foto: monica seles geri döndü!!
Yalan. Dönmedi. Jim Kurye ile birlikte Manhattan'da bir proje için aldı eline raketi çocuklara tenis öğretti. Hey izleyenler arasında eli bıçaklı biri mi var?
Read more...
Yalan. Dönmedi. Jim Kurye ile birlikte Manhattan'da bir proje için aldı eline raketi çocuklara tenis öğretti. Hey izleyenler arasında eli bıçaklı biri mi var?
Bugün Nadal son zamanlardaki Nadal, Murray ise her zamanki Murray gibiydi. İspanyol yine tutuk başladığı maçta servisini kırdırarak 4-2 geriye düşse de sanki bunu bekliyormuşçasına yaptığı patlama ile maçı rahat kazandı. Ev sahibi Murray ise iki farklı maç oynadı. Rakibi dolayısıyla oldu bu tabii. Gimeno-Traver ki kendisine Travis diyelim ilk seti çat diye alınca homurtular çatısı kapatılmış merkez kortta duyulur hale gelmeye başlamıştı. İkinci sette 3-3'ten sonra ise tam 15 oyun arka arkaya kazanan bir Murray (Bill Murray mi? Hayır bir Murray) izledik. He-man o Travis'in sakatlığı bir daha oyun alamamasına neden oldu.
Çatısı kapalı demiştik merkez kort için. Zira yağmur vardı daha ilk günden. Çatının kullanıma açıldığı ilk yıl olan 2009'da yağmur biraz yabancılık çekmiş olacak ki ikinci haftaya kadar düşmemişti. Yavaş yavaş o çekingenliği atmış üzerinden. Neyse efenim bu yağnur yüzünden programın yarısı sarktı. Tamamlanabilen müsabakalara bakalım biraz.
Büyük servisçi Milos Raonic deneyimli rakibi Marc Gicquel'e (artık Çağla Şıkel esprisi yapmayacağım) set vermeden galip geldi ve Nadal ile karşılaşmasına bir adım kaldı. Rakibi Gilles Müller olacak ki bu da garip bir adam. Lüksemburg gibi "mahalle maçlarından önce adam alma aşamasında adımlaşırken bir bakmışınız sınırı geçtiniz" şeklindeki bir ülkeden çıkan bu abi elemelerden gelip Amerikalarda Açıklarda çeyrek final oynamıştı.
Fransa'nın ve ABD'nin 1 numaraları La Monf ve Mardy Fish set vermeden tur atladılar. Son finalist Berdych de sadece beş oyun bırakarak ikinci tura çıktı. Wawrinka bir İtalyan'ı eleyip bir diğerini karşısında bulurken, öpücükten kokain kapan Gaske de Giraldo'ya set bırakmadı. Şimdilik elenen tek seribaşı isim Thomaz Bellucci. Kocasından ayrıldığının kırkı çıkmamış Jarka'mızın feci şekilde yazdığı Brezilyalı, 35000 yaşındaki Rainer Schüttler'den set alamadı. Alman tenisçi 2008'de yarı final oynamış ve Federer'e yenilmişti.
Erkeklerde 10 maç yarım kaldı. Kimisi ilk sette kimisi üçüncü sette... Andy Roddick'in aralarında bulunduğu üç maç da hiç başlamayadı.
Kadınlarda Venus Williams zorlanmadan ikinci tura yükseldi. Bakın Venus'tü bugün korta çıkan. Serena değil. Bu Venus, büyük ve daha zayıf olanı. Serena öbürüsü, o, ayağını kesen var ya o Serena işte. Daha şımarık falan hani böyle. Hah sizin iyiliğiniz için diyorum ben bir daha karıştırmayın diye. "Amaaan zenci işte yaz" olmasın diye. Tamam mı kuzucuklarım. Hadi şimdi aldığınız parayı hak edin biraz.
Günün ilk kazananı ise artık allahkorusun ruhunu kortta teslim edecek ola Kimiko Teyze'den geldi. Öyle böyle değil 17 dakikada ilk seti 6-0 ile kazandı. Ev sahibi raket Katie O'Brien sadece dursa kortta bu kadar kısa sürmezdi herhalde set. İkinci turda Venus ile oynayacak Kimiko. Enteresan işler.
Son finalist Vera da Alison Riske karşısında her zamanki saçmalayışlarından birini yaptıktan sonra "Şakkaaaa" deyip maçı kazandı.
Günün benim adıma en üzen sonucu Jelena Dokic'in yenilmesiydi. 6 nolu seribaşı Cesca ile karşılaştı. İlk iki set paylaşıldı. Üçüncü setin başında yağmur başladı. Kortun kapanmasını bekledik. Yankılanan raket sesleri eşiliğinde 4-3'e kadar servis kırılmazken sekizinci oyunda Dokic servisini kırdırdı. Maç için servis atan Schiavone tam dört servis kırma puanı çevirdikten sonra bulduğu ikinci maç puanını değerlendirdi. Bana yine esmer günler düştü. Piiiii.
Üç seribaşı sizlere ömür. Shahahahahahar Peer, Ekaterina Makarova ve Kaia Kanepi turnuvaya veda ettiler. En şaşırtanı Makarova oldu. İyi bir çimcidir. McHale'ye yenildi 8-6 biten son set ile.
İlk günde aklımda kalanlar böyle.
Kadınlarda bu hafta iki turnuva var, ikisi de çim. Eastbourne'un kadrosu muazzam. Çok şaşırtıcıdır ki Energizer tavşanımız bu hafta oynamıyor.
Eastbourne'un en büyük özelliği bu yıl Serena ve Venus'ün dönüş turnuvaları olması. Böyle bir ana tabloda zor kura kolay kura tartışmasına girmek belki yersiz ama ikisi de ciddi rakiplerle oynayacak.
Serena'nın ilk turdaki rakibi, geçen yıl Wimbledon'da yarı finalde elenen Tsvetana Pironkova. Eğer geçerse ikinci turda 1 numaralı seribaşı ve geçen yıl Wimbledon'da finalde mağlup ettiği Vera Zvonareva ile karşılaşacak ABD'li.
Abla Williams ise ilk turda Petkovic'i çekmiş, yetmemiş ikinci tura çıkaras Görges-Ivanovic maçının galibi ile oynayacak. Görges-Ivanovic maçı da yalnız ne maç olur Şansal! Ben asıl Li Na neler yapacak onu merak ediyorum. Bu yıl bir Grand Slam zaferi artı bir de finali. Çimde zaten hiç de fena değil. Geçen yıl çeyrek finali var Wimby'de. Kazanırsa 5200 puan cepte bu yıl. Wozniacki'nin dizler titremeye başlar artık. İkinci turdaki olası rakibi Dani olarak gözüküyor ama o daha Birmingham'daki finalini oynayamadı. Bakalım nasıl etkileyecek.
s'Hertogenbosch'da ise 1 numaralı seribaşı Kim Clijsters. Son şampiyon Henin ise şimdi bize yukarıdan bakıp gülümsüyordur.
Çim sezonu denince sanki başka ülkeye çim kort dikmek yasakmış gibi kadınlarda da Birmingham'da sezonu açtık. Yağmur mu? Tabii ki var.
Çim sezonu üç hafta ya bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda turnuva var. O yüzden sezonun büyük bölümünde orta ve alt sıralarda dolaşan, dikkat çekmeyen isimler kendilerini gösterebiliyorlar. Örneğin Birmingham'da çeyrek gören Rybarikova iyi bir çimcidir. Normal sezonda pek başarısına rastlayamayabilirsiniz. Keza Hantuchova. Ve Lisicki. Onun sakatlığı olmasa sert zeminde de harika. AMa zırt pırt sakatlanıyor. Üstün olayan Alman teknolojisi işte...
Burada Ana yarı finale çıkarak beni şaşırttı. Daha önce yitip gitmesini bekliyordum. Hantuchova çimde zor rakip ama Ana gibi ilk sette 1-4 ve 0-40 öne geçtikten sonra salaklaşırsanız daha da zor bir rakip olur. Oradan seti vermek ve ardından ikinci sette yakaladığı 3489 tane servis kırma şansını değerlendirememek eşittir ELENMEK! Ana bunu çok güzel uyguladı. Hantuchova'nın finaldeki rakibi Lisicki oldu. Hastası olduğum tenisçilerden birisi olduğu için yenilecek bugün. Sırf ben seviyorum diye. Zaten Schumi de podyumu kaçırmış. Peeeh.
Öte yandan Danimarka'da çim ile alakası olmayan bir turnuva var ve allaşkına tahmin edin kim kazandı. Energizer tavşanı, çim sezonu başlamış haaaaaallaaaaaa sert zeminlerde koşturuyor. Tabii bi şeyler imzalamıştır komitmınt yapmıştır katılmak için de saçma. Neyse işte gitti Safarova'yı yenip şampiyon oldu Wozniacki. Kariyerinin 17. şampiyonluğu ve sadece 20 yaşında. Creepy diyorlar yabancılar.
Londra yerine Muson ormanlarında yapılan Queen's Club'da ise ağız tadıyla maç izleyemedik. Neden? Yağmur adı verilen doğa olayı yüzünden. Bugün oynanması gereken final dahi oynanamadı o derece.
Finale kadar olan kısımda Nadal'ın Tsonga'ya elenmesinden daha büyük sürpriz James Ward'ın yarı final görmesi. MURRAY'NIN PABUCU DAMA MI ATILIYOR!!! Ward ikinci turda Wawrinka'yı eledi. Hayır Ward, Federer'e de benzemiyor niye öyle olduğunu anlamadım. Kütüğü mü Basel'de artık neyse Stan buna da yenilmeyi başardı. Sonra Querrey geldi, Ward onu da geçti.
Çeyrekte Mannarino çıktı karşısına. Bu Fransız geçen sene TED Open'da şampiyon olmuştu. Şimdi adam olmuş da Delpo'yu yendi. Toprak üstündeki Sharapova misali çim üzerinde inek gibi duran Delpo'yu geçen Mannarino ile Ward'ın mücadelesinde epik bir ikinci set yaşandı. İki sette kazanacağına üç sette kazandı Britanyalı. Yarı finalde Tsonga'yı da bayağı zorladı ama o kadarı da yuh artık. Tablonun altından ise Murray koptu geldi.
Marsel de vardı tabii ama onun üstünden geçti şimdi detaylı yazmak olmaz. Maçı çok iyi uzatmalara götürüyor bizim oğlan ama ondan sonrasını getiremiyor bir türlü. Kendi servisinden maçtan iki puan uzaklıktayken iki servisi de kırdırmak hoş değil.
Londra'da final bugün oynanacak. 14.30'da.
Almanya Almanlarındır. Bunu Münih'te de görmüştük, Stuttgart'ta da. Kendi evlerinde başarılı oluyorlar. Bu hafta Federer'in evi gibi olan Halle'de iki Alman oynadı finali. İsviçreli'nin kasık sakatlığı nedeniyle çekildiği turnuvada Philippler, Kohlschreiber ve Petzschner finali oynadı. Petzschner ilk seti 7-6 kaybettikten sonra ikinci sette de gerideyken sakatlanarak maçı bıraktı. 5-5'te sırtından sakatlandığını söyledi daha sonra Alman tenisçi.
© Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008
Back to TOP