video: delpo anları
It's raining shoes! Halleluja!
Delpo'dan Maraş dondurmacısı da olurmuş...
Kvitova Wimbledon şampiyonluğu yolunda 222 winner'a imza atmış. Maç başına 32 winner. E izleyelim:
... derdi Morpheus Neo'ya...
Yıllardır desteklediğim tenisçiler yenilir ve beni bir hüzün kaplardı Grand Slam’lerde. Özellikle ikinci hafta tutunacak dalım ya hiç kalmaz ya da bir kişiye bağlardım umutlarımı. Bilen bilir Wimbledon ile Roland Garros arasında bir tercih yapacaksam RG kilometrelerce öndedir benim için. Ancak bu seneki Wimbledon yağmuruna çamuruna rağmen özellikle kadınlardaki sonuçları ile yeşil slam’e sempati beslememe neden olabilir.
Vay be ne gündü ama. Geri dönüşler, hırs, azim ve tutku... Tenisi neden seviyorsak hepsi vardı bugün.
Uzun zaman sonra ilk defa çocuklar gibi havalara uçtuğum sonuçla başlamak isterim. Lisicki'nin bana yaşattığı heyecanı tarif edemem. Umutsuzca bu kızın başarılı olmasını istiyorum bir süredir. 2-3 sene önce topa nasıl vurduğunu ilk gördüğümden beri kazanmasını istiyorum.
Uzun, uzun bir zaman önce... Uzak bir galakside Kimiko Date dünya dört numarası. Genç ve dinamik. Sonra bir anda tenisi bırakıyor. 12 yıl boyunca izlemek zorunda kalıyor ve yakın bir geçmişte dönüp biraz kıç tekmelemek istiyor. 38 yaşında döndüğü turda bırak maç kazanmayı, şampiyonluk yaşıyor. Ve bugün 40 yaşında çıktığı kortta, 20liklere taş çıkartırcasına oynadı.
Rakibi Venus de genç değil, 31 yaşında. Ayşe ve annesinin yaşları toplamı 71'dir. Anne korttaki her topa yetiştiğine göre Ayşe'nin yaşı kaçtır? İki deneyimli kurt bize beklenmedik derecede güzel bir maç izlettiler bugün. Eski ekol yani yabancıların tabiri ile "old-school" tenisin, 90ların tenisinin nasıl göze hoş geldiğini sergilediler. İkisi de belli bölümlerde çok iyi oynadı. Maçın başında Japon tenisçi her yerdeydi. 5-1'i yakaladıktan sonra Venus dirildi. Tie-break'te Date-Krumm kazandı. Karar setinde ise baştaki karşılıklı servis kırmalardan sonra nefis bir heyecana sahne oldu ve 3 saatlik mücadeleden 8-6'lık son set ile Venus galip geldi. Kimiko Date-Krumm ise kattığı hava ile 20 yıl sonra bile hatırlanacak.
Bugünkü diğer ikinci tur maçlarında seribaşılar sorun yaşamadı. Zvonareva, Azarenka, Kvitova, Hantuchova, Vinci ve Pironkova üçüncü tura yükseldi. Yağmur nedeniyle oynanamayan ilk tur maçları da tamamlandı. Şok edici bir sonuç yok. Radwanska çift bagele giderken rakibi Govortsova'nın sol ayak bileğindeki sakatlık nedeniyle çekilmesiyle 9-0 ile ikinci tura yükseldi. Görges ve Jarka rahat kazanırlarken, Domi ve Flavi üç setlik zorlu maçlardan sonra bir üst tura yükseldiler. Elenen tek seribaşı ise Mattek-Sands oldu. Misaki Doi'ye mağlup oldu ilginç ABD'li.
Britanyalıların yine döküldüğü turnuvada Laura Robson'ın Angelique Kerber'i bir set geriden gelip mağlup etmesi elit ırkın yüzünü güldürürken, Lisicki'nin parkta gezer gibi tur atlaması da benim yüzümü güldürdü. İkimizin de sevinci kursakta kalabilir zira Robson Sharapova, Lisicki de Li Na ile eşleşti.
Erkeklerde Nadal, Murray, Berdych ve Roddick "Buraların büyüğü biziz" dercesine rahat kazandılar maçlarını. Diğer seribaşılar Gasquet ve Fish de üçer sette gülerken, Monfils tipik bir setini verdi yine Zemlja'ya.
Pussycat Wawrinka, Simone Bolelli'ye yenilerek çağ atladı. Normalde herkese aslan kesilen, beş sette ölümüne kazanan ancak Federer'i gördü mü "Al beey al maç senin olsun" diyen Stan bu sefer güldürmedi. Zaten Federer ile ancak finale çıkarsa karşılaşacaktı. Finale de çıkamayacağına göre bu turnuvada kendine misyon bulamadı ve bıraktı bence.
Bir zamanların aslan parçası Fernando Verdasco da kedigillerin uysallarına katılmış durumda. Robin Haase'ye beş sette mağlup olan 24 nolu seribaşı turnuvaya veda etti. O boy ve müthiş servislere rağmen Wimbledon'da üst tur göremeyen Ivo Karlovic yine Ivo Karlovicliğini gösterdi ve Kubot'tan set alamadan elendi.
Murray'nin raket sponsoru Head, Facebook'tan bir kampanya yapmış ve Murray hayranlarından Britanyalı'yı gaza getirecek cümleler, öbekler almışlar. Daha sonra bunları Murray'nin raket çantasına yazmışlar. Kimi "Tarih yaz" diyor, kimi "Onlara çimleri öptür" diyor.
Murray ise bugün kazandığı maçtan sonra şimdi değil ama gelecek için bir ilham kaynağı olabileceğini söyledi. Neticede reklam kampanyası işte büyütmemek lazım.
Bugün Nadal son zamanlardaki Nadal, Murray ise her zamanki Murray gibiydi. İspanyol yine tutuk başladığı maçta servisini kırdırarak 4-2 geriye düşse de sanki bunu bekliyormuşçasına yaptığı patlama ile maçı rahat kazandı. Ev sahibi Murray ise iki farklı maç oynadı. Rakibi dolayısıyla oldu bu tabii. Gimeno-Traver ki kendisine Travis diyelim ilk seti çat diye alınca homurtular çatısı kapatılmış merkez kortta duyulur hale gelmeye başlamıştı. İkinci sette 3-3'ten sonra ise tam 15 oyun arka arkaya kazanan bir Murray (Bill Murray mi? Hayır bir Murray) izledik. He-man o Travis'in sakatlığı bir daha oyun alamamasına neden oldu.
Çatısı kapalı demiştik merkez kort için. Zira yağmur vardı daha ilk günden. Çatının kullanıma açıldığı ilk yıl olan 2009'da yağmur biraz yabancılık çekmiş olacak ki ikinci haftaya kadar düşmemişti. Yavaş yavaş o çekingenliği atmış üzerinden. Neyse efenim bu yağnur yüzünden programın yarısı sarktı. Tamamlanabilen müsabakalara bakalım biraz.
Büyük servisçi Milos Raonic deneyimli rakibi Marc Gicquel'e (artık Çağla Şıkel esprisi yapmayacağım) set vermeden galip geldi ve Nadal ile karşılaşmasına bir adım kaldı. Rakibi Gilles Müller olacak ki bu da garip bir adam. Lüksemburg gibi "mahalle maçlarından önce adam alma aşamasında adımlaşırken bir bakmışınız sınırı geçtiniz" şeklindeki bir ülkeden çıkan bu abi elemelerden gelip Amerikalarda Açıklarda çeyrek final oynamıştı.
Fransa'nın ve ABD'nin 1 numaraları La Monf ve Mardy Fish set vermeden tur atladılar. Son finalist Berdych de sadece beş oyun bırakarak ikinci tura çıktı. Wawrinka bir İtalyan'ı eleyip bir diğerini karşısında bulurken, öpücükten kokain kapan Gaske de Giraldo'ya set bırakmadı. Şimdilik elenen tek seribaşı isim Thomaz Bellucci. Kocasından ayrıldığının kırkı çıkmamış Jarka'mızın feci şekilde yazdığı Brezilyalı, 35000 yaşındaki Rainer Schüttler'den set alamadı. Alman tenisçi 2008'de yarı final oynamış ve Federer'e yenilmişti.
Erkeklerde 10 maç yarım kaldı. Kimisi ilk sette kimisi üçüncü sette... Andy Roddick'in aralarında bulunduğu üç maç da hiç başlamayadı.
Kadınlarda Venus Williams zorlanmadan ikinci tura yükseldi. Bakın Venus'tü bugün korta çıkan. Serena değil. Bu Venus, büyük ve daha zayıf olanı. Serena öbürüsü, o, ayağını kesen var ya o Serena işte. Daha şımarık falan hani böyle. Hah sizin iyiliğiniz için diyorum ben bir daha karıştırmayın diye. "Amaaan zenci işte yaz" olmasın diye. Tamam mı kuzucuklarım. Hadi şimdi aldığınız parayı hak edin biraz.
Günün ilk kazananı ise artık allahkorusun ruhunu kortta teslim edecek ola Kimiko Teyze'den geldi. Öyle böyle değil 17 dakikada ilk seti 6-0 ile kazandı. Ev sahibi raket Katie O'Brien sadece dursa kortta bu kadar kısa sürmezdi herhalde set. İkinci turda Venus ile oynayacak Kimiko. Enteresan işler.
Son finalist Vera da Alison Riske karşısında her zamanki saçmalayışlarından birini yaptıktan sonra "Şakkaaaa" deyip maçı kazandı.
Günün benim adıma en üzen sonucu Jelena Dokic'in yenilmesiydi. 6 nolu seribaşı Cesca ile karşılaştı. İlk iki set paylaşıldı. Üçüncü setin başında yağmur başladı. Kortun kapanmasını bekledik. Yankılanan raket sesleri eşiliğinde 4-3'e kadar servis kırılmazken sekizinci oyunda Dokic servisini kırdırdı. Maç için servis atan Schiavone tam dört servis kırma puanı çevirdikten sonra bulduğu ikinci maç puanını değerlendirdi. Bana yine esmer günler düştü. Piiiii.
Üç seribaşı sizlere ömür. Shahahahahahar Peer, Ekaterina Makarova ve Kaia Kanepi turnuvaya veda ettiler. En şaşırtanı Makarova oldu. İyi bir çimcidir. McHale'ye yenildi 8-6 biten son set ile.
İlk günde aklımda kalanlar böyle.
© Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008
Back to TOP