18 Eylül 2010 Cumartesi

ispanyol tenisçilerden boykot

Erkekler tenisinde en başarılı ülke İspanya. Bu bir gerçek. Her ne kadar bu yılki Davis Cup bunu göstermese de ilk 10'da üç, ilk 30'da yedi İspanyol bulunması bunun en açık göstergesi. Onu da geçtim adamlar eğitim sistemlerinden, oynadıkları tenise kadar bir ekol. Fakat konu kadınlar tenisi olunca İspanya akıllara bile gelmeyecek yerlerde. En son Grand Slam şampiyonu olan İspanyalı, Arantxa Sanchez Vicario, 1998 Roland Garros.

Rafael Nadal'ın üç Grand Slam üst üste kazanarak tüm dikkatleri üzerine çekmesine içerleyen İspanya'nın sıralamadaki ilk 6 kadını, MJ Martinez Sanchez, Anabel Medina Garrgues, Arantxa Parra Santonja, Carla Suarez Navarro, Lourdes Dominguez Lino ve Nuria Llagostera Vives "Bize ayrımcılık yapıyorlar komşulaar" diyerek gelecek yıl oynanacak ilk Fed Cup eşleşmesini boykot etme kararı aldılar. Şubat başı Estonya ile World Group II'de mücadele edecek İspanya. Kaia Kanepi döver valla. Bir de Maret Ani vardı di mi Estonyalı.

Bugün İspanya Tenis Federasyonu web sitesinden madde madde "Aha bunları yaptık" diye bir liste yayınladı. Bu cevabı yeterli görmeyen tenisçiler Parra sözcülüğünde boykot kararına devam ettiklerini söylediler.

Şimdi ben böyle bir ayrımcılık yapıldığını düşünmüyorum. Bu tenisçiler çocukken, gençken aynı eğitim sisteminde geçiyorlar. Son yıllarda erkekler daha başarılı oluyorlar. Daha yetenekli tenisçiler çıkartıyorlar. Evet alttan gelen hiç genç yok İspanyol kadın olarak. Carla Suarez çıkınca heyecanlanmıştık ama o da nerede hani? E genç kız gelmiyor, peki genç erkek geliyor mu? İlk 30'daki tenisçilerin en genci Nadal. 24 yaşında. Ve yaş ortalaması 27.3 bu yedi tenisçinin.

Federasyon istediği kadar destek versin İspanya'nın kadınlar tenisi şu an içinde bulunduğu durumdan daha iyi olmayacaktı bana göre.

Read more...

davis cup: ilk finalist fransa

Üç günlük Davis Cup yarı finalleri serüveninin ikinci gününde ilk finalistimizi bulduk. Fransa ilk üç mçaı kazanarak 3-0 yaptı skoru ve finale yükseldi. Arjantin'de formda bir Juan Martin del Potro'nun eksikliği hissedildi tabii. Juan Monaco iki yıl öncesinin ilk 20'deki raketiydi. Şimdi sürünüyor. Nalbandian toparlanmıştı ama o da yetmedi. Fransa'da Michale Llodra özellikle çim sezonunda bir hareketlenme yaşamıştı. Amerika Serileri'nde yeniden kaybolmuştu. Amerika Açık'ta ise Tomas Berdych'i yenmeyi başarmıştı ilk turda. İlk maçta Juan Monaco'yu dört sette geçti 30 yaşındaki Fransız. İkinci müsabakada Gael Monfils çıktı sahneye. Amerika Açık'ta çeyrek final görmüştü. Nalbandian ise sakatlıktan çıktıktan sonra sert zemine sezonunda güzel bir seri yakalamıştı. Başa baş geçmesini beklediğim bir müsabakaydı ancak falza zorlayamadı La Monf'u Nalbandian. Dört sette o da kaybetti.

İlk gün 2-0 Fransızların üstünlüğü ile geçildi. Bugün çiftler maçı vardı. Llodra bu sefer Arnaud Clement ile partner oldu. Schwank/Zeballos ikilisini üç sette dağıttılar. Llodra aslında iyi bir çiftler oyuncusu, oyun stilinden de bunu anlayabilirsiniz ama şu an çiftler sıralaması tekler sıralamasının gerisinde. İki basamak da olsa.

Pazar günü Arjantin büyük ihtimalle çiftler oyuncularını çıkartacaktır korta.

Yarı finalin diğer ayağında dün Novak Djokovic yine narin bünyesinin yarı yolda bırakması ile Radek Stepanek karşısına çıkmayınca, Viktor Troicki dört sette maçı kaybetti. Bu aslında bir anlamda Sırplar için yolun sonu demekti diyordum ki Janko, Tomas Berdych'i yenmeyi başardı. Zaten Novak da oynasa ilk gün 1-1 bitecek dediğim için bu pek bir şeyi değiştirmedi. Bugün Djokovic çiftlerde korttaydı. Başarılı çiftler oyuncusu Nenad Zimonjic ile, Berdych/Stepanek ikilisine karşı malca oynayıp kaybettiler. Djokovic sinirinden yine raket kırmış. Zimonjic ise konsantrasyon eksikliğinden kaybettik diyor müsabakayı. Jan Hanek ve Ivo Minar da fasülyeden gelmiş oldular Sırbistan'a.

Pazar günü dananın kuyruğu kopacak. Novak Djokovic'in narin bünyesi arıza çıkartmazsa ilk maç onunla Berdych arasında. Llodra'nın ve Tipsarevic'in yendiği Tomas'ı, Nole yenemezse kavga çıkartırım. Eğer bu müsabakayı Sırp raket kazanırsa son maç finalisti belirleyecek ki o da Janko ile Vaidisova'nın kocası arasında oynanacak. Stepanek'in Davis Cup'ta ayrı bir coşup efsane maçlar çıkarttığını biliyoruz.

Play-offlarda da önemli mücadeleler devam ediyor. Kazanan ekipler World Group'a yükselecekler. İlk iki gün sonrası yükselen üç ülke belli oldu: Almanya, Kazakistan ve Romanya. Kazakistan, Federersiz İsviçre'yi geçti. Sonuçlar şöyle:

Kolombiya-ABD: 1-2
İsrail-Avusturya: 2-1
Almanya-Güney Afrika: 3-0
İsveç-İtalya: 2-1
Hindistan-Brezilya: 1-2
Avustralya-Belçika: 2-1
Kazakistan-İsviçre: 3-0
Romanya-Ekvador: 3-0

Read more...

video: beyler iki dakika ciddi olalım

Read more...

16 Eylül 2010 Perşembe

foto: bastığın yerleri tanı!


Bunu tamamen unutmuşum. Fotoğraflara bakarken aklıma geldi. Novak Djokovic ile Roger Federer arasındaki yarı final maçında fotoğraftaki olay oldu. Federer servis kullanırken çizgiyi görmek isteyen hakem normal pozisyonundan daha ileri çıktı ki her hakem yapar bunu. Sonra Novak'tan return, ralli devam ediyor derken bir gümbürtü. Hakem geri geri gelirken o kutuya takılıp düşmüş. Sandalye hakemi oyunu durdurdu ve puan tekrarlandı ama Novak'ın "Hacı napıyosun allaşkınaaa!" duruşu müthiş.

Read more...

foto: işte sezon sonunun 1 numarası

Real Madrid dün akşam yeni transferi Ra... İşte 2010 yılını 1 numarada bitirmeyi garantileyen Rafael Nadal. Dün akşam Real Madrid ile Ajax arasında oynanan maçtan önce sahaya iniyor. Milyon dolarlık transfer edasıyla, şık takım elbisesi ile Santiago Bernabeu çimlerinde Madridlileri selamlerken en ufak bir kasıntı izine rastlamıyorsunuz. Adam her şeyiyle çok doğal, çok içten. Vamos Rafa! O da Real Madridli, o da benden.

(Foto: Getty / Reuters)

Read more...

davis cup: wg yarı final programı

World Group'ta yarı final maçları belli oldu:

Fransa-Arjantin


Arjantinli abiler futbol hünerlerini de göstermişler antrenman sırasında.

Sırbistan-Çek Cumhuriyeti

Cuma
Novak DJOKOVIC(SRB)-Radek STEPANEK(CZE)
Janko TIPSAREVIC(SRB)-Tomas BERDYCH(CZE)
Cumartesi
Viktor TROICKI/Nenad ZIMONJIC(SRB)-
Jan HAJEK/Ivo MINAR(CZE)
Pazar
Novak DJOKOVIC(SRB)-Tomas BERDYCH(CZE)
Janko TIPSAREVIC(SRB)-Radek STEPANEK(CZE)

 "Finali hissediyorum! Sen de hissediyor musun Janko..."

"Ben bilmem, tohtor beni ellemesin kocam ameliyat etsin"

Read more...

dulko ve pennetta doha'yı garantiledi

Amerika Açık'ta çeyrek finalde şampiyon King/Shvedova ikilisine elenseler de Gisela Dulko/Flavia Pennetta çifti sezon sonu turnuvasına katılmayı garantilediler. Doha'da yapılacak turnuvaya 4 çift katılacak. Şifre yazıp bir boşluk bırakın adres ekleyin. Dönerse sizindir. Daha çok şifre daha çok şans! Tatil istiyoruz! Dulko ve Penneta ile istiyoruz!

Read more...

1995'ten 2010'a dilekler

Milletin eğitim sistemi ne güzel. Ben hiç 2000’e, 2010’a mektup yazmadım arkadaş. Aklıma gelmedi, yazdırmadılar. Adamlar “zaman kapsülü” diyorlar. 10 yaşındaki çocuklara geleceğe mektup yazdırıyorlar. Sonra hepsini topluyorlar, artık gömüyolar mı, kasada mı saklıyorlar, yapıyorlar bir şeyler. Zamanı gelince hop! Tabii çocukların kimisi zengin iş adamı olmuş, kimisi oyuncu olmuş, kimisi sporcu olmuş, kimisi dilenci olmuş, kimisi ölmüş... Sonra eskiyi hatırlayıp gülmeler, eğlenmeler. Ne güzel.

Sam Stosur da benimle yaşıt. İkimiz de 95’te beşe gidiyoruz. Ben o sırada sümüğümü koluma silip sokakta top oynuyordum. Elin Avustralyalısı kızına tenis oynatıyor. Neyse. 11 yaşındaki Sam’in 2010’dan beklentisi:
2010 yılında dünya 1 numarası olmak.

Ve kariyerinin büyük bölümünü ilk 50’de geçirip, ilk 10’a yaklaşamayan Avustralyalı, 2010’a bir sene kala, geçen yıl patlamasını yapıyor. Şu an dünya 6 numarası.
Acaba bu kapsülü hatılıyor muydu Sam ve açılıca daha da hırslanmış mıdır?

Read more...

esther vergeer'in 396'lık serisi

Tekerlekli sandalye tenisini unuttuğumu sanmayın. Nadal’a, Federer’e süper sporcular, müthiş atletler diyoruz ama tekerlekli sandalyede tenis oynama azmini gösteren sporculara bence gereken takdiri vermiyoruz.

Hele ki aralarında bir tanesi 2003’ten bu yana hiç maç kaybetmemişken... Esther Vergeer. Hollandalı tenisçi o tarihten bugüne 396 maç yaptı ve hepsini kazandı. Hepsini! Hatta 31 Mart 2001’den bu yana ise sadece bir maç kaybetti de diyebiliriz. 99’dan beri dünyanın zirvesinde bulunuyor ve 10 yıl üste üste dünya şampiyonu.

Vergeer, sekiz yaşındayken omuriliğinden bir ameliyat geçiriyor ve bu onun hayatını kurtarsa da onu tekerlekli sandalyeye mahkum bırakıyor. O ise hala eski Esther olduğunu göstermek için spora devam ediyor. Basketbol ve tenis oynuyor. Bir noktaya gelince birini seçmesi gerekiyor ve tenis diyor.

2008 Paralimpik Oyunlar’da finalde vatandaşı Korie Homan’a karşı altın madalya kovalayan Vergeer, çok nadir olarak yüzleştiği bir durumla karşılaştı: Maç puanı çevirmek. O anda güçsüz hissetmek alışık olduğu ya da sevdiği bir şey değil şüphesiz. Aklına düşen galibiyet serisi ve ailesinin ve medyanın neler düşüneceği, maçı kurtarmasına yardım etmiş.

Hollandalı’nın şimdiki hedefi 2012 Olimpiyatları. Londra’da dördüncü kez şampiyon olurken bu serisinin hala devam etmesini umuyor. Bu arada, antrenörü ise Sven Gröneveld. Ivanovic’in eski, Wozniacki’nin şimdiki koçlarından.

Esther'in kariyerindeki galibiyet yüzdesi %96. Federer'inki 81, Nadal'ınki 82, Serena'nınki 82.

Tekerlekli sandalye tenisi hakkında bilgiyi de Esther'in kendi ağzından dinleyin:


Read more...

15 Eylül 2010 Çarşamba

davis cup'ta yarı final heyecanı


Erkekler tenisinde ülkeler bazındaki en büyük organizasyon olan Davis Kupası’nda yarı final heyecanı bu hafta sonu yaşanacak. Sırbistan, Çek Cumhuriyeti’ni ağırlayacakken, Arjantin, Fransa’ya konuk olacak.

Sırbistan tarihinde ilk kez Davis Kupası’nda finaline çıkmak için mücadele edecek. En büyük kozu ise Amerika Açık’ta final oynayan, dünya 2 numarası Novak Djokovic olacak. 2008 Avustralya Açık şampiyonu bu yıl kupada yaptığı iki karşılaşmayı da kazandı. Sırbistan ilk tur eşleşmesine ABD’yi 3-2 ile geçtikten sonra Hırvatistan’ı da 4-1’lik skorla mağlup ederek son dört ülke arasına girdi.

Novak Djokovic’in takım arkadaşları ise Janko Tipsarevic, Victor Troicki ve Nenad Zimonjic olacak. Çiftler uzmanı Zimonjic, “Çiftlerde üçüyle de oynayabiliyorum, böylece teklerde oynayan isimler üç günde korta çıkmak zorunda kalmayacak” diyerek takımın fit olacağını söyledi.

Çek Cumhuriyeti ise Tomas Berdych ve Radek Stepanek’i kadroya dahil etti. İki isim de çeyrek finalde Şili karşısında sakatlıkları nedeniyle raket sallayamamıştı. Bu ikili birkaç yıldır takımın iskeletini oluştururken geçen yıl 1980’den bu yana ülkeyi ilk defa finale taşımışlar ancak İspanya’ya boyun eğmişlerdi. Berdych bu yıl Roland Garros’ta yarı final oynarken, Wimbledon’da finale çıkmayı başarmıştı. Stepanek’in yılı ise iç açıcı değildi. Bu ikilinin takım arkadaşları ise Ivo Minar ve Jan Hanek olacak.

İki ülke bu isimler altında daha once hiç karşılaşmamış olsalar da Yugoslavya ve Çekoslovakya adıyla dokuz kez eşleşmişlerdi. Çekler bu seride 5-4 önde bulunuyor. Bu yılki eşleşme Belgrad’da sert zeminde oynanacak.

Yarı finalin diğer ayağında Arjantin ile Fransa, Lyon’da karşı karşıya geliyor. Fransa, Jo-Wilfried Tsonga’nın sakatlığı nedeniyle yokluğunda Gael Monfils’e güveniyor. Monfils, Amerila Açık’taki çeyrek finali ile sıralamada 15.’liğe kadar yükseldi. “Benim gibi duygusal bir oyuncu için Davis Kupası muhteşem bir organizasyon” diyen Monfils ilk defa geçen yıl Hollanda karşısında ülkesini temsil etmişti.

Monfils’in yanındaki isimler Michael Llodra, Richard Gasquet ve Gilles Simon olacak. Fransa, son şampiyon İspanya’yı çeyrek finalde elerken Llodra hem teklerde hem de çiftlerde harika bir performans göstermişti. Bu yaz da Amelie Mauresmo’nun akıl hocalığını yaptığı raket iyi sonuçlara imza atmıştı.

Arjantin’in en büyük kozu 28 yaşındaki David Nalbandian olacak. Bir dizi sakatlığın ardından kortlara dönen Nalbandian, Amerika Açık Serileri’nde gösterdiği performans ile dikkatleri üzerine çekmişti. “Çok zor olacak” diyen eski dünya 3 numarası, “Ancak takımımıza güvenip, üç boyunca elimizden gelenin en iyisini yapacağız” şeklinde konuştu.

Arjantinli’nin takım arkadaşlıklarını Juan Monaco, Eduardo Schwank ve Horacio Zeballos üstlenecek. 2009 Amerika Açık şampiyonu Juan Martin del Potro’nun sakatlığının henüz tam olarak iyileşmemesi ise Güney Amerikalılar için büyük bir şanssızlık.

(Bazı metinlerin laubali olup, bazılarının haber dilinde olmasının nedeni aynı şeyleri iki kez yazmak istememem. Bunu iş icabı haber olarak yazdığım için, böyle koyuyorum bloga. O yüzden eğlenceli bir yazı değil. Bilgilendirici en azından. Güldürürken bilgilendirmek de güzel tabi. Her zaman Nasreddin Hoca olamıyoruz)

Read more...

amerika açık şampiyonları

Amerika Açık’ta teklerde şampiyonları yazdım sanmayın ki diğerlerini atlayacağım. Biraz dinlence, biraz eğlenceden sonra işte o şampiyonlar:

Genç erkeklerde iki ABD’li oynadı finali. İlk 10’da tenisçisi kalmayan, çeyrek finalde temsil edilmeyen Ameirkalılar için iyi haber tabii ki. 92 doğumlu Jack Sock, 10 numaralı seribaşı olan yaşıtını ilk seti kaybettiği müsabakada yenerek şampiyonluğa ulaştı. Turnuvaya wildcard ile katılan Sock, 5, 12 ve 2 numaralı seribaşılarılar da final yolunda alt etti.

Genç kızlarda şampiyonluk bağıra bağıra Daria Gavrilova’ya gitti. 2009 Fransa Açık gençler finalisti Rus raket, 2010 Avustralya Açık’ta da çeyrek final görmüştü. Amerika Açık’tan birkaç hafta once Gençli Olimpiyatları’nda altın madalyayı boynuna asan 16 yaşındaki tenisçi Amerika Açık’ta da zirvede yer aldı. Bu kızda gelecek var. Bakalım pro tenise geçişe nasıl olacak ama. O da finalde vatandaşını mağlup etti. Wimbledon yarı finalisti, 15 yaşındaki Yulia Putintseva’yı 6-3/6-2 ile geçti. Yulia'nın şu yukarıdaki fotodaki duruşuna bittim.

Çift kadınlarda bizim Yaroslava üst üste ikinci şampiyonluğuna ulaştı Vania King ile. Doğru partner etkili sonuç getirdi. İpek de belki doğru bir partner bulabilse, bir Güvenç Kurtar, Hikmet Karaman gibi takım değiştirmese şimdiye daha iyi sonuçlar almış olacaktı. King/Shvedova çifti Liezel Huber/Nadia Petrova ikilisini üç sette geçti. Final yolunda çeyrek finalde 1 numaralı seribaşı, müthiş ikili Dulko-Pennetta’yı turnuva dışına itti.

Erkeklerde ise Bryan kardeşler, “Kariyerimizin en güzel maçı” dedikleri müsabaka ile finalde Bopanna/Qureshi çiftini 7-6’lık iki setle geçerek kariyerlerinin 2342342. Şampiyonluğuna ulaştılar. 65 şampiyonluk, bunların dokuzu Grand Slam. Woodbridgelere iki kaldı.

Karışık çiftlerde yine bir Bryan vardı ve yine Qureshi vardı. Kazanan yine Amerikalı oldu. Bob Bryan, Leizel Huber ile birlikte Qureshi/Peschke çiftini mağlup etti. Herkes bu iki finalden sonra Qureshi’yi el üstünde tutuyordu. Selden etkilenen bir ülkede umut olmuştu tabii. Hem de ülkesinin savaştığı komşusu Pakistanlı Bopanna ile finale yürümüştü.


O değil de ortalık Amerikan bayrağı doldu... Her fotoya sokmasanız olmaz.

(Foto: Getty / Reuters)

Read more...

14 Eylül 2010 Salı

amerika açık 2010: ertelenen zafer

“Bugünün işini yarına bırakma.” Nadal’ın elinde olsa inanın bunu yapmayacaktı ama elinde olmayan sebeplerden ötürü eksik kalan halkayı, Amerika Açık şampiyonluğunu, hep ertelemek zorunda kaldı. Sezon içerisindeki temposu nedeniyle yılın bu zamanına hep sakat ve yorgun gelirdi Nadal. En büyük rakibi Federer altı sene üst üste finale çıktığında, oraya kadar bile gelemiyordu İspanyol raket.

Bu sene işler değişti. Bu kez finalde olmayan Federer’di ve Nadal en sonunda ‘kariyer grand slam’i yani dört büyük turnuvanın kupalarını tamamlamak için fırsatı bulmuştu. Karşısında ise üç senedir İsviçreli’ye yenilen ama bu kez şeytanın bacağını kıran Novak Djokovic vardı. Hani dedim ya Nadal’ın elinde olmayan sebepler, bu sefer de yağmur işi yokuşa sürüyordu. Pazar akşamı oynanması gereken final pazartesiye sarktı. Bu ertelenme Rafa’nın değil, Sırp raketin işine yarayacaktı muhakkak. Yarı finalde hem daha geç oynamış hem de beş setlik çok yorucu bir karşılaşmadan çıkmıştı. Bir gün fazladan dinlenmeye hayır demezdi.

Yine tıklım tıklım dolu tribünler önünde bir grand slam finaline yaraşır şekilde başladı mücadele. Henüz ilk puanda oynanan tenis raketlerin henüz ısınmamış olduğu düşünüldüğünde çok şeyler vaat ediyordu. Federer karşısında belki de kariyerinde ilk defa cesur tarafını ortaya koyan Djokovic bu maçta da Rafael Nadal’ın bu turnuvada sadece iki kez kırılabilmiş servislerine direniyordu. Nadal’ın amacı ise topu oyunda tutarak Nole’yi yormaktı. Zihinsel olarak kıramazsa fiziksel olarak kırabilirdi rakibini.

İlk seti kaybettikten sonra tıpkı yarı finalde olduğu gibi ikinci seti kazanarak oyuna geri döndü Novak. İkinci setteki 2 saatlik yağmur engeli, Nadal’ın zaferini birazcık daha ertelemekten başka bir şeye yaramayacaktı. İşte o Nadal’ın müthiş servis performansı sonraki iki seti kazanmasında en büyük etkendi. 6-4/5-7/6-4/6-2’lik setlerle turnuvada bu yıl ilk kez set kaybetmiş olsa da yıllardır özlemini duyduğu kupayı en sonunda havaya kaldırdı Rafael Nadal.

Henüz 24 yaşında, kariyer grand slam yapmayı başarmış, 9 Grand Slam, Olimpiyat altını ve 18 Masters zaferine ulaşmış bir sporcuya bakıyoruz. Artık, “Federer gelmiş geçmiş en büyük tenisçidir” derken bir daha düşünmek gerekecek.

Shine on you Rafa!

(Foto: Reuters / Getty via Daylife)

Read more...

13 Eylül 2010 Pazartesi

amerika açık 2010: değişimin değiştiremedikleri


Bu yöntemi de yeni buldum. Medyatakip madem böyle bir güzellik yapıyor. Madem tek erkekler finali yağmur engeline takıldı. Boş durmayalım.

Read more...

12 Eylül 2010 Pazar

amerika açık 2010: alın size "rüya" final

In your faceeeeee!

Amerika'da bir Roger Federer-Rafael Nadal finali. Tenisseverlerin yüzde 86,45'inin beklediği müsabaka. Bu sefer olacaktı. Zira Rafa Nadal yarı finalde görece kolay bir rakiple eşleşmişti. Youzhny'e takılacağını düşünmüyorduk. Zira Federer, üç senedir tavlayı koltuğunun altına verdiği Djokovic ile yine oynayacaktı. Buradan da İsviçreli gelmezse ayıp olacaktı.

Ayıp oldu.

Nadal üç setlik rahat bir galibiyet aldı Youzhny karşısında. Ancak günün ikinci maçında Federer'e Djokovic'in söyleyecekleri vardı. Sırp raket müsabaka boyunca gerideydi. İlk seti kaybetti. İkinci sette fırtına gibiydi. Üçüncü seti kaybetti. Dördüncü sette fırtına gibiydi. Ve ben bu dört seti izleyemedim. Djokovic, yıllardır desteklediğim adam, Federer'den, yıllardır hazzetmediğim adamdan 6-1 ile set alıyor ve izleyemiyorum.

Nadal-Youzhny'nin ilk seti ile Federer-Djokovic'in son setini izleyebildim sadece. O yüzden kim nasıl oynamış pek bir şey vermeyeceğim. En sonunda, aylar-yıllar sonra Nole'nin Federer'i bir Grand Slam'de yenmesinin haklı mutluluğunu yaşıyorum.

Altı yıl üst üste Federer finale çıktı ama Nadal'ın nefesi oraya yetmedi. Şimdi Nadal orada, Federer yok. Bazı şeyler değişiyor artık.

Final maçı saat 23.30'da. Yani Türkiye-ABD maçının bitimine denk geliyor.

 Djoker'in maç puanından sonra nasıl sevinildiğini unutması ve dünyanın en boş bakan "kazanan"ı olması...

Read more...

amerika açık 2010: yeni vera binayı terk etti

Çoğumuz Vera’nın artık düzeldiğini ve eskisi gibi çöküşler yaşamayacağını düşünüyorduk değil mi? En azından üzerinde hiçbir baskı olmaması gereken şu Grand Slam finallerinde. İşte her şey düşündüğümüz gibi gitmiyor. Game, Set and Mats sunmayı beklerken programın sabaha alınması ile dımdızlak ortada kalmak buna bir örnek sayılabilir tabii.

Clijsters tamamen işini yapmayı bilen bir profesyonel edasıyla kortta mesleğini icra ederken, Zvonareva çaylak ve çekingen görüntüsünden bir türlü kurtulamadı. Agresif başlamaya çalışması kanımca bir hataydı. Çünkü karşısında zaten agresif olan ve oyunu domine etmeyi seven bir rakip vardı. Müsabakanın başında dişe diş bir oyun felsefesi belirliyorsanız ve silahlarınız buna elverişli değilse tökezlemeniz işten bile değildir.

Vera backhandsiz oynadı. Vera servissiz oynadı. Vera volesiz oynadı. Bu silahlarınız çalışmaz durumdayken bir de saldırgan bir vaziyette olursanız basit hata sayısı tavan yapar. Rus raketin kendini tartıp, vuruşlarının çlaışmadığını görünce daha sabırlı ve defansif başlayıp oyunu öyle götürmesi ve en uygun anı bulması gerekiyordu.

İnat etti Zvonareva ve bu inadı gitgide büyük bir korkuya dönüştü. 2-2’den sonra oyun alamadan kaybettiği ilk setin ardından yüz ifadesindeki gerginlik yine kendisiyle olan savaşın resmi başlangıcını da vermiş oluyordu. İkinci setin ilk oyununda ilk raket kırma geldi Vera’dan. Gözler antrenöre döndü, baldırlar dövüldü. Son birkaç aydır görmediklerimizi tekrar görmeye başladık. Hasta tedaviye cevap vermemiş, hastalık nüksetmişti. Açıkçası kulağa hoş gelse de Vera'nın baldırı olmak istemezdim. Çok dayak yiyorsun her şeyden önce.

Zaten buradan sonra eski Vera kontrolündeki Zvonareva’nın maçı çevirmesini beklemek aptallık olurdu. 6-2/6-1 kaybetti Rus raket. Kim Clijsters kortun her yerindeydi ve müthiş oynadı. Muazzam servis kullandı ve file önünde iyiydi.


Kazandıktan sonra Tomb Raider misali tribünlere tırmanmaya çalışması, kocasına, arkadaşlarına ulaşıp bu sevinci onlarla paylaşması, Jada’nın kolundaki saatler, babası aklına gelince gözlerinin dolup konuşamaması... 3 Amerika Açık, 21 maç üst üste. Tebrikler Kim! Emekli olduğunda tek şampiyonluğun vardı şimdi üç. İyi ki dönmüşsün. Ve çabalarından dolayı sana da tebrikler Vera! Kim de ilk dört finalinde kazanamamıştı. Mauresmo da 7 sene beklemek zorunda kalmıştı. Sabır güzel bir şey.

Benim aklıma Charlize Theron takıldı. Şimdi bu güzellik iki yıldır (2008, 2009) sevgilisi ile gelip yiyişirdi buraya. Bu sefer yalnız gelmiş. Benim yalnız ve güzel Charlim.

 (Foto: Reuters / Getty)

Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP