wimbledon 2010 - tie-breakler finali belirledi
Her şeyin bu senenin başından beri değiştiğini söylüyor. Grand Slam olmayan turnuvalarda aldığı galibiyetlerde daha az sevinmeye başlamış. Kayıplardan daha çok ders çıkartmış. Zihnen daha fazla hazırlanmış. Zihin teniste çok önemli, her yazıda tekrarlıyorum ama Nadal’a bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Rallilere hükmetti bugün, Djokovic’e fırsat vermedi. Sırp raket oyunun başında rallilerden daha fazla puan çıkartan tarafmış gibi gözükse de ben onun paralel oynamamasına taktım kafayı. Rallilerin yönünü değiştirmeye korkuyordu. Sadece çapraz oynadı. Berdych de okuyabildi bu oyunu. Hatta bir yerde ayağı kayıp yere düşen Berdych’in üzerine vurdu topu, paralele gitse kort bomboştu. Çek raket yerde dokundu ve 2 vuruş fazla yaptırdı Djokovic’e. Zihin olarak bugün orada değildi Djokovic. İkinci setin sonlarını saymazsak. Bir servis kırmalık dezavantajdan geri gelip seti tie-break’e götürdü. Tie-break’te 6-2’den geldi ama 11-9 kaybetti tie-break’i de.
Berdych pazartesi günü kariyerinin en yüksek basamağına çıkacak sıralamada. Sekizinciliğe oturacak. Djokovic ise kaybetmesine rağmen yarı finalde, Federer’i geçip ikinci olacak. Bu kafayla giderse hiç birinci olamayacak zaten bunu daha önce de söylemiştim. Sezon başında, yıl sonunda birinciliğe oturur diyordum ama Nadal’ın eskisi gibi oynayacağını ve Djokovic’in zihnen bu kadar bitik olacağını tahmin edememiştim.
Günün ikinci yarı finalinde beklediğim sonuç geldi. Nadal üç sette finalin yolunu tuttu. Bu Murray’nin omuzlarındaki yük muazzam. Wimbledon dışında bir Grand Slam kazanmadan Wimbledon’ı kazanması neredeyse imkansız. Yarı finale bu kadar rahat gelip ilk ciddi rakipte amiyane tabirle şanzımanı dağıtmak feci bir olay. Nadal’ın üç sette kazanması maçın baştan sona hakimi olduğu anlamına gelmiyor elbet. Britanyalı tenisçi başabaş mücadele etti. Özellikle ikinci sette servis kırma avantajını bile yakaladı. Ama dediğimiz gibi Nadal ve zihinsel katılığı. Murray’e maçtan ne değiştirmek istersin diye sormuşlar vatanım demiş. Şaka. İkinci set demiş. Tie-break’te de olsa alsaydı ikinci seti belki kendi zihinsel seviyesini yukarılara çekebilirdi.
Kadınlar finali gibi oldu bu da. Bir tanıdık, bir yabancı. Favori Nadal. Ama bu sene “favori olmayanlar”ın zaferlerini çok gördük. Read more...























