14 Ağustos 2010 Cumartesi

cincinnati: hell yeah!

Cincinnati'de öyle bir turnuva var ki sonuçlarıyla beni mest ediyor. Son dörde kalan isimlere baktığımda bir yanda yıllardır kendisine hakaret seviyesinde şeyler söyleyenler kapak üstüne kapak vermesini dilediğim Ana, diğer yanda omuz sakatlığının etkilerinden bir türlü kurtulamayan Masha ve öbür yanda yeni neslin zeki ve hırslı tenisçisi Pavluçenkova. Clijsters da fena değildir ama yerine Pennetta'yı tercih ederdim.

Erman Yaşar'ın dediğine göre Clijsters-Pennetta maçının ilk seti müthiş bir mücadeleye ve güzel bir tenise sahne olmuş. Ivanovic'ten Montreal Rogers Cup organizatörlerine gelen tokatlar devam ediyor. Amanmuradova karşısında nefis oynadı. Yarı finalde Kim Clijsters olacak karşısında. Bunu da geçerse zaten kupayı da kaldırsın bir zahmet.

Bartoli, Wozniacki'yi dağıtmıştı çeyrek finalde. Sharapova da Fransız'ı sürklase etti. Pavluçenkova-Şarapova yarı finali ilginç olacak.


(4) K Clijsters (BEL) d. (11) F Pennetta (ITA) 76(6) 64
(10) M Sharapova (RUS) d. (16) M Bartoli (FRA) 61 64
A Pavlyuchenkova (RUS) d. (12) Y Wickmayer (BEL) 75 36 61
A Ivanovic (SRB) d. (Q) A Amanmuradova (UZB) 61 63

Read more...

rogers cup: dördünüze dördünüz

... bayram etsin gözümüz. Toronto Roger Cup'ta dünya sıralamasının illk dört basamağındaki tenisçiler yarı final biletlerini kaptılar. Federer ve Nadal rakipleri karşısında kabuslar görürken, Murray ve Djokovic çok rahat kazandılar.


 
Bu yıl Federer'i iki kez mağlup etmeyi başaran Tomas Berdych üçüncü kez zıplamak adına dün İsviçreli'nin karşısındaydı. Roger'ı bir yıl içinde üç kere yenebilen dört isim var şu an aktif tenis oynayan. Nadal, Djokovic, Nalbandian ve Murray (bunu yanlış hatırlıyor olabilirim). Hatta Nadal altı kere de yenmişti. Berdych bunu başaran beşinci isim olamadı. Olmaya 1 oyun uzaklıktayken bile. İlk iki seti karşılıklı paylaştılar. Son sette Çek raket 5-2 öne geçti. Buradan seti ve maçı verdi.

Nadal'ın da rahat bir müsabaka çıkardığı söylenemez. Kohlschreiber'a ilk seti verdikten sonra ikinci sette erken bir break ile öne geçti. Alman raketin bu yıl ilk 10 karşısında sadece bir galibiyeti vardı. İkincisi olmadı. Çeyrek finalde ilk dört arasında en rahat eşleşme Djokovic'teydi. O da artık kolay maçlarda boğulmayacağını gösterdi ve kolay bir galibiyet aldı Fransız Jeremy Chardy karşısında.

Beni en çok şaşırtan sonucu Murray aldı. Sakatlıktan sonra geçen hafta Washington ile kortalara dönen ve şampiyon olan, bu hafta da üst üste maçlar kazanarak galibiyet serisini 9 maça çıkartan (Davis Cup maçlarını da sayarsak 11) David Nalbandian'ı 6-2'lik iki setle güle oynaya geçti. Geçen sene burada şampiyon olmuştu Britanyalı. Finali görürse 4 numaraya da tutunmuş olacak.

Bu akşam Nadal-Murray ile Federer de Djokovic ile karşılaşıyor.

(3) R Federer  d. (7) T Berdych      63 57 76(5)
(2) N Djokovic d. J Chardy    62 63
(4) A Murray d. D Nalbandian    62 62
(1) R Nadal d. P Kohlschreiber    36 63 64

Read more...

13 Ağustos 2010 Cuma

bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç vardı

Üç hafta önce Rogers Cup organizatörleri Ana Ivanovic'e wildcard teklif etmeyerek şok bir karara imza atmışlardı. Dört yıl önce burada şampiyonluk yaşamış bir tenisçinin eleme oynayacak olmasına ses çıkartılmadı. Bununla da kalsalar iyi. Çünkü bunu yaparak "ahmak" olduklarını duyurmuş oluyorlardı sadece. Fakat turnuva direktörü Eugene Lapierre yaptığı açıklamalar ile resmen haddini aştı. Sırp rakete wildcard verilmemesi üzerine tenisseverlerden gelen tepkilere karşı yaptığı savunmada şunları söylemişti:

"Evet, bu turnuva için çok şey yaptı, neredeyse bir yılını kurtardı. Karizma sahibi. Herkes onu beğeniyor. Ama gerçek şu ki, oyunuyla bir wildcard'ı hak etmiyor. Sakatlanıp turdan uzak kalan ve düşen bir oyuncu değil. Ne yaptıysa kendi kendine yaptı."

Yargıçlık kisvesi altında yapılan kişisel görüşler. Turnuva direktörünün asla söylememesi gereken şeyler. Wildcard'ın amacının sadece yerel tenisçilere profesyonel arenada mücadele etme hakkı vermek olmadığını biliyoruz. Evet isteyen turnuvalar bunu sadece bu amaç için kullanabilir. Fakat turnuvanın geçmişine baktığımızda daha geçen sene çocuk yaptıktan sonra tura geri dönen Kim Clijsters'a wildcard verildiğini görüyoruz. Zamanında Mary Pierce'a da verilmişti. Yani sadece Kanadalı gençlere verilmiyor.

Ana'yı en çok eleştirenlerden biri de benim. Zamanında yerden yere vurduğum da oldu. Oynadığı tenisle wildcard'ı hak ediyor mu? Etmiyor. Wimbledon vermezse anlarım, Amerika Açık vermezse anlarım. Ama zamanında Rogers Cup'ın tabiri mazur görün, kıçını kurtarmış olan bir tenisçiye gerekli geri dönüşü yapmak zorundasın. Çünkü hak etmiştir onu. Bu zamana kadar ihtiyacı olmadı. Geçen sene bu zamanlar o kadar kötü gidişe rağmen 20'lerdeydi sıralamada. İlk defa buna ihtiyacı olduğunda eski şampiyonunu yüz üstü bırakıyorsun.

Ana'yı bu kadar eleştirdikten sonra Bay Lapierre ne yaptı? Salı günü Ivanovic'in menajerleri ile görüşüp wildcard teklif etti. Tepkilerden dolayı sadece. Hödük amirim afedersin. Ve Ana resmi sitesinden çok nazik bir dille geri çevirdi bunu:

"Montreal'de oynamayı çok isterim ama Bay Lapierre'nin Montreal Gazetesi'ne hakkımda söyledikleri beni oldukça incitti. Bu yorumların gerekli olduğunu düşünmüyorum ve sözleri daha önce menajerlerime söyledikleri ile çelişiyor. (Kanada dışından olduğu için wildcard alamaması)

"Benim ilk isteğimin geri çevrilmesi değil sorun. Elemelerde de oynamaktan mutluluk duyardım. Ancak bu röportaj ile bazı sınırların aşıldığını düşünüyorum. Ne yazık ki bu turnuvada artık kendimi evimde hissetmeyeceğim"

Montreal'de mücadele etmeyecek Sırp raket. Bu hafta Cincinnati'de ise bu hırsla üç maç üst üste kazandı. Azarenka, Shvedova ve Vesnina'yı yenerek çeyrek final gördü. Amanmuradova ile oynayacak ki son dörde kalma şansı çok yüksek. Bay Lapierre'de kafasını duvarlara vursun. Bu açıklamalarından sonra turnuvası büyük prestij kaybına uğradı.

Read more...

12 Ağustos 2010 Perşembe

foto: bu da nadal'ın pembişleri

Read more...

11 Ağustos 2010 Çarşamba

video: nadal ve djokovic'ten ayak tenisi

Read more...

nazar değdirmeden jelena dokic üzerine

16 yaşında Wimbledon çeyrek finali gördükten sonra kariyeri kötü bir baba ve sakatlıklar yüzünden parçalanan Yugoslav asıllı Avustralyalı tenisçi Jelena Dokic, sessiz sedasız yükselmenin peşinde. WTA Tur'un alt ligi sayılabilecek ITF Circuit'te üst üste üç turnuva kazanan 27 yaşındaki Dokic'in bu performansını Amerika Açık'ta da sürdürme olasılığı, hayatı kendi elinde olmadan piç edilmiş olması nedeniyle beni heyecanlandırıyor. Dokic, şu anda olması gereken yerden çok daha yukarılarda olmalıydı.

Wimbledon 2010 elemelerinin ikinci turunda o zamanlar dünya sıralamasının 569. basamağında bulunan Julie Ditty'e yenildikten sonra temmuz 12'de Fransa-Contrexéville'deki 50 binlik turnuvaya katıldı Dokic. Burada Rusların ileride çok işine yarayacak bir tenisçi olan 16'lık Daria Gavrilova'yı geçti. Finalde ev sahibi raketlerden Olivia Sanchez ile karşılaştı ve ilk seti kaybetmesine rağmen müsabakayı çevirerek şampiyon oldu.

Bir hafta dinlenen Avustralyalı, Bükreş'teki 75 bin dolar ödüllü turnuvaya adını yazdırdı. Bu turnuvadaki 5 maçını da kazanarak şampiyon olmayı başaran Dokic, geçen hafta Vancouver'daydı. Finale kadar yükseldi. Finaldeki rakibi, tıpkı onun gibi zamanında ilk 20 içerisinde bulunan Fransız Virginie Razzano'ydu. Dünya 124.sü Fransızı 6-1/6-4'lük iki set ile geçen Dokic üst üste üçüncü şampiyonluğuna ulaştı.

Bir ay önce 125 basamakta başladığı yolculuğunda şimdi ilk 100'de hatta 82. sırada Hırvatistan doğumlu raket. 15 maç üst üste kazandı. Ki asıl güzel olanı kazandığı ilk iki turnuva toprak, son turnuva sert zemin şampiyonaları. Koçu Glen Schaap'ın da katkısı var burada. Ana Ivanovic'in eski koçu. Galiba Andrea Petkovic'i de çalıştırıyor bu aralar. Bu haftayı dinlenerek geçiriyor Dokic. Haftasonu Rogers Cup elemlerine girecektir muhtemelen. Amerika Açık'a da wildcard alıp direkt ana tablodan katılması, fazladan 3 maç yapmaması anlamına geliyor, enerjisini daha verimli kullanması anlamına geliyor. Kura şansı da seninle olsu Jelena. Kim bilir, belki hayatta başına gelenler nedeniyle bundan sonrasını şanslı bir insan olarak geçirecek ve Wimbledon 2011'de final oynayacak...

Read more...

mutant raket

İstanbul Challenger'a katılanlardan birisi de iki tutacaklı raket kullanan kardeşlerden birisi: Brian Battistone. Amatör oyuncular için avantajlı gibi dursa da profesyonel turda çık bakalım Nadal'ın, Djokovic'in karşısına nasıl madara oluyosun bu raketle. Dünyanın en gereksiz buluşu. İki taraftan da forehand vurulabiliyormuş da, servis atılabiliyomuş da.

Ha servis demişken. Bu adamın servisi de garip. Voleyboldaki gibi kullanıyor servisi.


Videoda uygulanışı var:



Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP