almagro da istikrarsızın önde gideni, ara sıra meydana çıkan, beklenmedik maçlar kazanan, beklenmedik maçlar kaybeden gibi bir çok sıfata sahip. Bu adamların ne zaman çıkıp da turnuva kazanacağını asla bilemezsiniz. Ya da ben bilemiyorum. Almagro yine bir nebze daha tahmin edilebilir ama Simon? Adam Avustralya Açık'ta Federer'e karşı efsane bir maç çıkarttı sonra yok. Şimdi çıktı yine bi turnuva aldı arada. Haftaya gider ikinci turda dünya 72 numarasına elenir.

Hamburg'da 25 yıl sonra kazanan ilk Fransız oldu. Ama siz yine de İkinci Normandiya Çıkarması muamelesi yapmayın. Oluyo işte baksan belki hiç İtalyan kazanamamıştır. Olur öyle. Simon'un bu yılki ikinci şampiyonluğu. İlki Sydney'deydi sezon başında. Bir de bir şeye dikkat ettim bu adam finale çıktı mı alıyor arkadaş. 11 finalde 9 şampiyonluk. Ha koçuma.


Vera Zvonareva d. Ksenia Pervak 6-1/6-4

Kadınlarda bu yıl ilk kez düzenlenen Bakü Cup vardı. Esas merhalede tüm rakplerini mağlup eden Vera Zvonareva turnirin qalibi oldu. Dünyanın üç nömreli raketka ustası ve bir nömreli favoriti, dünya reytinqinde 55-ci pillede qerarlaşan Pervak'ı rahat yendi. Pervak da Wimbledon'dan aldığı gazla geçen hafta yarı final oynamıştı, bu hafta final oynadı. Yavaş yavaş tırmanıyor aybala. İlk 50'ye girdi raketka ustası. Gelecek senelerde bu turnuvadan hatırlayacağım tek şey ise Pavlyuchenkova ve çift hataları olacak.

Read more...

18 Temmuz 2011 Pazartesi

29. haftanın turnuvaları

Bu hafta erkeklerde Hamburg ve Atlanta var. Atlanta ne demek? US Open Serileri başlıyor demek. Hamburg ne demek. Hâlâ toprak oynamakta ısrar eden tenisçiler var ve bunlardan biri de Marsel demek.

Marsel iki ön eleme maçını da kazanıp Almanya'da ana tabloya kaldı ve ilk tırdaki rakibi ev sahibi raketlerden Philipp Petzschner. Bence yenemez Marsel. Ama beni utandırır umarım. Monfils, Melzer, Almagro, Verdasco, Youzhny, Sİmon gibi ne çok iyi olabilmiş ne de iyi değil denilebilecek tenisçiler var burada.

Atlanta ile yılın ikinci sert zemin sezonunu da açmış oluyoruz. Fish, Anderson, Isner ve Malisse başı çekiyor. İlk turda iki ölümüne loser Blake ile Gulbis karşılaşıyor. Yapacak daha iyi bi işiniz yoksa komedi niyetine izlersiniz maçlarını.

Kadınlarda tek turnuva var Bakü'de. İstanbul Cup'ın yerine kondurdular turnuvayı. Zvonareva kabul etmiş gitmeyi. Garibim. İlk dört seribaşı Rus zaten. Nastya, Vesnina ve Makarova var. Ayrıca zekanızda sorun varsa ve hâlâ Azerice'ye gülebiliyorsanız turnuvanın resmi sitesine girip "iştirakçılar", "turnir cedveli", "qualereya" gibi bölümlere bakarak gülebilirsiniz. Yalnız "ana tablo"ya "Esas Merhale" demişler ben orada güldüm, demek ki zeka geriliği bende de var :((

Read more...

14 Ocak 2011 Cuma

video: ulan şeker misin nesin!

Read more...

25 Eylül 2010 Cumartesi

nadal tayland'a giderken...

Nadal Bangkok'a varırken, Pete Sampras ve doktoru onun hakkında konuştu bugün.

O Petey Petey karamela sepeti. Pete Sampras, "Rafael Nadal, Roger Federer'in Grand Slam rekorunu kırabilir" dedi. (Bu arada 21. yüzyılda Roger Federer'e hala, inatla, ısrarla "Roje" diyen bir spiker bulunabiliyor).

28 şubatta ezeli/ebedi/edebi ancak pek edepli olmayan rakibi Andre Agassi ile Madison Sq. Garden'da bir gösteri maçı yapacak ve bunu duyurmak amacıyla bir toplantı düzenledi. Müsabaka üç set üzerinden oynanacak. Aynı zamanda Ivan Lendl ve John McEnroe da tek set oynayacaklar aralarında.

Bu toplantıda Nadal için övgü dolu sözler sarf etti Sampras. "Eğer kafayı çalıştırıp adam akıllı bir takvim yaparsa ve sağlıklı kalabilirse çok rahat başarabilir bunu" diyen Amerikalı raket laf arasında "beast" ibaresini de sıkıştırdı.

Nadal'ın gıyabında konuşanlar Sampras ile sınırlı kalsa iyi. Bugün sen Nadal'ın doktoru çık, durduk yere bikbiklen. Marca'ya konuşan Mikel Sanchez, "Daha uzun yıllar devam edebilmek için kendine bakmayı öğrenmeli" dedi. "Dizleri o haldeyken oynamaya devam edebilmesi inanılmaz" da dedi. Nerede lan doktor-hasta mahremiyeti. Belki bizi kandırdı o, "Dizlerim o kadar kötü değildi" dedi belki bize. Sen niye çıkıp şimdi "Dizleri aslında berbat" diyerek rakiplerinin yüreğine su serpiyorsun?


Doktor devam ediyor:
"Oynayış biçimini değiştiremez, maç da kaçırmayacak. Aynı tempoda oynamaya devam edecek ve dizlerindeki tendonların iflas etmesi olası, daha da kötüsü başka tendonlara (Aşil vs..) sıçrayabilir" diyerek yüreğimizi ağzımıza getiren doktor, "Tendonlarını inanılmaz bir gerilime tabi tutuyor çünkü çok antrenman yapıyor ve her maç yüzde 100'ünü veriyor. Eğer vücut hasar alan bölgeyi onaramazsa, sakatlıklar oluşur. Ne kadar agresif oynarsanız, kas kütleniz ne kadar ağırsa -ki onun öyle- o kadar fazla sakatlanırsınız" ifadelerini kullanıyor.

Adam haklı olmasına haklı da bu gerçekleri duymak hoşuma gitmiyor.

Read more...

4 Eylül 2010 Cumartesi

gün sonu: amerika açık 2010 - gün 5

Bugün, okumaktan keyif aldığım FortyDeuce blogun sahibi Twitter’dan, “Bu gerçek mi” diye bir şey yazdı. Evet, ben de rüyada mı, gerçek hayatta mı olduğuma tam karar veremiyordum aslında. Son birkaç gündür, daha önce de dediğim gibi, az uyuyorum ve bazen halüsinasyonlar görebiliyor, rüyaları gerçek zannedebiliyorum. Ben de hemen Inception’dan öğrendiğim taktikle totemime sarıldım. Totemim, daha doğrusu totemlerim, Sorana Cirstea ve Ernests Gulbis. Onları eğer maç kazanmış olarak bulursam rüyada olduğumu anlıyorum. Hemen gidip Cirstea ve Gulbis hala turnuvada mı diye baktım. Değillerdi. Bu, gerçekti. Ana Ivanovic müthiş oynamış ve Amerika Açık’ta dördüncü tura çıkmıştı.

Amerika Açık Serileri’nde izlediğimde Ana’da bazı şeylerin farklı olduğunu anlamıştım. Servisler daha oturaklı, forehandler daha isabetli ve her şeyden önemlisi Sırp raket kendine daha çok güvenliydi. Müsabaka kazandıkça kendini buluyor ve 2008’e yakınsıyordu. Kim Clijsters karşısındaki o talihsiz sakatlık korkuttu. Ama Sırp’ı durduracak çok az şey vardı artık. İki haftada toparlanmışa benziyor. Zheng karşısında kullandığı müthiş servisleri üçüncü tur maçında, Razzano karşısında da devam ettirdi.

Sadece servis oyunu ve forehand ile sınırlı değil Ana’nın oyunu. Bugün returnlerde harikaydı. Novak Djokovic’ten ders almış bile olabilir servis okuma konusunda. Bugün her şey iyiydi hoştu da daha maçın ilk puanından başlayarak her puanda “Ajdeee” + yumruk şov olmuyor. Bunu anlayışla karşılamaya çalışıyorum ama çok itici duruyor. Ben yine soğumam Ana’dan da çoğu tenisseverin hoşuna gitmediğini biliyorum bu yumruk olayının. 1 numaralı basamaktan 80lere kadar gerilemiş bir raketin tekrar iyi oynamaya başlaması, o yerin dibine kadar giren özgüvenini tekrar kazanması, kısacası kendini tekrar ispatlaması için belki de bu şova eskisinden çok daha fazla ihtiyaç duyuyordur. Bu şekilde anlayışla karşılamaya çalışıyorum.

Cincinnati’de sakatlandığı maçta filenin karşısında duran rakibi Kim Clijsters, iki gün sonra yine orada olacak. Bu sefer Amerika Açık dördüncü tur mücadelesi. Cincy’de Ana’nın kazanacağını düşünüyordum maçı. Burada ise kesin konuşmak saçmalamak olur.

Clijsters bugün Wimbledon yarı finalisti Petra Kvitova ile karşılaştı. Son 3-5 maçtır Belçikalı’da kendini gösteren özellik bu maçta da vuku buldu. Üst üste oyunlar kaybediyor Kim. Müsabakaya 0-3’lük bir seri ile başladı. Ondan sonra sen misin üst üste üç oyun alan. Çek raketi pişman edercesine üst üste 12 oyun alarak karşılaşmadan galip olarak ayrıldı Belçikalı.

Sonra bir de Dementieva maçı vardı ki tam bir siz nasıl diyor, roller-coster. Daniela karşısında önce 2-0 öne geçti Rus raket. Ardından beş oyun üst üste verdi. Ardından beş oyun üst üste aldı. İkinci seti de kazanan Dementieva son 16’daki yerini aldı. Rakibi günün rahat kazananlarından Samantha Stosur. Avustralyalı sakatlığından kurtulmuş. Garip bir dördüncü tur eşleşmesi olacak. İki tenisçi de servisleri ile ünlü. Fakat farklı yönlerde.

Roland Garros’ta Stosur ile final oynayıp şampiyon olan Sikiyavone de günün kazananlarındandı. Alona Bondarenko’ya set vermeden galip gelirken ikinci sette bacakarası vuruşu başarıyla gerçekleştirdi. Winner olmadı ama asist oldu. Delikanlı bi abla Franny. Dördüncü turda Pavluçenkova’mız ile oynayacak. Gisela Dulko’ya yalnızca üç oyun vererek galip geldi bugün Rus raket, İstanbul’un sultanı. Parçalar İtalyan’ı da.

Arthur Ashe’deki günün son kadınlar maçında Venus Williams, Mandy Minella karşısında hiç zorlanmadı. İlk sette 2-2 olduktan sonraki 11 oyunun 10’unu kazandı Amerikalı. Maçta giydiği kıyafet ise yine parıldaklı, transparan, altında ten rengi taytlı ucubik bir şeydi. Maçtan sonra düğün varmış. Venus’ün rakibi Shahar Peer oldu. Pennetta’yı 6-4’lük iki set ile geçti İsrailli. İtalyan raket ikinci sette 0-4’ten 4-4’de gelse de ve hatta dokuzuncu oyunda servis kırma puanları yakalasa da bunlardan faydalanamadı ve seti çeviremedi.

Bu arada Serena Williams da Robocop botundan kurtulmuş ablasını izlemeye gelmiş. Neden bu kadar yapmacıksın Serena.



Erkeklerde İspanyollar yine afedersiniz yardırıyor. Tablonun üst tarafındaki ikinci tur maçları oynandı. Üçüncü tura tablonun ilk yarısından çıkan 16 tenisçinin 7’si İspanyol.

1 numaralı seribaşı Rafa Nadal, Özbek Denis İstomin'i üç sette geçti. İlk 10’daki diğer İspanyollardan Verdasco, İstanbul Challenger şampiyonu Mannarino’yu; Ferrer’de Alman Berrer’i set vermeden geçti. FeVer ilk setteki o beklenmedik beş setlik müsabakadan sonra böyle bir galibiyete ihtiyacı vardı. Fakat üçüncü turda rakip çok zorlu: David Nalbandian. Ferrer de vatandaşı Daniel Gimeno-Traver ile oynayacak.

Nadal’ın sekizde birlik diliminde kendi maçı dışındaki üç maç da beş sete gitti. Ne kadar dengeli bir bölümmüş tablonun bu kısmı. Genç Amerikalı Ryan Harrison’a üzüldüm. Stakhovsky de boş adam değil ancak Harrison geleceğin iyi tenisçilerinden biri olacak. Elemelerden gelen genç raket son sette tie-break ile kaybetti Ukraynalı’ya. Üç de maç puanından yararlanamadı.

Pek sürpriz olduğu söylenemez erkekler tarafında o yüzden pek yazmaya değer bir şey yok. Murray, Wawrinka, Querrey rakiplerine set vermediler. İspanyollar iyiydi dedim, Fransızlar da kötüydü. Korta çıkan 7 Fransız’ın beşi elendi ki bunlarda üçü İspanyollara elendi.

Günün Sonuçları:
[1] R Nadal (ESP) d D Istomin (UZB) 64 76(5) 75
[4] A Murray (GBR) d D Brown (JAM) 75 63 60
[8] F Verdasco (ESP) d A Mannarino (FRA) 61 62 62
[10] D Ferrer (ESP) d B Becker (GER) 63 64 64
[12] M Youzhny (RUS) d D Sela (ISR) 61 63 46 63
[14] N Almagro (ESP) d G Garcia-Lopez (ESP) 63 76(5) 46 76(4)
[18] J Isner (USA) d M Chiudinelli (SUI) 63 36 76(7) 64
[20] S Querrey (USA) d M Granollers (ESP) 62 63 64
[23] F Lopez (ESP) d B Paire (FRA) 64 67(4) 57 76(3) 62
[25] S Wawrinka (SUI) d J Ignacio Chela (ARG) 75 63 64
G Simon (FRA) d [29] P Kohlschreiber (GER) 46 63 16 61 63
[31] D Nalbandian (ARG) d F Serra (FRA) 75 64 62
S Stakhovsky (UKR) d R Harrison (USA) 63 57 36 63 76(6)
T Robredo (ESP) d J Benneteau (FRA) 64 66(2-1) ret.
D Gimeno-Traver (ESP) d J Chardy (FRA) 46 62 60 76(2)
M Llodra (FRA) d V Hanescu (ROU) 76(2) 64 62

(2) K Clijsters (BEL) d. (27) P Kvitova (CZE) 63 60
(3) V Williams (USA) d. (Q) M Minella (LUX) 62 61
(5) S Stosur (AUS) d. S Errani (ITA) 62 63
(6) F Schiavone (ITA) d. (29) A Bondarenko (UKR) 61 75
(12) E Dementieva (RUS) d. (24) D Hantuchova (SVK) 75 62
(16) S Peer (ISR) d. (19) F Pennetta (ITA) 64 64
(20) A Pavlyuchenkova (RUS) d. G Dulko (ARG) 61 62
A Ivanovic (SRB) d. (WC) V Razzano (FRA) 75 60

Read more...

25 Temmuz 2010 Pazar

atlanta: john isner iyi toparlanmış

Erkeklerde Amerika Açık Serileri'nin ilk turnuvası, yazın ilk sert zemin turnuvası Atlanta'da bu hafta oynanıyor. Roddcik'in son anda katıldığı turnuvada Amerikalıların başarısı göze çarpıyor. Yarı finale yükselen üç Amerikalı'dan ikisi final oynuyor bu akşam. Andy Roddick yeni kazınmış kafası ile yarı finale kadar yükselmişti ancak dün akşam Mardy Fish'e iki sette mağlup oldu. Fish knows everything. Galibiyet serisini dokuz maça çıkarttı Amerikalı böylece. Roddick ile Fish'in lisede aynı odada kaldıklarını biliyor muydunuz?


Yarı finalin diğer ayağında Güney Afrikalı Kevin Anderson, ev sahibi raketlerden John Isner karşısında set alsa da müsabakayı kaybetti. Evet John Isner. Hani şu bir ay önce 11 saatlik maç oynadıktan sonra "Aylarca kendine gelemez" denilen adam. Şimdi bir turnuva finalinde. İkinci turda Lüksemburglu Gilles Müller karşısında yine uzun bir maç oynadı Isner (ki bu turnuvadaki ilk maçıydı. Hatta Wimbledon'daki o kabustan sonraki ilk maçıydı). Üçüncü turda Michael Russell'ı rahat geçti de en azından dinlendi. Anderson da zorladı onu. Fish daha avanatjlı gibi duruyor.

Sağda Roddcik'in eşi Brooklyn, solda Mardy Fish'in eşi Stacey Gardner.

Öte yandan Hamburg'da toprak kort mücadelesi vardı bu hafta daha önce de bahsettiğimiz üzere. Burada finale Jürgen Melzer ile Andrey Golubev çıkmayı başardılar. Özellikle Kazak raketin bu çıkışı önemli. Turnuvanın 1 numaralı seribaşısı Nikolay Davydenko'yu devirmeyi başaran Rus asıllı raket ikinci ATP Tur finaline çıktı. 2008'de St. Petersburg'da Andy Murray'e boyun eğmişti. Mlezer ise 2009 Viyana'dan bu yana final yüzü göremiyordu. Fransa Açık'taki yarı finali ile büyük bir patlama yapan Avusturyalı da burada finale çıkmayı başardı.
Finalde rakibine set vermeyen Andrey Golubev kariyerinin ilk ATP Tur kupasına ulaşmış oldu böylece.

Read more...

21 Temmuz 2010 Çarşamba

andy "the britney" roddick

Roddick geçen hafta öyle otururken kendi halinde, bir anda "Yahu ben bu yıl sadece sekiz turnuvaya katıldım, ben tenisçiyim ve turnuvalara katılıp maç yapmam lazım. Serena değilim ben, Andy Roddick'im, saksı değilim ben" diyerek bir aydınlanma yaşamış ve Atlanta'daki turnuvaya wildcard ile katılmış. Atlanta organizatörlerinin de canına minnet. Daha bu sene almışlar turnuvayı ilk 10'dan oyuncuları yok. Amerikalı hızır gibi yetişmiş.


Roddick'te bir farklılık var. Saçlarını kazıtmış. Soranlara verdiği cevaba güldüm: "Kazıtmak benim kararımdı. Kimse uykumda zorla kazımadı. Wimbledon'dan sonra bir an Britney Spearslaşmış olmalıyım. Sadece insanlara şemsiye ile vurmuyordum." Wimbledon'da dördüncü turda Rendy'ye yenilip elenince bunalıma girmemesini bekleyemezdik zaten eheh. E zaten güzel bir hanımefendiyi kendine zevce olarak almış. Kadın cepte. Her şekle girer korkmadan Roddick de.

Benim daha çok merak ettiğim şey Amerika Açık'ta şapkasının ucundan şelale misali ter akacak mı bakalım yine.

Read more...

18 Temmuz 2010 Pazar

29. haftanın turnuvaları

Tatil de bitti...

Bu hafta erkeklerde bir toprak bir de sert zemin turnuvası mevcut. Almanya'da, Hamburg'da düzenlenen International German Open bir zamanlar Federer'in gediklisi olduğu bir turnuvaydı. 2002, 2004, 2005 ve 2007'de şampiyonluk yaşayan İsviçreli 2008'de finalde Rafael Nadal'a yenilince "Beni burada da buldu ya bu çocuk" deyip bir daha katılmadı turnuvaya. Tabii şaka bi yana turnuva 2008'e kadar RG öncesi düzenleniyordu mayıs ayında. Geçen yıl temmuza alınınca çekimini de kaybetti. Geçen yılın şampiyonu Kolya bu yıl da bir numaralı seribaşı olarak unvanını korumaya çalışacak Hamburg toprağında. Rakipleri ise David Ferrer'in başını çektiği birkaç İspanyol, Jürgen Melzer, Gael Monfils ve Thomaz Bellucci.

Hamburg Ana Tablo

Amerika Açık'a yaklaşık bir ay kalmışken Amerika Serileri de başlıyor. Bu turnuva isimlendirmeleri beni öldürecek. İsim hakkı, yer hakkı, tarih hakkı vs.. karıştırıyor kafamı. Bu turnuva normalde Indianapolis'te düzenlenen turnuva ama hakları Atlanta'ya satıldı. Zaten geçen yıl tarihi değişmişti. Bu yıl da yeri değişti. Ben allak bullak oldum. Şimdi bu Indianapolis ama ben taglerken Atlanta diye tagleyeceğim.

Son 10 yılına baktığımızda Amerikalıların üstünlüğü göze çarpıyor. Son şampiyon Robby Ginepri'den önce iki sene Dimitry Tursunov finale yükselmeyi başarmıştı. Ginepri geçen yıl Querrey'i mağlup etmişti. Bu yıl onun da bulunduğu listede bir numaralı isim Andy Roddick. Uzun bir aradan sonra ilk 10'un dışına çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kalan Amerikalı wildcard ile katıldı turnuvaya. John Isner ve Lleyton Hewitt'in de bulunduğu oyuncular arasında yeni evlenen Janko Tipsarevic'e evlilik yaramış mı göreceğiz. Belki de göremeyeceğiz, ilk müsabakanın ilk setinde sakatlanıp çekile de bilir benim bildiğim Janko. James Ward'a verilen wildcard dikkatimi çekti. Adam Marsel'i yene yene yükseliyor.

Atlanta Ana Tablo

Kadınlarda sert zemin sezonu da Portoroz ile açılıyor. Slovenya'daki turnuvaya geçen senenin şampiyonu Dinara Safina katılmıyor. JJ 1 numaralı seribaşı. Wimbledon yarı finalisti Petra Kvitova geçen sene burada yarı final oynayan Stefanie Vögele ile karşılaşıyor ilk turda. Pavluçenkova ve Cibulkova gibi isimler de turnuvayı renklendirecek. 2008'de şampiyon olmuş, geçen yıl da final oynamış İtalyan Errani de başarısını sürdürmeye çalışacak. 35 yaşında olması gerekirken hala 19 yaşında duran Tamira Pazsek wildcard ile arz-ı endam edecek. Bu kızı sanki 10 yıldır izliyor gibiyim. Hala nasıl 20 bile olamadığını çözemedim. Tabii 15 yaşında bu turnuvayı kazanmıştı onu da eklemek lazım.

İpek Şenoğlu çiftlerde partneri Anastasiya Yakimova ile birlikte mücadele edecek. İlk turdaki rakipleri Bovina/Klepac ikilisi.

Portoroz Ana Tablo
Çiftler

Tamira Pazsek'in vatanı Avusturya'nın Bad Gastein bölgesinde yeni sayılabilecek bir turnuva daha var bu hafta. Toprak zeminde olması Pazsek'in neden burada değil de Portoroz'de oynayacağını açıklıyor. İlki 2007'de düzenlenen Gastein Ladies'te Petkovic şampiyonluğunu korumaya çalışacak. Geçen yıl ilk ve şu ana kadarki tek WTA Tour şampiyonluğunu burada yaşayan Alman raketi zorlayacak pek isim yok.

Bad Gastein Ana Tablo

Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP