16 Mayıs 2011 Pazartesi

kazananı desteklemek

Novak Djokovic Roma Masters finalinde Rafael Nadal'ı 6-4'lük iki setle yenerek yenilmezliğini sürdürdü. Bu seneki yedinci şampiyonluğu. Dördüncü Masters şampiyonluğu. Dördünde de finalde Nadal'ı yendi. Bu seneki 37. galibiyeti. Serisi ise 39'a çıktı. Roland Garros'ta final görürse Nadal kazansa bile 1 numaraya oturacak. Ayrıca final görmesiile 43 maçlık sezon başlangıcı yakalayacak ve John McEnroe'nun rekorunu kırmış olacak.

Bilgiler bu kadar şimdi asıl konuma döneyim. Djokovic'in bu galibiyeti monotonluktan sıkılan bir birey olarak beni tedirgin ediyor. Konu birazdan "kazananı desteklemek"e dönecek. Uyarayım dedim.

Federer'in 2005'ten sonraki dominasyonu kesinlikle can sıkıcıydı. Saçmaydı. Karşısına birisinin dikilip de "Nasıl olacak bu iş abiler" diyememesi, Federer'in arka arkaya kazanması, kazanması, kazanması... İnsan tenise duyduğu heyecanı yitirebiliyor izlerken. Evet çok estetik, çok başarılı, göze hoş geliyor. Ama sporun mücadeleci tarafına ne oldu?

Bu aslında çok dallı budaklı bir konu. Djokovic Nadal'ı üst üste dördüncü kez yenip Roma Masters'ı da müzesine götürdüğünün ertesinde yazdığım yazıyı bu kadar dallandırmak istemem. Ama tutamıyorum kendimi yazı oraya doğru gidiyor. Çoğunluğun Federerci olması ile şu an çoğunluğun Barcelona'yı desteklemesi arasında aynı bağlantı var. Göze hoş gelen falan bahane. Adamlar kazanıyor arkadaş.

Ronaldinho'dan önce umurlarında olmayan İspanya İç Savaşı bir anda ateşli olarak tartıştıkları bir konuya dönüştü. Tabii ki bütün Barçalıları töhmet altında bırakmıyorum. Babasından amcasından görüp de çocukluğundan bu yana o takımı tutan vardır. Fakat Barcelona sevgisini İspanya'daki iç savaş üzerinden temellendiren ve Madrid'e ateş püsküren insanlar var. Sanırsınız geceleri Guernica'ya bakıp bakıp ağlayarak yataklarına giriyorlar. Yok arkadaşım. Barcelona kazanıyor ve sen bunu okuyan Barçalı, Katalanlık temelin 5 seneden eski değil.

Aynı şekilde Federer de kazanıyor ve sen ekranda en çok onu gördüğün için seviyorsun. Sonra "Ben Federer'i/Barcelona'yı kazandığı için seviyorum" demeye utandığından hop altını dolduruyorsun. Bunu ya desteklediğini abartılı şekilde överek ya da rakiplerinin kusurlarını/tarihlerini yererek yapıyorsun. Nadal poposuna kaçan donu çekiştiriyormuş hohahaha, Djokovic çok top sektiriyomuş, annesi-babası malmış hohahahhaa... Ama Federer centilmenmiş. Barcelona'nın Mourinho'ya karşı yaptıklarını hatırlayalım. Hayali darbelerle yere uçmalar, yerde yatarken iki avuç arasından hakeme yan gözle bakmalar, Uçan Spagetti Canavarı dediğiniz Messi'nin almadığı bir darbe sonucu stage dive mertebesinde bir şeyler yapması... Barcelona dünyanın en iyi takımı... Oyunculukta.

- Neden Federer'i seviyorsun?
- Çünkü o çok centilmeeeen.
- E bak hakeme falan bağırıyo?
- Haklı işte haklııııı..
- Ama Nadal da centilmen.
- O poposunu elliyo bi kereeeee!!

- Neden Barcelona?
- Çünkü yazık Katalanlar. Ezilmiş halk. Azınlık. Devrim.
- Diyarbakırspor?
- Iyyy... Yaaaanış anlaşılmasııın benim de Kürt arkaaşlarım var taaam mı ama yine de ıyyyy!

İtiraf edin. Kazanıyorlar. Seviyorsunuz. Ama şimdi devir benim ve Djokoviccilerin devri. Federer ve Nadal çatır çatır kupa kazanırkenden desteklemeye başladığım Djokovic yenilmez armada oldu. Sonsuza dek sürmeyecek. Ama Federer ve Nadal fanboylarını biraz da olsa susturduğu kesin. Asıl soruna dönersek: Ya sporun rekabetçi tarafı?

Federer'i sevmememin nedenlerinden biri olan turu domine etmesi ve yüzde 95'e varan galibiyet oranına ulaşması şu an en sevdiğim adamda vuku buluyor. Ben bu işten sıkıldım açıkçası. Rekabet olmazsa heyecan olmaz. Zaten takım tutar gibi tenisçi de tutulmamalı. Yeri geldi mi insan desteğini çekebilmeli. Djokovic insanlığa döndüğü zaman, yenilmeye başladığı zaman Ajde'lere devam edebiliriz. Sırada Juan Martin del Potro var. Onu da yükselteyim şimdi iki numaraya.

Yani şunu demek istiyorum. İlk 10'un dışında da tenis oynayan, hayatını bundan kazanan insanlar var. Ve inanın 50. ile 5. arasında, oynadıkları tenis arasındaki fark insanların genleri arasındaki fark kadar. Özgüvene, psikolojik nedenlere bakar bu işler... Ve bu sporcular arasında Federer'den, Nadal'dan, Djokovic'ten insani özellikler bakımından daha iyi olanları var. Daha kültürlü, olanları, daha aklı başında olanları, daha hayırsever olanları. Sadece bu üçlüyü izlemek yerine diğerlerinin özelliklerini de öğrenmeye çalışmak size bir şey kaybettirmez.

[Yukarıda yazılanları üstüne alınmaması gereken Federerciler var. Twitter'dan, oradan buradan konuştuğum insanlar bunlar ve Federer'i gerçekten oynadığı tenis için seven, tenisi bilen insanlar. Onlar bu yazının konusu değil. Bunu belirtme ihtiyacı duydum çünkü sonra alınıp, sinirlenip üzülüyorlar. Olmasın]

Read more...

15 Mayıs 2011 Pazar

roma: bir sharapova güzellemesi


Şu WTA Tour'da destekleyecek adam gibi tenisçi yok diyenler Sharapova'yı neden görmezden gelirler anlamak güç. İsmini duyduğumda, şemalini gördüğümde, müdürünü görmüş lise öğrencisi gibi ceketimin önünü iliklemeye çalıştığım, çok büyük saygı duyduğum bir tenisçi. Kadınlarda Ivanovic de dahil bu kadar saygı duyduğum başka kimse yok aktif tenisçiler içinde.

Yaptığı işi ciddiye alması ve hakkını vermesi içimi gıdıklıyor. Kournikova gibi başka yola sapmadı, Ivanovic gibi aşk peşinde kendini dağıtmadı, Serena gibi ünü sporunun önüne koymadı, sakatlandı, ameliyat oldu ama yılmadı. Bu işi para ve ün için değil, kesinlikle sevdiği için yaptığını belli ediyor. Spora duyduğu saygı hareketlerinden demeçlerine her şeyine yansıyor. Bu saygı, ona saygı duymamız için en büyük neden zaten.

Ara sıra sivri dilli açıklamaları oluyor. Çıkışlar yapıyor. Ama bunu yaparken de o kadar klas bir tavırla yapıyor ki "Haklısın ablam" diyorum içimden. Gençken belki bazı maçlarda hataları oldu, açıklamalarında ileri gittiği oldu. Ama olgunlaştıkça bir başkalaştı. Bu kızın ekran karşısında kaç yıldır olduğu düşünüldüğünde yaşı 30 falan gibi geliyor. Ama sadece 87 doğumlu ve hâlâ genç. Genç şampiyonların en son temsilcisi. Ondan sonra Grand Slam kazananların yaşlarına baktığımızda hepsinin 20'den büyük olduğunu görüyoruz. 17 yaşında Serena Williams'ın elinden sökerek aldığı Wimbledon şampiyonluğu biz tenisseverler için de bu yüzden değerli aslında...

Sadece 25 dakikalık özetini izleyebildiğim maçta Roma yarı finalinde dünya 1 numarası Caroline Wozniacki karşısında müthiş oynadı Rus tenisçi. Geri çizgide sağlam durabildiği kadar rallileri kontrol etti ve Wozniacki'ye derin toplar gönderdi. Savunması ile ünlenen Danimarkalı'nın topları kısa düşünce de çekinmeden kortun içine girerek agresif groundstrokelar ile sonuca gitti.

Wozniacki her ne kadar toplara yavaş vuruyor gibi gözükse de aslında topu gönderdiği noktalar itibariyle rakiplerini zorluyor. İnanılmaz toplar çıkartabiliyor. Baseline'a gönderdiği toplar rakibinin içeriden oynamasını engelliyor. Bugün Masha'nın bu derin toplara reaksiyonu iyiydi.

Ve servisleri. İddia ediyorum Sharapova'nın yüzde 75 ile servis atıp kaybedeceği maç yoktur. Tamam abartıyorum vardır ancak bu kız dört ilk servisinden üçünü içeri soksun o zaman arkanıza yaslanın ve tenisin keyfini çıkarın.


Masha bugün tam öldü denilen anda tekrar ayağa kalkan bir bölüm sonu canavarını geçti. Birçok maçta gördük Wozniacki'nin dirildiğini. Resident Evil zombisi gibi adama sülük gibi yapıştığını. Bugün Maria öyle bir oynadı ki Caro cevab veremedi. Hele maçın son oyununda iki return var ki. Bu kız RG'u kazanamazsa yazık olur cidden.

Finalde Stosur ile karşılaşacak Maria. Bir de şöyle bir şey var. Azarenka karşısında ilk seti kaybettikten sonra, rakibinin maçtan çekilmesi ile tur atlamıştı Masha. En son Azarenka, Görges karşısında Stuttgart'ta önde olduğu maçtan çekilmiş ve Görges turnuvayı şampiyon kapatmıştı. Çanlar Stosur için çalıyor.

Read more...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

foto: limon ve zeytin


Read more...

video: bacağarası

Read more...

roma: pazartesinin maç programı

Kadınlar maçları gün boyu Eurosport 2'de. Saatlere 1 ekleyelim.


CENTRALE start 12:00 noon
G Simon (FRA) vs [12] A Roddick (USA) - ATP
M Martinez Sanchez (ESP) vs E Makarova (RUS) - WTA
[10] G Monfils (FRA) vs [Q] K Nishikori (JPN) - ATP

Not Before 7:30 PM
P Starace (ITA) vs A Dolgopolov (UKR) - ATP

Not Before 9:00 PM
N Petrova (RUS) vs [13] A Ivanovic (SRB) - WTA

PIETRANGELI start 12:00 noon
G Arn (HUN) vs [11] S Kuznetsova (RUS) - WTA
[11] M Fish (USA) vs S Giraldo (COL) - ATP
[15] V Troicki (SRB) vs N Davydenko (RUS) - ATP

Not Before 7:30 PM
T Pironkova (BUL) vs D Hantuchova (SVK) - WTA
M Baghdatis (CYP) vs J Tsonga (FRA) - ATP

COURT 10 start 11:00 am
[Q] C Mchale (USA) vs S Peng (CHN) - WTA
X Malisse (BEL) vs G Garcia-Lopez (ESP) - ATP
[Q] V Hanescu (ROU) vs S Stakhovsky (UKR) - ATP
[WC] C Dentoni (ITA) vs J Gajdosova (AUS) - WTA

COURT 1 start 11:00 am
I Benesova (CZE) vs G Dulko (ARG) - WTA
[Q] A Medina Garrigues (ESP) vs P Schnyder (SUI) - WTA
[Q] P Hercog (SLO) vs A Dulgheru (ROU) - WTA
[9] M Bartoli (FRA) vs [Q] A Parra Santonja (ESP) - WTA
Y Wickmayer (BEL) vs [LL] A Kerber (GER) - WTA

COURT 2 start 12:00 noon
[Q] I Andreev (RUS) vs [Q] P Riba (ESP) - ATP

Not Before 1:30 PM
[Q] P Cuevas (URU) vs [Q] L Kubot (POL) - ATP
F Lopez (ESP) / F Verdasco (ESP) vs R Lindstedt (SWE) / H Tecau (ROU) - ATP

COURT 3 start 11:00 am
J Murray (GBR) / S Wawrinka (SUI) vs J Isner (USA) / S Querrey (USA) - ATP
N Almagro (ESP) / K Anderson (RSA) vs Alternate Team - ATP
R Kops-Jones (USA) / A Spears (USA) vs K Jans (POL) / A Rosolska (POL) - WTA

Not Before 5:00 PM
M Kondratieva (RUS) / S Lefevre (FRA) vs [WC] N Burnett (ITA) / R Kulikova (RUS) - WTA

COURT 4 start 11:00 am
B Zahlavova Strycova (CZE) vs L Dominguez Lino (ESP) - WTA
A Morita (JPN) vs V Dushevina (RUS) - WTA
[Q] T Paszek (AUT) vs E Vesnina (RUS) - WTA
A Kleybanova (RUS) vs [Q] V Lepchenko (USA) - WTA

Read more...

madrid: kvitova da ilk 10'a

Petra Kvitova d. Victoria Azarenka 7-6/6-4



Bugün Azarenka'nın bedeni vardı kortta sadece. O da yüzde 40'la  falan faaliyet gösteriyordu. Kvitova'nın hakkını yemek istemem iyi vurdu bugün toplara ve konsantrasyonu ara ara düşse de koçunun da yardımıyla toparladı gidişatı. Ancak dün gece Azarenka çok geç saatte çiftler finali oynadı. Bunun bugünkü hayaletliğinde büyük bir faktör olduğunu düşünüyorum.

Kvitova ise alakasız bir zeminde bu hafta boyunca üstün oynadı. Beni okuyanlar bilir abartıldığını düşünürüm. Ama kendisi bana inat ilk 10'a girdi. Bu seneki üçüncü kupasını kazandı ve Wozniacki ile birlikte en çok kupa kaldıran isim bu sene. Tenis garip.

Read more...

madrid: kırılan testi nadal'ın


Pete Bodo dünkü yazısında güzel bir paragraf yazmıştı. Djokovic ve Nadal arasındaki durumu özetleyen. Aynen çevirerek başlıyorum:

"Djokovic'in şu ana kadar Nadal'ı toprakta yenememesini boşverin. Son seti 11-9'luk tie-break ile kaybediyorsanız, rakibiniz kadar iyi oynamışsınızdır. Nadal'ın 16-9 önde olduğunu unutun. O geçmiştir, bu maç ise şimdi."

Bu yüzden hiçbir zaman head to headlere güvenmedim. Teniste geçmişle bugünü karşılaştırmak zaten yersiz. Bir oyuncunun seviye atlaması için çok değişik etmenler var. Ve o özgüven geldiği zaman isterse 20-1 geride olsun gelir ve o maçı kazanır.


O nasıl bir Davis Cup'mış ki böyle bir makina yarattı. Kimsenin ondan hayal bile edemeyeceği bir şeyi gerçekleştiriyor şu an Sırp tenisçi. 32 maç üst üste kazanmak ne demek! Bunu yaparken üç kere Federer'i, üç kere Nadal'ı yenmek ne demek! Nadal'ı 37 maçtır yenilmediği toprakta yenmek ne demek! Evet bugün iki testiden biri kırılacaktı. Nadal'ın 37 toprağı, Djokovic'in 33'ü. Yumurta tokuşunda galip gelen Nole oldu.

Şu an o sürecin içindeyiz ve anlamıyoruz neler olduğunu. Nole'nin ne yaptığını kavramak için sürecin dışına çıkmak lazım. Novak'ın yenilmesi lazım, aradan birkaç sene geçmesi lazım ki dönüp de arkaya baktığımızda "Vööeeeeyyy" diyebilelim.

Bugün maçı domine etti. Nadal'a karşı bir toprak müsabakasını domine etmek. Bjorn Borg değilseniz dopinglisinizdir derdim. Bu yılki Nole kafamdaki her şeyi yıktı. İlk setin sonunda İspanyol'un toplara vuruş noktalarını gösterdiler. Yüzde 99'u baseline dışındaydı. Diyeceksiniz ki adam baseliner. E ama bu oranın 80 civarı olması lazım. Yüzde 99 değil. Bu oran Djokovic'in topları sürekli ve istikrarlı bir şekilde baseline'a yakın ve derin vurmasının bir çıktısı. Nadal kortun içine adım atmaya fırsat bulamayınca topları servis çizgisine düştü. Bu da Nole'ye daha çok atak yapma şansı verdi.

Djokovic'in de, Nadal'ın da birbirlerinin backhandine oynama ısrarı vardı. Novak'ın taş gibi backhand vurduğunu hatırlatırım. 4-0'dan sonra Nadal olmuyor diyerek çeşitlendirmeye baksa da Djokovic'in baseline oyunu ısrarı, uzun rallilerden çoğunlukla puanları alan taraf olmasıyla sonuçlandı. Nadal bir türlü direksiyonu eline alamadığı maçı böylece kaybetti.

Ha Djokovic'in aptal tercihleri yok muydu ? Vardı. Özelikle ilk sette 5-3 30-0 öndeyken bir kolay bir overhead'i Nadal'ın üstüne vurmasıyla başlayan zincirde Nadal 5-5'e getirdi seti. En ufak bir konsantrasyon kaybı ve dünya 1 numarası ensenize yapışır.


Djokovic'in Nadal karşısındaki psikolojik üstünlüğü devam ediyor. Kendi evinde, kendi seyircisi önünde ve kendi favori zemininde dahi Nole'yi yenememesi fiziksel olarak daha iyi olan taraf olmasının yanında zihinsel olarak da Nadal'ı sürklase etmesinin bir sonucu. Bu, sonsuza kadar böyle gitmeyecek. Bir yer gelecek (Belki bu hafta) Nadal Djoker'i yenecek. Psikolojik olarak o da kritik seviyeyi atlayacak ve rekabet tekrar kızışacak.

34 maç ve yedi turnuvalık (Davis Cup dahil) bir seri... Nadal'ı üst üste üç kez yenmesi... Nadal'ın topraktaki yenilmezliğine son vermesi... Monte Carlo'ya katılmaması isabetli olmuş gibi.

Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP