foto: mauresmolu fransa
Birds. Directed by Alfred Hitchcock.Fransa'nın ambleminde ne var? Horoz. Horoz'un İngilizcesi ne? Cock. Hitchcock.. ve kırkıncı yıl.. aynı karede.
(Foto: Getty / Reuters via daylife) Read more...
Birds. Directed by Alfred Hitchcock.Fransa günün ilk maçında daha önce de söylediğim kendisi için gerekli tek galibiyeti çıkardı. Tipsarevic ile karşılaşan Monfils 6-1/7-6/6-0 ile Fransa'yı öne geçirdi.
Servislerinde tutuk başlayan ev sahibi raket, ilk servisleri oyuna sokmakta zorlanınca ilk oyunda servisini kırdırdı. İkinci oyunu da kaybeden Sırp, tabelaya üçüncü oyunda girebildi. 2-1'den sonra hatalarla dolu bir performans sergiledi Tipsarevic. Özellikle backhand kanadında topu fileye taktı. Agfresif oynamaya çalıştı ama La Monf'un savunması da muazzamdı.
İkinci sette taraflar servis oyunlarında tutundu ve set tie-break'e gitti. İlk puanda bir gerginlik oldu. Monfils'in servisine out dendi. Fransız itiraz etti ve içeride olduğu görülünce hakem puanı Monfils'e verdi. Tipsarevic buna sinirlendi. İtiraz etti ama sonuç değişmeyecekti tabii ki. Bu hırsla kendi servis oyununda hata yapan Janko servis kırdırdı. Beşinci serviste bunu telafi etse de Monfils bir daha servis kırınca ikinci set de Fransız'ın oldu.
Son sette ise kafa olarak kopmuş bir Tipsarevic ve sıfıra karşı kaybedilen bir set...
Müsabakada Janko'nun 38 basit hatasına karşılık La Monf'un 14 basit hatası anahtar istatistik. Winnerlarda 51-48 Fransız'ın üstünlüğü var yine.
İkinci maçta favorim Novak'tı. Fransa kaptanı Guy Forget'nin yanlış karar verdiğinden emindim. Llodra tekler oynasaydı daha çok zorlayacaktı Djokovic'i. İlk setteki ilk altı oyunda servis kırılmadı. Bu noktadan sonra üç oyun üst üste alan Djokovic ilk seti 6-3 kazandı. Yedinci oyunda servis kıran Sırp, bir sonrki oyunda servis kırma puanı ile yüzleşti ama arka arkaya attığı üç etkili servis ile savuşturdu bu tehlikeyi. Simon'un servislerini çok iyi okuyan Nole, son oyunda da sıfıra karşı servis kırdı.
İkinci sette momentumu iyice arkasına aldı Nole. Dördüncü oyunda servis kırdı ve bundan sonra hiç oyun vermedi. Özellikle backhand slice çalıştığı belli oluyor. Slicelar ile oyunu çok iyi kurup, kortu açıyor ve winnerla boş taraftan puanı alıyordu. Setin son oyununda da arka arkaya aceler atması moralini de iyice yükseltti.
Üçüncü sette yine dördüncü oyunda servis kırarak üstünlüğü yakalayan taraf ev sahibiydi. 5-4'te maç için servis kullanan Nole, uzun süren bir oyunun ardından servisine tutunamadı. Fakat bir önceki oyunda yapması gerekeni 11. oyunda yaptı ve Simon'un servisini kırarak ikinci kez maç için servis attı. Bu sefer başarılıydı.
Karşılaşmada 62 winner üretti Djokovic.
Gael Monfils d. Janko Tipsarevic 6-1/7-6/6-0
Novak Djokovic d. Gilles Simın 6-3/6-1/7-5
Bu sonuçlarla ilk gün 1-1 kapandı. Yarınki çiftler maçı çok çetin olacak. Bir yanda Llodra-Clement diğer yanda Zimonjic-Troicki. Saat 16.00'da. Kazanan büyük avantaj sağlar.

Nadal ile Moya'nın PES muhabbeti zaten biliniyor (Allahtan Murray kadar manyakça bir bağımlılıkları yok). Yanılmıyorsam Moya'nın emekliliği için düzenlenen bir programda ikisi çıkıp dev ekranda, seyirciler karşısında oynamışlar. Linki tweetleyen Gülşan'a teşekkürler.
Embed tuşu bulamadım. Fotoğrafa tıklayın o gideceği yeri bilir.

Duymuşsunuzdur, duymayanlar için tekrarlayalım. Söderling'i Södreling yapan adam Magnus Norman ile İsveçli'nin yolları ayrıldı. Eski dünya iki numarası Norman, "kendime ve tenis akademime daha fazla vakit ayırmak istiyorum" demişti. Ayrılık nedenini bu olarak göstermişti.
Bugün İsveç basınına bir bakayım dedim (Hayır, İsveççem yok. Google Translate var). Orada Norman'ın İsveç'in en büyük tenis kulüplerinden birisi olan Salk'ta bir nevi danışman olarak çalışmaya başladığını öğrendim.
Bu kulüp Bjorn Borg'un da gençken oynadığı kulüp. Yani bayağı sağlam. Norman'ın da ortakları arasında bulunduğu Good to Great adlı akademi ile işbirliği içinde olacaklar. Bakalım 5-6 sene sonra yeni İsveçliler görebilecek miyiz.
Bu da Salk'ın resmi sitesinden haberin linki. BU.
Bu arada Söderling de Peter Lundgren'e gitmiş. "Abimmmmm" demiş "Abiimmm benim koçum ol." Lundgren bakmış bunun yüzüne, "Yanlış zamanda geldin delikanlı" demiş, "Ben Wawrinka ile mutluyum. Şimdi yıkıl!" İnanır mısınız bizim o buzdağından hallice Söderling sen bir ağla bir ağlaaa.. Yok şaka tabii. Ama reddetmiş işte Lundgren "zamanlama kötü" diyerek. İsveçli çalıştırıcının CV'sinde Federer, Safin, Baghdatis ve Dimitrov da var.
Ve işte başlıyoruz. Sırbistan ile Fransa arasındaki Davis Cup final maçları bugün saat 15.00'teki Tipsarevic-Monfils mücadelesi ile başlıyor.
Sırplar'dan sevmediğim adam yok o yüzden Tipsarevic'i de çok severim. Bazı büyük maçlarda kendini aşarak oynadığı vardır. Federer karşısında, Roddick karşısında bir başka oynar. Ancak çok sakatlanır. İstikrarsızın önde gidenidir. Monfils'in aşağı kalır yanı var mı?
Belgrad Arena'yı dolduracak binlerce Sırp'ın tezahüratı eşliğinde korta çıkacak ilk Sırp olmanın avantaj mı dezavantaj mı olduğu büyük muamma. Tipsarevic bence bu baskıyı kaldıracak olgunlukta. Her ne kadar Monfils, "Seyirci yüzünden Janko stresli olabilir. Ben çıkıp rahat bir şekilde oyunumu oynamaya çalışacağım" dese de, Tipsarevic'in etkileneceğini sanmıyorum.
Ha, bu demek değil ki yenilmez. Tabii ki yenilebilir ama bunun nedeni seyirci baskısı olmaz.
Günün ikinci maçında ise Djoker'in karşısına Gilles Simon çıkacak. Çiçeği burnunda baba Simon'a şans vermiyorum. Fransa kaptanı Guy Forget, son güne kadar kararsızdı ikinci tekler oyuncusunu seçme konusunda. Bence Llodra daha çok zorlardı Nole'yi ki geçen aylarda yenmişliği de var. Yine bir iki hafta Djokovic'in Simon'u yendiği (ve hatta yanılmıyorsam son 3-4 karşılaşmalarında hep Sırp'ın üstünlüğü var) düşünüldüğünde Fransızlar için sıkıntı var. "Llodra'nın Clement'la birlikte iyi bir çift olacağını düşündüm" diyor Forget. Kararı doğru mu, bekleyip göreceğiz çünkü beş set üzerinden oynanan maçlarda her şey farklı olabilir.
Eğer bugün Fransa en azından bir galibiyet çıkartamazsa her şey bitmiş demektir onlar için.
Bu eşleşmenin en keyifli tarafı Belgrad Arena olacak kesinlikle. Türkler gibi, Yunanlar gibi ateşli olan Sırplar orayı yakarlar, yıkarlar söyleyeyim. Yarın saat üçte bilgisayarımın başına oturup İnönü'yü dinler gibi dinleyeceğim Belgrad Arena'yı. Ajde!
Yılın oyuncusu Kim Clijsters seçildi. Niye öyle oldu anlamadım. Vera ya da Caro daha çok hak ediyordu bence. 2005’te de yılın oyuncusu seçilmişti Belçikalı. Kendisi ayrıca Hizmet Ödülü’nün de sahibi oldu. Kort dışında Konsey’de falan yaptıklarından ötürü. Konsey monsey deyince aklıma Star Wars geliyor hep. Republic falan. Sorunluyum az.
[Geçen sene bu ödülü Serena kazanmıştı. Bu sene bayağı kesik ayak muhabbetine yattı]
Yılın çiftler takımı tabii ki Pennetta-Dulko ikilisi oldu. Başkası olsaydı WTA’i basardım. Basmışken de iş başvurusu yapardım.
[Geçen sene Williams kardeşler kazanmışlardı. Tenis enteresan]
Yılın yeni geleni, yeni yüzü, yenisi, tıfılı kategorisinde Petra Kvitova vardı. Wimbledon’da yarı final oynayarak herkesi şaşırtmıştı Çek raket. Bence Pavluçenkova’ya verilmeliydi bu seneki ödül.
[Geçen sene Melanie Oudin kazanmıştı. Bu sene nerede bilen var mı? Ben söyleyeyim en son Sabine Lisicki ile Bollettieri’de hazırlanıyordu geçen hafta. Kvitova da aynı şekil olacak]
Yılın geri dönüşü Henin’den geldi. Gelmiş yani. Yahu kadın sezonun yarısında yoktu. Neresi geri dönüş? Henin’i çok seviyorum ama Ana Ivanovic’in geri dönüşü daha muazzam be!
[Geçen sene tabii ki Kim Clijsters kazanmıştı]
En insani insan, en hayırsever sporcu dalında ödül Maria Sharapova’nın oldu. Sasha Vujacic ile nişanlanmayı kabul ederek öyle insanların da güzel kızlarla sevişme ve hatta evlenme haklarının olduğunu gösterdiği için bizlere. Şaka tabii. Çernobil bölgesini ziyaret edip yardımda bulunduğu için. Seviyorum Masha’yı.
Karen Krantzcke Sportmenlik Ödülü Elena Dementieva’nın oldu. Bu ödüle itirazım yok. Yazık, zaten grand slam kazanamadan bıraktı.
[Geçen sene bu ödülü Kim Clijsters kazanmıştı]
Oyuncular en çok sevdikleri turnuva olarak Porsche Tennis Grand Prix’i (Stuttgart) ve Pattaya Open’ı seçmişler. Ne saçma lan. Bu sene yalnızca 32 tanesi falan katıldı ona. Geri kalanlar çok bölünmüş demek ki. Çok saçma bi ödül ve oylama bu. Geçen yıl Indian Wells ve Acapulco seçilmişti. E ne değişti ki bir senede. Saçmalamayın kaldırın bu ödülü.
Sezon Sonu Turnuvası'nın final maçının hemen ardınan Federer soyunma odasına giderken yolda Rafa Nadal'ın ailesi onu kutluyor içten bir şekilde. Ardından ilerleyen Federer koskoca Kevin Spacey'e bir bakıp geçiyor. Abooooov. Keyser Soze mi olmak lazım illaaaa! Ezgi gönderdi videoyu Twitter'dan. Onun da blogu vardı bi aralar hey gidi.
© Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008
Back to TOP