3 Şubat 2010 Çarşamba

foto: beni mıncıklama

Vika, mango alırken bir uyarıya rastlamış: "Lütfen beni mıncıklama, ta ki senin olana kadar."

Read more...

avustralya açık 2010'un ardından

(Dünkü gazetede çıkan yazım, gazeteye ulaşamayanlar için burada)


Üstün insan sadece bir hayal mi?

Düşünün ki bir tenis maçına bilet alıyosunuz. Tribündeki yerinize oturmuş maçı izleyecekken bir anda bale gösterisinde buluyorsunuz kendinizi. Kortta bale olur mu hiç? Söz konusu Roger Federer ise her şey olur. Majesteleri oyun anlamında diğerlerinden ne kadar ayrı bir yerde durduğunu ve bu farkı da günden güne açtığını gösterircesine oynadı Avustralya Açık 2010’da. Turnuvaya Igor Andreev karşısında set kaybederek başlasa da her geçen maç seviyesini daha da arttırarak final maçında 2001: A Space Odyssey eserindeki “Star Child” mertebesine ulaştı. Bu Yıldız Çocuk şüphesiz ki tüm insanlardan daha üstün olmalıydı. Nietzsche’nin de ruhu şad olmuştur artık.

Federer, geçen sezon sonundan beri çok iyi oynuyor dediğimiz Davydenko’yu ve ardından Tsonga’yı çok rahat geçti. Finalde Andy Murray zorlar diye düşünülüyordu. Kendinden altı yaş küçük ve fiziksel olarak daha dinç olması gereken Britanyalı’yı da set vermeden geçerek kupaya ulaştı İsviçreli. 16. Grand Slam şampiyonluğu. Dile kolay.

Rafael Nadal’ın dizlerinin ihaneti ona pahalıya patlamaya devam ediyor. Murray karşısında çektiği diz ağrısı maçı tamamlayamamasına neden oldu. Koltuk değnekleri ile de olsa bitirmesi tavsiye edilen maçı akil davranarak yarıda bırakması, kariyerinin devam edebilmesi açısından alınmış zekice bir karardı.

Djokovic de Nadal’dan farksız. Avustralya’da onu bozan bir şeyler var belli ki. Geçen sene çarpan güneşti, bu sene midesi. Çeyrek finalde Tsonga karşısında müsabakayı beş sete götürdüyse de sonunu getiremedi. Tenisin Muhammed Ali’si Tsonga ise iki sene önceki başarısına çok yaklaştı fakat yarı finalde karşısında bulduğu Federer başka bir dünyadandı.

Cilic’ten bahsetmezsek olmaz. 21 yaşındaki Hırvat, gelecek için güzel sinyaller verdi. Dördüncü turda mağlup ettiği del Potro’nun Amerika Açık finalinde Federer’i alt ettiği düşünüldüğünde artık kendisinden bir Grand Slam beklememiz gerektiğini çıtlattı.

Ara vermeseydi kadınlar tenisinin Federer’i mertebesine ulaşacak olan Justine Henin, vatandaşı Clijsters’ın başarısını tekrarlayamayıp birincilik kupasına erişemese de gösterdiği performans ile Roland Garros için güzel sinyaller verdi. Değişen servis stiline alışması da zaman alacak gibi. Final maçında backhand’ini evde unutması Serena Williams’a yaradı ve Amerikalı raket kariyerinin 12. Grand Slam’ine uzanarak Billie Jean King ile skoru eşitledi. Şimdi hedef 18 ile Navratilova ve Evert.

Kadınlar tarafında en büyük sürpriz şüphesiz iki Çinli’nin yarı final oynamasıydı. Yarı finale kalan dört tensiçiden üçünün 1.75’in altında olmasını uzun zamandır görülmemiş bir doğa olayı gibi ağzımız açık izledik. Na Li ve Jie Zheng’in bir süredir devam eden özgürlükleri onları iyi yönde etkilemiş. Bu iki tensiçinin antrenman saatlerinden maaşlarına kadar her şeyini Çin Devleti belirliyordu. Fakat yaklaşık iki sene önce devlete resti çeken Çinliler yavaş yavaş yükselmeye başladı. Na Li ilk 10’a giren ilk Çinli oldu.

Birkaç sene öncesine kadar ilk 10’a girecek düzeyde tenis oynayan Maria Kirilenko bir anda düşüşe geçerek 100’den çıkmanın eşiğine gelmişti. Açıkçası patlama yapacak zamanı biraz kötü seçti. Vatandaşı ve adaşı Sharapova ile ilk turda eşleşen Rus raket tur atlayan taraf olunca Sharapova için Grand Slam kazanma umutları bir başka bahara kaldı.

Türkiye için de farklı bir turnuva oldu. Marsel “şanslı kaybeden” olarak katıldığı ana tabloda Sebastien Grosjean’ı geçerek yine ikinci turu gördü ancak Fernando Gonzalez onun için çok güçlüydü. Çift kadınlarda İpek Şenoğlu partneri Yaroslava Shvedova ile ilk turda elenerek üzdü. Gençlerde de ilk defa bir Türk mücadele etti. Melis Sezer rakibini ilk sette zorlasa da belki de deneyimsizlik sonucu ilk turda elendi. Ancak yavaş yavaş Grand Slamler’in ana tablolarında görünmek Türk tenisi açısından umut verici bir gelişme.

Seyirci rekorunun kırıldığı Avustralya Açık böyle geçerken artık gözümüz toprağa bakıyor. Şunun şurasında Roland Garros’a 100 gün kaldı.

Read more...

2 Şubat 2010 Salı

sveta takımda, jelena şüpheli

Fed Cup ilk tur maçları (yani çeyrek finalde diyebiliriz aslında) bu haftasonu oynanıyor. Dört adet eşleşme şu şekilde:

Ukrayna - İtalya (bunlara tıklanabiliyor da valla)
Çek Cum. - Almanya
Sırbistan - Rusya
Fransa - ABD


Sırbistan'da Jelena Jankovic kadroda gözükmesine rağmen sakatlığı nedeniyle çekilecek çok büyük bir olasılıkla. Rusya tarafında ise Svetlana Kuznetsova takıma dahil edildi. İlk 20'deki tenisçilerden en başta ret cevabı alan takım kaptanı Shamil Tarpishchev, dünya 4 numarası Svetlana Kuznetsova'yı ikna etmiş olacak ki Avustralya Açık'ta karışık çiftlerde final oynayan Ekaterina Makarova yerine Kuzy'i almış. Rusya takımındaki diğer isimler ise Anastasya Pavluçenkova, Vera Duşevina ve Alisa Kleybanova.


Sırbistan'da ise Ana Ivanovic, Ana Jovanovic ve Bojana Jovanovski takımdalar. Jankovic ise blogundan yaptığı açıklamada Florida'da bulunduğunu ve sırtındaki ağrıları dindirebilmek için tedavi aldığını yazdı. Bununla da kalmayıp kendini savunmak için "epik" zaferlerinden bahsetmeye başlamış Jelena. Milli takım için 35 maç yapmış bunların 26'sını kazanmış, sakat sakat oynamış, çok acı çekmiş vs.. vs... La deli kadın tamam anladık sakatsın da ne bu kendini acındırmalar?

(Foto: Getty)

Read more...

1 Şubat 2010 Pazartesi

Üstün insan hayali gerçek oldu

Bunu başarabilmek için belki de Star Child olmak gerekir. 16 Grand Slam şampiyonluğu. Tebrikler Federer. Bu noktaya sanırım bundan sonra anca yarı robot yarı insan atletlere izin çıkınca erişebiliriz.


(Foto: Reuters / Getty)

Read more...

30 Ocak 2010 Cumartesi

unvan korumak zor iştir

Kim Clijsters'ın geri dönüşünün hemen ardından katıldığı Amerika Açık'ta kupaya uzanmasının vatandaşı Justine Henin üzerindeki etkisini düşünüyorum bir süredir. Bu, acaba onun üzerindeki baskıyı arttırdı mı? Çünkü bütün tenis kamuoyu ondan turnuvayı kazanmasını bekliyordu ve bir başarısızlık halinde her ne kadar kendisi "Pazar'a bilet almıştım, bileti iptal etmek zorunda kaldım" dese de Juju'nun kendinden ve geri dönüşünden şüphe etmesine neden olacaktı.

Ne güzel ki finale kadar çıktı Juju, Clijsters'ın çıkamadığı yere. Fakat finalde Serena'ya mağlup olması demek başarısının Kim'inki yanında sönük kalmasına neden olacaktı. Bu yüzden maç öncesinde yaşadığı baskının onu rahatsız ettiğine inanıyorum. Serena da 2 senedir oynamadığı rakibinin durumu hakkında hiçbir şey bilmiyordu ve bu onu tedirgin ediyordu. 


Bu kadar dengeli başlayan bir maç uzun zamandır izlememiştim. Uzun süren oyunlarda iki tensiçinin de gerginliği belli oluyordu. Serena her ne kadar rahat gözükmeye çalışsa da ralliler içerisinde tedirginliği açığa çıkıyordu. Servis attığı oyunlarda zorlanarak başladı Amerikalı. İlk iki oyunda üç kez servis kırma puanı çeviren Williams setin dördüncü oyununda kazandığı üç servis kırma fırsatından ilkini değerlendirdi ve Henin’in servisini sıfıra karşı kırarak 3-1 öne geçti. Fakat Juju hemen cevap veriyordu ki çizgi hakeminin katline maruz kaldı. Henin’in içerideki topuna önce dışarıda diyen ardından kendini düzelten hakem nedeniyle Belçikalı’nın aldığı puan sayılmadı ve puan tekrarlandı.


Bu noktada seyirciler Henin’in arkasında durmaya başlarken Serena oyunu çevirdi buradan. Çizgi hakemleri maça daha gergin başladı. İlk oyunda 3 challenge’da yanlış karar verdikleri görüldü. Sanırım Williams’ın raketini doğrultup “Bu topu boğazından sokarım” demesinden korkuyorlardı.


Serena’nın dördüncü servis oyununda maçtaki yedinci servis kırma şansını bu kez kullanmayı başardı ve setteki dezavantajını giderdi. Ancak setin son oyununda servis kıran Amerikalı ilk seti 6-4 kazandı.

İkinci sete servis oyununa tutunarak başlayan Amerikalı, Juju’nun servis oyununda bulduğu servis kırma şansından yararlanamadı. Serena, üçüncü oyunda servislerinde sorun yaşadı ve oyunu sıfıra karşı kaybetti. Cevabı da gecikmedi. Bir sonraki oyunda baseline derin oynadığı forehand’ini Juju çeviremeyince skor 2-2 oldu. Skor 3-3 olduktan Justine Henin fırtınası başladı. Yedinci oyunda Serena Williams'ın 212km/h lik servisini döndürerek puan kazanmayı başaran Juju servis kırdı. Bu hız bir rekor eğer hızölçer doğru ise. Ardından servis oyununu sıfıra karşı alan Belçikalı sonrasında sıfıra karşı bir kez daha servis kırarak ikinci seti 6-3 kazandı.


Gönlümün bir numarası, karar setine de sıfıra karşı aldığı oyunl abaşlayınca bu iş bitti dedim ama bitmemiş. Serena servis ritmini yükseltince ikinci seti 6-2 ile kazandı.

Böylece geçen seneki şampiyonluğunu korudu Amerikalı raket. Capriati'den sonra bunu başaran ilk isim oldu ve 12. Grand Slam kupasıyla Billie Jean King'in istatistiğini egale etti. Şimdi hedef 18 ile Chris Evert ile Martina Navratilova.

Bravo Juju, tebrikler Serena. Juju'nun bu yükselişi RG öncesi beni umutlandırdı.

 
 

(Foto: Reuters / Getty / AP)

Read more...

28 Ocak 2010 Perşembe

tarihte bir ilk: juju - serena finali


Çeyrek finalde 2 Rus, 2 Amerikalı, 2 Çinli, 1 Belçikalı ve 1 Belaruslu vardı. Yarı finalde ikililerden sadece Çinliler beraber çıkabilmişlerdi ancak onlar da yarıda elenerek final göremediler.

Justine Henin bugün 51 dakikada işini bitirdi, duşunu aldı ve dinlemeye, eğlenmeye başladı bile. Jie Zheng'i 6-1/6-0 ile yendi baştan sona kortta sadece o vardı. İlk servisin oyuna girme oranlarına baktığımızda Zheng'in yüzde 81 ile iyi bir yüzde yakaladığını görüyoruz. Ancak bunun nedeni çok iyi servis kullanması değil. Servislerinin yavaş olması. Ortalama ilk servis hızları arasında 34 km/h lik bir fark var. Zaten Zheng'in ilk servisten puan çıkartma oranı sadece yüzde 35. Çok pasif oynadı Çinli ve neticesinde bir hezimet yaşadı. Gününde olmadığı kesin.





Serena ise haftaya ilk 10'da göreceğimiz ilk Çinli olacak olan Na Li karşısında zorlandı. İki tie-break sonucunda karşılaşmayı kazanmayı başardı. Mental yönden kuvvetli olmanın önemini iki maçtır gösteriyor Serena. Juju'nun kaldığından iki kat daha fazla kaldı kortta haliyle daha da yoruldu. Final maçına yansıyacağını sanmıyorum.




Daha önce Avustralya Açık'ta hiç karşılaşmayan bu ikili arasında oynanan 15 maçta Serena'nın 8-7 üstünlüğü bulunuyor. Aralarındaki son maçı (2008 Miami) Williams kazansa da -ki o maç basın toplantısında sorulduğunda Juju "Hatırlatmayın o maçı" dedi gülerek- son 4 maçtaki tek galibiyeti bu Amerikalı'nın. Özellikle 2007 yılı bu ikili açısından garip bir yıl olmuştu. Sırasıyla RG, Wimbledon ve Amerika Açık çeyrek finallerinde karşılaşmışlar ve kazanan hep Juju olmuştu. O zamanlar bir de Serena bu kadar iyi değildi, sıralamada 8. basamak civarında geziniyordu. Bu sefer finaldeler ve Juju iki senedir tenis oynamıyor, Serena ise 2 senedir turu domine ediyor. Kimin kazanacağını kestirmek çok güç olsa da benim gönlüm tabii ki Juju'dan yana. Kim'in yaptığını yapmasını ondan daha da iyi olduğunu göstermesini istiyorum. Ha kazanamasa da bu Kim'den kötü bir tenisçi olduğu anlamına gelmeyecek tabii.



"Rüyandan da öte bir şey" bu diyor Juju, "Serena'ya karşı oynayacak olmaktan çok mutluyum zira bir Grand Slam daha kazanacaksam bunu dünyadaki en iyi oyuncuyu yenerek başarmalıyım."

(Foto: Reuters / Getty / AP)

Read more...

27 Ocak 2010 Çarşamba

gün sonu: avustralya açık 2010 - gün 10




Yarı finalde iki Çinli var. Melbourne'de neler oluyor? Bugün tam anlamıyla yabancıların rollercoaster diye tabir ettiği gibiydi. Başım döndü.

Jie Zheng'den sonra Çinliler bugün ikinci kez çeyrek final heyecanı yaşıyorlardı. Na Li, Venus Williams karşısında yarı final şansı arıyordu. Venus maça hızlı başladı. İlk seti 6-2 aldı. İkinci sette 5-4 öne geçti ve maç için servis kullanmaya başladı. Ancak Çinli raket buradan çok iyi çevirdi oyunu ve seti tie-break'e taşıdı. Bu oyunu da hanesine yazdırarak üçüncü seti gören 27 yaşındaki Li son sette kötünün iyisi olarak maçı kazandı.



İstastistiklere baktığımızda birbirine çok yakın sayılar görüyoruz. Bir zamanlar kadınlar turundaki en iyi servise sahip olan Venus'ün düştüğü durum içler acısı. 11 çift hata var rakibiyle arasında uçurum olan sayılardan, onu da daha fazla ace yaparak kapamış aslında. İlk servislerin oyuna girme oranlı rezalet, puan çıkarma oranları daha da rezalet iki oyuncu için de.



Çinlilier bundan 1-2 sene öncesine kadar devletin kontrolünde çalışıyorladı. Antrenman saatlerinden tutun da, maaşlarına kadar her şeyi kontrol altındaydı. Sonra Zheng ve Li resti çektiler. Buyurun çıkan sonuca bakın. Bir Grand Slam'de iki yarı final ve turnuva sonrası ilk 10'a girecek olan Na Li.

Peki ya Serena ne yaptı öyle. 6-4/4-0'dan sonra insnaüstü bir oyun. Karşısında devamlı maç sonu getiremeyen bir rakip olsa da oyunundaki değişimi fark etmemek olmaz. Azarenka'ya yabancılar Chokerenka diyorlar maç sonunda yitmesinden dolayı Nuage bilir. Sallayarak aklını başına getirmek isterim. İki oyun daha alsa negzel Williamslarsız bi yarı final izleyeceğidik.



Diğer maçın aksine burada sayılar arası uçurum. Winnerlarda ve acelerde Serena üstünlüğü bariz. İlk servislerin oyuna girme oranı Azarenka'da daha üstünse de bu servislerden puan çıkartma oranı Amerikalı'da daha iyi.

Erkeklerde de aynen geriden gelip kazanmalarla geçti gün. Federer güneşi gördü. Bence sevmedi fazla. Ya da Federer'İn tenis bilmeyen bir ikizi var. İlk sete o çıktı. Sonra tuvalet arası diye bizi yediler o arada değişti bunlar. Federer kariyerinde yaptığı toplam misshit sayısına ilk sette ulaştı. Güneş yavaş yavaş kortu terk ettiğinde Federer ilk seti kaybetmiş ikinci de ise 3-1 gerideydi.



İkinci setin beşinci oyununda bir backhand ve bir ace ile oyunu kazandıktan sonra her şey bir anda değişti. Federer çok iyi oynamaya Davydenko ise ilk setin tam aksine oynayamamaya başladı. Sanki Rus raket güneşle çalışıyor. Federer arka arkaya 13 oyun aldı. İkinci ve üçüncü setleri kazandı. Dördüncüde 2-0 öne geçti. Maç da koptu gibiydi zaten. Davydenko biraz toparlanır gibi olsa da, bir kaç etkili return ile servis kırsa da Federer alt etti onu.

Federer'in üst üste 23. Grand Slam yarı finali oldu. E oha be adam! Takdir ediyorum ama bugün yine hakeme "Challenge I said" diyerek "centilmenliğini" gösterdi. Neyse bu tip şeyler olur. Davydenko da bu yılki ilk mağlubiyetini aldı.



Günün son maçı Avustralya Açık 2008 finalinin rövanşı niteliğindeydi. İlk iki seti başa baş geçti karşılaşmanın ve karşılıklı paylaşıldı. Üçüncü sette psikolojik olarak bir anda çöken Tsonga seti 6-1 kaybetti. Dördüncü setin ilk iki oyunundan sonra Djoker midesinden problemler yaşadı. Maçtan önce ishal olduğu söyleniyor. Maçta da kusma isteği duymuş. O yüzden tuvalet molası aldı. Döndükten sonra da pek varlık gösteremedi açıkçası. Tsonga böylece ikinci kez yarı finale çıkmış oldu Grand Slamlerde.


 


Perşembenin Programı:

Rod Laver Arena (04:30)
Serena Williams(USA)[1] vs. Na Li(CHN)[16]
Justine Henin(BEL) vs. Jie Zheng(CHN)
(10:30)Marin Cilic(CRO)[14] vs. Andy Murray(GBR)[5]

(Foto: Reuters / Getty / AP)

Read more...
yasal uyarı (disclaimer diyor yabancı insanlar)

bu blogdaki fotoğrafların yüzde 99.9'u http://sports.yahoo.com adresinden alınmaktadır.. tüm hakları reuters, ap ve getty images'e aittir.. sanırım.. bu blog tarafsız bir tenis blogu değildir.. sevdiğim tenis oyuncularını kayırırım.. ama sevmediklerime hakaret etmem.. siz de etmeyin, çok ayıp.. yorum yazarken öyle tek cümlelik "saldır federer, vur kır nadal" tarzı yorumlarınızı yayınlamayacağımı göz önünde bulundurun.. merak ettiklerinizi ya da içinde cidden yorum bulunan yorumlarınızı göndermekten çekinmeyin.. tenisi sevelim.. boş alanlara kort dikelim.. teşekkürler..

ben olsam firefox 3küsür ve en az 1152x864 çözünürlükte dolanırım buralarda..

GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP